Stefan Zweig’ın ‘Satranç’ kitabının Türkiye’deki ilginç öyküsü

Stefan Zweig’ın ‘Satranç’ kitabının Türkiye’deki ilginç öyküsü

“Satranç”ı, Stefan Zweig 1942’de intiharından hemen önce yazmış. Orijinal adı “Schachnovelle” olan kitabın basım serüveni hakkında 1942’de Buenos Aires’te sınırlı sayıda bir ilk baskının ardından 1944’te New York’ta İngilizce olarak yayımlandığı bilgileri var. 

Zweig, başka türlerde de eserler vermiş olmasına rağmen “biyografi” türündeki eserleriyle tanınmaktadır. “Montaigne”, “Fouche”, “Üç Büyük Usta: Balzac, Dickens, Dostoyevski” bu türdeki çok sayıdaki çalışmasından birkaçı. 

“Satranç”, Zweig’ın psikolojiyi başarıyla kullandığı kitaplarından biri olarak kabul edilmektedir. New York’ta Buenos Aires’e hareket eden bir gemide yolcular arasında dünya satranç şampiyonu da vardır: Czentovic. Taşralı ve satranç dışında hiçbir entelektüel melekesi olmayan bir tiptir. Yolculardan biri olan anlatıcı onu yakından tanımak istemektedir ve gözlemlemektedir. Gemideki başka yolcularla birlikte, herkesten uzak duran bu şampiyonla ancak satranç yoluyla ilişki kurabileceklerini düşünürler ve zengin bir yolcunun para karşılığı oynama teklifine evet demesiyle şampiyonla oyun oynamaya başlarlar. Şampiyon tek başına iken yolculardan bir grup ona karşı birlikte oynamaktadırlar. Şampiyon Czentovic onları kolayca yener. Fakat ikinci oyunda yolculardan Dr. B.’nin oyuna karışmasıyla şampiyonun işi zorlaşır. Hikâye, Dr. B. ve onun satrançla olan ilişkisini II. Dünya Savaşı günleri Almanya’sını da yansıtarak sürecektir.   

“Satranç”ın Türkiye’deki yayımlanma serüveninde şaşırtıcı bir başlangıç var. “Satranç” ilk olarak, İstanbul, Ankara gibi kentlerde değil de Adana’da Türksözü gazetesinde tefrika ediliyor. Hem de kitabın yayımlanmasından kısa bir süre sonra. Tefrikanın başlangıç tarihi 23 Eylül 1944. Tefrika ekim ayının sonlarına kadar sürüyor. Çeviriyi yapan ise aynı zamanda gazetenin sahip ve yöneticilerinden biri olan Nevzat Güven. 

Tefrika, tamamlanmasından kısa bir süre sonra “Satranç Oyuncusu” adıyla kitap olarak basılıyor. “Satranç”ın Türkiye’deki ilk çevirisi ya da çevirilerinden biri bu kitaptır. İlklerden biri deme sebebim 1944 tarihini taşıyan bir “Satranç” çevirisi daha olması. Burhan Arpad tarafından “Yalnızlık Kâbusu” adıyla Almancadan yapılan bir çeviri daha vardır. “Satranç”, aynı yıl içinde hem Burhan Arpad hem Nevzat Güven tarafından Türkçeye çevrilmiştir. 

“Satranç Oyuncusu”na büyük kütüphaneler dışında ulaşmak zor. Ben, Adana’da yaşamını sürdüren Nevzat Güven’in oğlu Barış Güven’e ulaşarak ondaki baskıdan ve anlattıklarından yararlandım. Barış Güven, babasının kitabı Fransızca baskısından çevirdiğini söyledi. 

Stefan Zweig’ın “Satranç”ını okunacaklar arasından öne alıp hemen bitirme sebebim geçtiğimiz günlerde “satranç oynamak günah mıdır değil midir” provokasyonu olmuştu. Aradan biraz zaman geçti bu gündem unutuldu bile. Ben Ankara’da olan Barış Ağabey’i bekliyordum. Kitabın görebileceğim tek örneği ondaydı. 

“Satranç”ın Türkiye’deki ilk baskısından bahsettiğim bu yazıda sevgili Barış Güven’le ilgili bir “ilk”i de hatırlatmak isterim. Barış Güven, “Türkiye’de Barış ismi verilen ilk kişi büyük ihtimalle benimdir” diyor. Bugün 1 Şubat, Barış Manço’nun da ölüm yıldönümü. Barış Güven, Barış Manço’nun TV’de “ilk Barış benim, benden daha yaşlı bir Barış varsa lütfen bana ulaşsın” şeklinde açıklaması olduğunu fakat bu durumu bildirmek için Barış Manço’yu aramadığını da söyledi. Barış Güven 1935 doğumlu. Babası Nevzad Güven’in uzun yıllardır süren “Habeş Savaşı”nın bitmesi üzerine kendisine bu adı koymuş olduğunu söyledi. 

 

;

Yorum Yazın

Email adresiniz yayınlanmayacaktır.

Henüz yorum yazılmamış