Toprak şimdilik uykuda, Newroz gökkuşağında

Toprak şimdilik uykuda, Newroz gökkuşağında

Kürtler için bahar (belki de hayat) 1 Mart’ta değil 21 Mart’ta başlar. Adına Newroz Bayramı denilen bu gün baharın, dirilişin, doğanın uyanışının resmidir. Ortadoğu halklarının karşıladığı Newroz’a iki binli yıllardan itibaren Diyarbakır’daki kutlamalar damgasını vurmuştur. Hangi siyasal parti, mezhep veya inanıştan olursa olsun tüm Kürtleri ortak payda altında toplayan Newroz’da Diyarbakır’da bambaşka bir hareketlilik olur. Kentteki ilan panolarına Newroz afişleri asılır, kentin seçilmiş milletvekilleri, belediye başkanları bildiri dağıtarak insanları Newroz’a davet eder. Günler öncesinden şehir yurtiçi ve yurtdışından gelen insanlarla dolup taşar. Yöresel kıyafet diken terzilerin de işleri yoğun olur. Şifon, kadife, ipek kumaşların arasında en pırıltılı elbiseleri o güne yetiştirmeye çalışırlar. Kentin otelleri, turistik mekânları, ciğercileri farklı yüzleri ağırlar. Newroz sabahı erken saatlerden itibaren yollara dökülen insanlara sahne olur, belediye araçları tekmili birden üzerinde “Newroz alanına gider” ve “Newroz Piroz be!” yazısıyla halkı ücretsiz alanlara taşır. 

Özellikle kadınlar ve çocuklar bayram için özenle hazırlanmış rengarenk yöresel kıyafetleriyle bezenir. Alanda her zaman ön saflarda bulunan, göz kamaştıran çeşitlilikte allı morlu kıyafetli, kafalarında yöreye özgü poşular, tokalar, aksesuvarlar takılı kadınlara çarpar gözünüz. Adeta karnaval havasında geçen alanda seyyar satıcılar da yerini alır. Kentin ev sahipliğini yapan belediye başkanları, milletvekilleri, sivil toplum örgütü temsilcileri, yabancı heyetler protokoldeki yerlerini alır. Alandaki devasa Newroz ateşinin yakılmasıyla kutlamalar başlar. 

Bu yıl ki Amed Newrozu’nda saat 11’den önce kimsenin alana alınmayacağı belirtildiği için erken saatlerde yandaş medya mensuplarının boş alan fotoğrafı çekme hevesi bir saat geçmeden alanın dolmasıyla kursaklarında kalmış oldu. Amed yine yanıltmamıştı. Çok geçmeden insanlar akın akın gelmeye başladı kutlamanın yapılacağı parka. Üstelik alana insanları ücretsiz taşıyan belediye otobüsleriyle değil, bu kez kendi imkânlarıyla. Polislerin yoğun güvenlik önlemi alarak, didik didik arama yaptığı giriş kapılarında çok sayıda gözaltı olduğu da gelen bilgiler arasındaydı. Arama sırasında yan yana geldiğinde suç işlemek için teşekkül oluşturan üç renkteki (sarı, kırmızı, yeşil) poşuların, saç bantlarının içeri alınmasına izin verilmedi. Alana bu renklerdeki poşuyla girmek isteyen bir kadın, polise dönerek “iyi ama alandaki balonlar da bu renkte” deyince polisten “Orası bizi ilgilendirmiyor ama siz bununla giremezsiniz” diyerek mantığı zorlayan bir yanıt vermiş oldu. Alana alınmayanlar arasında seyyar satıcılar da vardı. Acıkanlar bir simide ulaşmak için bile alanın dışına çıkmak zorunda kaldı. 

Demirci Kawa’ya sansür

Newroz Tertip Komitesi’nin basın, protokol ve görevliler için hazırladığı kartın üzerinde Newroz efsanesinin aktörü Demirci Kawa’ya ise sansür uygulandı. Kartların üzeri beyaz sticker’la kapatılırken, üzeri açık olanların kartlarının geçersiz olacağı söylendi. Sahnede “Newroz piroz be” yazısının dışındaki pankartlara izin verilmedi. Sahne arkası için yapılan fona izin verilmemesi ise ses düzenini yapan firmanın reklamını yapmasına yaramış oldu. Bu yüzden uzun süre sahnede Murat Saund yazısını gördük. 

Alanda HDP bayraklarının yanı sıra sarı, kırmızı ve yeşil renklerde üzerinde “Hayır”, “Na” yazan bayraklar taşınırken yapılan konuşmalarda da referandumda hayır’ın güçlü bir biçimde çıkacağı vurgusu yapıldı.

Cezaevi protokolü

Protokolde ise Gültan Kışanak’ın, Fırat Anlı’nın, Selahattin Demirtaş’ın, Tahir Elçi’nin eşleri yer aldı. Kentin ev sahibi konumundaki belediye başkanları, HDP’nin genel başkanları, milletvekilleri ve parti yöneticileri ise her yıl yer aldıkları protokolde değil cezaevinde karşıladılar Newroz’u. Cezaevinden gönderdikleri ve uzun uzun alkış alan mesajla halkın bayramını kutladılar. 

Onca baskı ve engellemeyle gerilim yaratılarak, katılımın düşük olmasına çalışılan tek tip ve tek renge dönüştürülmek istenen Newroz’da; polislerin zorlamasıyla sunucuların sık sık belirlenen sloganların dışına çıkılmaması için yaptığı uyarılara rağmen değişmeyen tek şey; insanların coşkusu, attıkları slogan, yükselen Newroz ateşi ve alanda kaybolup, ağlayarak sahne arkasına getirilen çocuklar oldu. 

Her ne kadar renkleri soldurulmaya çalışılsa da kısa süreli yağan yağmurun ardından çıkan gökkuşağıyla; Newroz’un siyah ve beyazı değil gökkuşağının tüm renklerini barındırdığı bir kez daha görülmüş oldu. 

Fotoğraf: Bircan Değirmenci

 
;

Yorum Yazın

Email adresiniz yayınlanmayacaktır.

Henüz yorum yazılmamış