Advertisement

Taner Öngür’den kayıp İstanbul şarkılarına, içten bir saygı duruşu

Taner Öngür’den kayıp İstanbul şarkılarına, içten bir saygı duruşu

İlk grubu Volkanlar’dan uzun soluklu üyesi olduğu Moğollar’a, 50 yılı aşkın zamandır Türkiye’de rock müziğe emek veren Taner Öngür, 43.75 grubuyla heyecan verici yeni bir çalışmaya imza attı: “Elektrik Gramofon.” 

Bu longplay’de, unutulmuş ya da artık pek karşımıza çıkmayan 10 şarkının derlemesi var. Nedir o şarkılar? Seyyan Hanım’ın seslendirdiği “Ah Fatma” ile “Yaramaz”, Sadri Alışık’ın 1964 tarihli bir filminde söylediği “Tophane Rıhtımı”, melodisi hâlâ kulaklarımızda olan “Schiki Schiki Baba”, Nazire Sadet Hanım’dan “Gece Kuşları”, Faize Hasan Hanım’dan “Güzel Kadın Valsi” ve diğerleri… 

Taner Öngür, bu şarkıları “masumiyetlerine dokunmadan, orijinal düzenlemesini bozmadan” bir rock grubunun seslendireceği forma uyarladığını anlatıyor: 

1963'te müziğe başladığımda 14 yaşında idim, ilk grubum Volkanlar'la Şehzadebaşı Kulüp Sinemasında, günde beş defa, filmlerden önce müzik yapıyorduk. O yıllarda tüm dünyayı kasıp kavuran The Beatles, The Rolling Stones, Elvis Presley ve diğerlerinin şarkılarını, yani rock’n roll çalıyorduk. 

Rahmetli babam, müzik yapmam için bana çok destek olmuştu. Bir gün bana “Oğlum şu ‘çok yaşa sen Ayşe’ şarkısını çalsanıza” demiş, hatta melodisini de bağıra bağıra söylemişti. Ben de: “Baba bunlar çok eski şarkılar; biz rock'n roll çalıyoruz” diye cevap vermiştim. (“Çok yaşa sen Ayşe” Muhlis Sabahattin'in yazdığı Ayşe Opereti’nin, ana şarkısı idi.) 
Seneler sonra, bir arkadaşım, taş plak kayıtlarından oluşan zengin bir derlemeyle beni ziyarete geldi. 1900’lerin başından itibaren ülkemizde, gramofonlar için 78 devirli taş plak kayıtları yapılmıştı. O kayıtlar geçmişin ruhunu anlamak için harika bir yoldu. 
Zamanla, dinleye dinleye, bazı şarkılar kafamda yer etmeye başladı. Özellikle foxtrot, charleston, tango, vals gibi Batı dansları tarzında ama içlerine kibarca işlenen Türk müziği unsurları çok hoşuma gitti. En önemlisi ise, şarkılardan taşan masumiyet ve saflık hissiydi. 
Daha sonra, parçaları teker teker çalışmaya başladım. Seçtiğim bazı şarkıların, orijinal düzenlemesini bozmadan, iki gitar, bir bas ve davuldan oluşan bir rock grubuna uyarlamaya çalıştım. Amacım hem sahnede hem de plakta benzer bir sound'un oluşmasıydı. 
Bu şarkıları yaparken, benim için önemli olan, şarkılardaki masumiyeti, saflığı bozmamaktı. Sanırım bir ölçüde başardım.
 

Seyyan Hanım

Taner Öngür’e bu çalışmanın neden CD formatında değil de, plak formatında yayımlandığını sordum. CD’lerdeki ses kalitesinin daha yüksek olmasına karşın, geçmişten beri CD’lerin ona hep itici geldiğini söyledi. Plaklar ise ona göre hiçbir zaman ömrü dolmayacak, tedavülden kalkmayacak müzik iletim araçları. Ayrıca plak formatı, bu eski İstanbul şarkılarının ruhuna, masumiyetine, samimiyetine daha uygun. 

