Yusuf Taktak’tan ‘Zamane’: ‘Adalet yürüyüşünden etkilenip kolajıma ayak biçimini ekledim’

Yusuf Taktak’tan ‘Zamane’: ‘Adalet yürüyüşünden etkilenip kolajıma ayak biçimini ekledim’

Ressam Yusuf Taktak’ın “Zamane” adlı yeni sergisi, Bodrum Yalıkavak’taki Mine Sanat Galerisi’nde 6 Temmuz’da açılacak. Serginin hazırlıkları sürerken Mine Sanat Galerisi Koordinatörü Ayşe Koçak, Yusuf Taktak’la serginin içerisi üzerine bir sohbet gerçekleştirdi. Yusuf Taktak, sergi başlığının anlamını “‘Zamane’ başlığı hem zamanlı isimlendirme hem de ‘güncel’in karşılığı. Bir yandan güncel gibi ciddiyet taşısa da, hafifseme anlamını yükleyebiliriz. Belki de izleyici resimlerin karşısında ‘n’olacak zamane resimleri işte!’ de diyebilir” sözleriyle özetliyor. Sergi hazırlıkları sırasında yaşadığı ilginç bir olayı ise şöyle anlatıyor: 

“Çalışırken TV’den Kılıçdaroğlu’nun ‘adalet’ yürüyüşünü başlatacağını duydum ve çok etkilendim. Hemen kolajın birine ayak biçimini ekledim.”

Ayşe Koçak: Mine Sanat Galerisi’nin etkinliklerinde çoğu kez destek oldunuz, zaten galerinin kuruluşunda da Adnan Çoker’in yardımcısı olarak çalıştığınız gibi, hem kendi kuşağınızı hem de birçok genç sanatçının sergi açmasına önayak oldunuz. Hatta galeri logosu da size ait. Galerideki “Zamane” serginiz ile ilgili konuşacağız ancak Mine Sanat Galerisi’nin kuruluşunu da anımsamak istedim...

Yusuf Taktak: Geçenlerde okudum; “...insanın yaşadığı coğrafya, kaderidir.” Bu küçük cümlenin anlamı çok sarsıcı. Sizin girişte belirttiğiniz Mine Sanat Galerisi’nin geçmişiyle ilgili sözcükleri düşününce bir zaman yolculuğuna çıktım. Kurulduğu yıllar, değiştirdiği mekânlarda ister istemez içinde oldum. Bir çeşit coğrafyam oldu. Elbette kişisel sergiler önemli. Yanı sıra; çok önemli, kavram yüklü grup sergileri ne yazık ki belgelenmediği için yok olup gittiler... Bu yakınmayı; İstanbul Resim ve Heykel Müzesi’nde oluşturduğum sergiler için de söyleyebilirim. 

Zaman kavramını, son yıllarda, sergi adı olarak kullandım. Bisiklete olan tutkum “zaman”ı keşfetmemi sağladı. Bisiklet insan demek aslında ya da benim yerime resim dünyamda yer alan bir figür.

Peki, neden kendiniz yer almıyor da bisikleti yeğliyorsunuz?

Sanat tarihini gözden geçirdiğinizde dolaylı anlatma yönteminin çokça kullanıldığını görürsünüz. Tabii ki, yola çıktığımda, tarihsel saptamalar yaparak değil bir sanatsal tutkuyla biçimi çok beğendim. Kaldı ki ilk yıllar, Akademi dönemi, tutkum olan motosikleti de içerik olarak içselleştirmiştim. Neden sonra, motora karşı çıkmam, çevre bilinci vesaire derken kendi gücümle yön verdiğim bisikleti buldum resimlerimde.

Motosiklet de bisiklet de devingen biçimler. İşlerinizin dünyasında içerik olarak durağan formlardan da söz edersek?

Resimlerin ya da az da olsa yerleştirmelerin tümü de devingenlik açısından yüzeyde yatay hareketlenmeler yapıyorlar. Dikeyler ise bir bakıma yere çakılı veya yukarı fırlayacakmış etkisi, enerjisiyle doludurlar. Etkisiz, hareketsiz gibi duran biçimlerin belirginliğini gösteren yanları da bulunmaktadır. Örnekse; çadır-üçgen-dikilitaş üçlüsünün benim düşünceme göre zaman faktörünü zenginleştirmede, pekiştirmede ya da anlamlandırmada görevleri vardır.

Saptadığınız biçimler önce tasarlanmışlar mıdır?

İşlerimin ortaya çıkışı çoğunlukla her defasında birer macera. Nedeni de çeşitleme (varyasyon) resmine eğilimimin olmamasından kaynaklanıyor. Çoğu zaman bildiklerimden kurtulup hayal ettiklerimin peşinden gidiyorum. Biliyorum ki; boş alan, tuval: dolu yani üç boyutlu, hacimli... Nesneler girdikçe kendiliğinden derinleşme, oylum, anlam netleşmeye başlıyor. (Oylum derken, yanlış anlaşılmasın, resimselden söz ediyorum. İki boyuta her zaman saygım olmuştur.) Bildiğim biçimlerin; örneğin bisiklet, dikilitaşın rol üstlenmesiyle “söz” tamamlanmaya adım atıyor. 

Son serginizden bahsedecektik sözde ama öncelere de gittiniz, tabii ki hatırlatmak bakımından iyi de oldu. “Zamane” sergisi ile düşüncelerinizi merak ediyorum.

Kuşkusuz, sergiler, sanatçılar için bir “söz” söyleme platformudur.  Yani bir nedeni olmalıdır işlerini insanlara göstermesi açısından. Mekânın Bodrum’da olması bizler açısından “rahat” gibi görünse de, her sergi gibi sancılar içinde hazırlıklar devam ediyor. Belki bu rahatlık izleyici için geçerli olur, umarım.

“Zamane” başlığı hem zamanlı isimlendirme hem de Arap kökenli bu kelimenin anlamı neredeyse şimdilerde çokça duyduğumuz “güncel”in karşılığı. Bir yandan güncel gibi ciddiyet taşısa da, hafifseme anlamını yükleyebiliriz. Belki de izleyici resimlerin karşısında “n’olacak zamane resimleri işte!” de diyebilir...

Sergi fikri ortaya çıktığında kolaj yapmaktaydım ki çoğu kez kolaja başvururum. Bu yöntemle, fikri geliştirmek ve ilginç deneylerle baş başa kalmak olası. Sadece kendimi değil öğrencilerimi de kolaj yapmaya özendirmişimdir. Klasik anlamda; taslak, tasarım da diyebiliriz.

Sergide kolajlara da yer vermek niyetindeyim. Boyalarla uzakta kalmadıklarını görmek istiyorum, galeri içinde.

Peki, önceki sergilerle bağlantıları var mı?

Olmaz mı! Az önce çeşitleme resmi yapmadığımdan söz etmiştim, ancak önceki işlerimle konuşmalar, yüz yüze gelmeler olacaktır. Bu durum süreklilik açısından değerlendirildiği gibi kopamadığım, mührüm olan biçimlerin girmek istemesiyle elbette anımsatmalar da kendiliğinden görünecektir.

Sergiyi hazırlarken aksilikler, ilginç şeyler oldu mu?

Bir tanesini anımsadım. Çalışırken TV’den Kılıçdaroğlu’nun “adalet” yürüyüşünü başlatacağını duydum ve çok etkilendim. Hemen kolajın birine ayak biçimini ekledim.

Asmalı Mescit, Haziran 2017

 
;

Yorum Yazın

Email adresiniz yayınlanmayacaktır.

Henüz yorum yazılmamış