Savaşın fiziği: Troas

Savaşın fiziği: Troas

Türkiye’de son zamanlarda fiziksel tiyatro örneklerinde gözle görünür bir artış oldu. Bu örneklerin en önemlilerinden biri hiç şüphesiz 2016 Ağustos ayında, Türk, Yunan ve Polonyalı sanatçılar arasında sanatsal ve yaratıcı bir diyalog oluşturmak adına kurulan Teatr Andra’nın “Troas” adlı oyunu. Dimitris Dimitriadis tarafından yazılan, Alexandra Kazazou tarafından yönetilen oyun, erkeklik kodları üzerinden inşa edilen savaşın erki tesis etmeye çalışırken erkekleri nasıl ezdiğini ve paramparça ettiğini anlatıyor. Oyunun şiirsel şiddetini bedenlerinde cisimleştiren Kerem Karaboğa, Salih Usta ve Cem Üzümoğlu, farklı eril bedenlerin savaşa verdikleri tepkilerle seyircileri çok farklı bir atmosferin içine alıyor.

Oyunun en güçlü mesajı, belki de savaşın tek tür bir erkeklik barındırmaması. Salih Usta’nın çelimsiz ve kırılgan bedeninden, Cem Üzümoğlu’nun savaşçı ve Kerem Karaboğa’nın hükmeden ve kendi hükmünden tiksinen bedenlerine savaşın farklı türlerde erkeklikleri ve bedenleri barındırdığını görüyoruz. Üstelik her biri birbirinden farklı olan bedenler de oyun boyunca aynı kalmıyorlar. Bu açıdan özellikle groteskten absürte, Meyerhold’dan Grotowski’ye ve Terzopoulos’a hepsi fiziksel olan ama farklı beden ve ses kullanımları barındıran oyunculuklar arasında yaptığı ani ve keskin geçişlerle Kerem Karaboğa, seyircileri savaşın yarattığı farklı duygudurumları ve anlamlar arasında ustalıklı bir şekilde kah o yöne kah bu yöne taşıyor. Karaboğa, her zaman “yüce” olarak konumlandırılan savaşın tiksintisini bir paradoks olarak kendi bedeninde yeniden kurguluyor.  

Bu bedenlerin, fiziksel olarak farklı erkeklikleri inşa etme dışındaki bir işlevi de savaşın manzarasını sahnede kurmaları.  Bazen savaş duruş ve pozlarıyla, kahraman bir ordunun farklı fotoğraflarını sunarken, bazen de biri diğerinin sedyesi ya da korkusunun gölgesi halini alabiliyor. Oyunun sonlarına doğru bedenlerin tamamı yeryüzünün en büyük laneti olan savaşın kaybolmuş ruhları olarak kıyameti sahne üzerinde resmediyorlar. Bedenleriyle bir savaşın farklı hallerinin manzaralarını sadece beden, ışık ve karanlık arasındaki ilişki üzerinden kuruyorlar. 

Oyundaki tüm erkekliklere tezat tek karakter, çocuk oyuncu Ayça Güler’in canlandırdığı küçük kız çocuğu. Bu çocuk sahneye çıktığı andan itibaren sadece susarak ve durarak sürekli düşen ama ayağa kalkıp yoluna devam eden asker bedenler arasında kalan tek şey. Erkeklere ve erke karşı savunmasız bir beden, bir karakter değil. Bir masumiyeti de temsil etmiyor. Sadece durarak beraberinde getirdiği sesle savaş tarlasını tarumar ediyor. Ama sonra gidiyor. Bu zamansız ve anlamsız savaşın arkasında ne kaldığını merak ediyorsunuz. 

Her şeyin hem binlerce yıllık bir tarih kadar uzak hem de her an gerçekleşebilecek kadar yakın olduğu oyunda işte bu dört farklı oyuncu ve dört farklı beden arasında kurulan ilişki, bedenlerin hareket renkleri arasındaki benzerlikler ve ayrışmalar üzerinden seyirciye çok farklı teatral bir dünya ve deneyimin kapılarını açıyor.  

Tüm sezon boyunca merakla izlenen Troas, hem ev sahibi hem de destekçisi Theatron’daki 8 ve 15 Mayıs’taki temsillerinden sonra  bu sezona veda edecek.  

Yazan: Dimitris Dimitriadis
Yöneten: Alexandra Kazazou
Çeviri: Burcu Yamansavaşçılar
Oynayanlar: Kerem Karaboğa, Salih Usta, Cem Üzümoğlu, Ayça Güler
Sahne ve Işık Tasarımı: Karol Jarek
Müzik: Petros Malamas, Nefeli Stamatogiannopoulou
Ses Tasarımı: Stelios Koupetoris
Yönetmen Yardımcıları: İpek Seyalıoğlu, Mertcan Semerci
Teknik Ekip: Didem Kırış, İpek Seyalıoğlu
Diğer tarihler: 8 ve 15 Mayıs 2017
Saat: 20.30
Bilet fiyatı: Öğrenci 30 ₺ Tam 40 ₺
Rezervasyon: 0 541 739 47 24
kadikoytheatron@gmail.com
http://www.kadikoytheatron.org/rezervasyon.html

 

;

Yorum Yazın

Email adresiniz yayınlanmayacaktır.

Henüz yorum yazılmamış