Taner Öngür, “Masumiyet ve samimiyete pek kıymet verilmeyen günümüz dünyasında ninelerimiz ve dedelerimizin saf ve belki bize yer yer komik gelebilecek duygularını hatırlamak önemli” diyor: “Onlar da bugün bizim yaşadığımız yerlerde yaşadılar. Fakat ne yazık ki haklarında bilgi bulmamız pek kolay olmuyor.”

“Elektrik Gramofon” bağımsız bir firma olan Tantana Record tarafından, numaralandırılmış olarak, yalnızca 250 adet üretildi. Önümüzdeki günlerde firmanın web sitelerinden sipariş verilebilecek. Öte yandan, Taner Öngür’ün de katılacağı iki etkinlikte hem plaklara ulaşılabilecek hem de şarkılar dinlenebilecek. Bunlardan ilki, 12 Eylül’de Heybeliada’da, (saat 16.00-19.00 arasında) Heybeli Sahaf’taki buluşma. Bir diğeri de 17 Eylül’de Kadıköy Arkaoda’daki Yerli Baskı Festivali. Ayrıca 9-10 Eylül’deki Kadıköy Plak Günleri'nde de plak satışta olacak.

Taner Öngür’ün anlatımıyla plaktaki tüm şarkıların hikâyesi ise şöyle:

Şecaattin Tanyerli

1. yüz: 
İlk şarkı “Karakız”ı Bayan Neriman’ın seslendirdiği versiyondan uyarladım. Biraz araştırınca, zaman içinde farklı yorumlarının da yapıldığını gördüm. Mesela TRT Türk Sanat Müziği Korosu bile, o “katı” ve “ciddi” duruşlarını bozmadan, bu aslında “oynak” diyebileceğimiz parçayı icra etmeye çalışmış. Oysa beni cezbenden tarafı ise, şarkının “surf rock” tarzına çok iyi uyması idi. 
İkinci şarkı "Ah Fatma" Seyyan Hanım'ın sesinden… İlginç düzenlemesi ve “kulak kurdu” nakaratı beni etkiledi. Dinlediğim kaydın başlarında, Seyyan Hanım’ın neredeyse rap - hip hop tarzında sayabileceğim, hızlı hızlı söylediği bir bölüm var ki, ne yazık ki o bölümdeki sözleri çıkarmam mümkün olmadı; gitar melodisi şeklinde yorumladım (eğer “o bölümdeki sözleri ben çıkarırım” diyen bir babayiğit varsa, buyursun, makbule geçer) 
Üçüncü şarkı “Gece Kuşları”; Nazmiye Sedat Hanım’ın söylediği versiyon ve sözleri çok acayip : “Bunlar gece kuşları / Azılı bakışları / Kızıl bir ihtirasla / Deler karanlıkları”… ürkütücü ! 
Dördüncü şarkı “Hamsi Cha Cha”yı, 50’ler ve 60’ların ünlü tango şarkıcısı Şecaettin Tanyerli versiyonundan dinledim. Bazı kaynaklarda bir okul şarkısı olduğu söyleniyor. Herhalde çocukları balık yemeye teşvik etmek için yazılmış. 
Beşinci Şarkı “Schiki Schiki Baba” Kafkaslar, Ortadoğu ve Balkanlar’da çok sevilen bir şarkı. Pek çok şeyde (ve meşhur “Misirlou”da olduğu gibi) herkes kendine ait olduğunu iddia ediyor. Tabii bizde en çok Kemal Sunal'ın meşhur sanal minibüs yolculuğu sahnesinden hatırlanıyor. Bense 2010 yılında televizyonda yayınlanan, küçük çocukların şarkı söylediği, "Bir Şarkısın Sen" isimli programda, Berna ve Berkan'ın söylediği versiyondan yola çıktım. O programda orkestra şefi ve aranjör olan Metin Özülkü'nün titiz düzenlemesi bana yol gösterdi. Ama biz, “Schiki Schiki Baba”nın şu ana kadar hiçbir yerde rastlamadığım rock'n roll yorumunu gerçekleştirdik. 

2. Yüz: 
İlk şarkı
"Rampa" Mahmure Handan Hanım'ın sesinden. Şarkının girişindeki parodiyi orijinal kayıttan alıp ekledim. Vapurların Galata Köprüsü’ndeki iskelelerden kalktığı zamanları hatırlatıyor bana. Beyoğlu, Karaköy falan… “İstanbul’un şen kızı / Yanakları kırmızı…” 
İkinci şarkı "Güzel Kadın Valsi" Faize Hasan Hanım’ın söylediği versiyondan… 50'li yıllara kadar, erkeklerin, kadınlara hitaben yazdığı şarkıları, nedense kadın şarkıcılar seslendirmiş - erkekler şarkı söyleme konusunda biraz utangaçtılar herhalde. Çok güzel melodileri olan, harika salınımlar yapan bir vals… 
Üçünü şarkı "Tophane Rıhtımı”nı Sadri Alışık’ın 1964'te bir filmi için seslendirdiği yorumundan yola çıkarak bir rockabilly şarkısına dönüştürmeye çalıştım. Hulki Aktunç'un 70'lerde yayınlanan "Argo Sözlüğü" kitabında şiir olarak daha uzun ve geniş bir versiyonu vardı. Osmanlı’nın son dönemlerinde, kendilerine “Apaş” diyen, fesleri yana yatık, pala bıyık, beyaz gömlek, ceketler omuza atılmış, ayakta ‘yumurta topuk’ ayakkabılar falan, birtakım tiplerin (kabadayılar ya da olmaya çalışanlar) Galata Köprüsü altında toplanıp esrar içerken, söylediği şarkı imiş. “Sarıkız” diye birtakım terimler de geçiyordu şiirde… Tophane, İstanbul'un en eski limanı; doğal olarak çalışanı çok. Dolayısı ile o bölgedeki yerleşim, bir batakhaneler manzarası yaratıyordu herhalde: meyhaneler, bekar odaları, falan filan… Sadri Alışık’ın o “geç versiyonu”nda bile bu hava sezilebiliyor. 
Dördüncü şarkı “Yaramaz” yine Seyyan Hanım'ın sesinden, tipik bir “swing era" şarkısı. Foxtrot ya da Charleston deniliyordu o yıllarda (30'lar, 40’lar). Babam o yıllarda İstanbul’da “dancing”ler olduğunu, hafta sonları bu mekanlara gidip, dans ettiklerini anlatmıştı. 
Son şarkı “Zehra” ise Bayan Hikmet yorumundan. Eski bir Yunan tangosu olduğu söyleniyor. Ya da yunanlılar bizdeki şarkıyı sevip almış olabilirler. Fakat ben Bayan Hikmet'in versiyonunu dinleyince, Polinezya, Hawaii adaları tarzı (exotica ) bir ritim yürüyüşü hissettim ve öyle bir düzenleme yaptım. Bu haliyle dinleyince Zehra'yı sisli bir günde, sahilde yürürken görür gibi oluyorum. 

Ve Taner Öngür’ün teşekkürü:

Bu kayıtlarda, benimle birlikte müzik yapan 43.75'ten Haluk Önol, Emre Ekşi ve Ayberk Kınık’a; kapak görseli de dahil olmak üzere bu döneme dair pek çok bilgiye ulaşmamı sağlayan “Git zaman gel zaman” kitabının yazarı Cemal Ünlü ile “Gramofon çağı - ıvır zıvır tarihi” kitabının yazarı Gökhan Akçura’ya çok teşekkür ederim. 
Okuduğunuz ve dinlediğiniz için de teşekkürler. 

;

Yorum Yazın

Email adresiniz yayınlanmayacaktır.

Henüz yorum yazılmamış