Şair Akif Kurtuluş’tan hocasını ihbar eden muhbir öğrenciye mektup

Şair Akif Kurtuluş’tan hocasını ihbar eden muhbir öğrenciye mektup

Son dönemde karşımıza çıkan bir durum var: İktidara biat edenler, yakınlarındakilerin Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı eleştiren sözlerini hakaret varsayıp onları ihbar ediyor. Bir benzeri Bilgi Üniversitesi’nde yaşandı. İletişim fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Zeynep Sayın Balıkçıoğlu’nun derste söylediği iddia edilen sözlerinin ses kaydı öğrencileri tarafından “Cumhurbaşkanı’na hakaret ettiği savıyla” internette servis edildi. İktidara yakınlığıyla bilinen basın üniversiteye Balıkçıoğlu’nu görevden alma çağrısında bulundu. Sonrasında Bilgi çağrıya uydu ve öğretim görevlisinin üniversiteyle ilişiğini kestiğini duyurdu! Üniversite yönetimine tepki yağarken, bir eleştiri de şair Akif Kurtuluş’tan geldi. Akif Kurtuluş, öğretmenlerini ihbar eden –tüm– öğrencilere bir mektup yazdı. Aktarıyoruz:

Bugün hocanın görevine, senin ihbarınla son verildiğini öğrendim.

Kimse seni muhatap alıp böyle bir mektup yazmayacaktır. Ya alkışlanacaksın, ya da benim gibi sana kızgın ve öfkeli olanların küfür ve hakaretine maruz kalacaksın.

Sana kızgın ve öfkeliyim ancak hakaret cümlelerine başvuramayacağım. Kendimi o kadar çaresiz hissetmiyorum. Seninle ilgili kuracağım birçok cümle var. Bu cümlelerim senin için ne ifade edecek, okuma fırsatın olacak mı, bilmiyorum. Ancak bu mektubu okuma fırsatın olursa eğer, çok büyük bir ihtimalle yarıda bırakacak ve bana ağız dolusu küfürler edeceksin.

Şu anda, öğrencisi olduğun Üniversite seni el üstünde tutuyordur.

Ancak senin hayatın çok zor olacak. Bunu şu anda anlayacak bir ruh haline sahip değilsin. Çok büyük, çok önemli bir iş yaptığını düşünüyorsun.

Seni şu an baş tacı yapan Üniversite yönetimi benzeri muktedirler olacak hayatında. Daha önce benzer bir şeyi yaptın mı nereden bileyim ama emin ol, hocanı ihbar etmekle o muktedirleri bir mıknatıs gibi çektin.

Muktedir, senin gibi muhbirlerin yakasından düşmez artık. Sen hocanı ihbar ettiğin günden önceki birisi değilsin. Senin bütün iplerin bundan böyle o muktedirlerin elinde.

Bundan böyle senin hayatında "neden", "ya öyle değilse" gibi soruların, "bu tespitin doğruluğundan emin değilim" benzeri şüphelerin olmayacak. Artık senin cevapların bile olmayacak. "Tabii efendim" diyeceksin bundan sonra, "Emredersiniz komutanım", "Siz nasıl uygun görürseniz..."

Kurtarılacak vatanın, korunacak ailen, ömrünü vakfedeceğin iş hayatın olacak.

Şunu bilmiyorsun ama. O vatan senin vatanın değil, seni bir ihbar robotu yapacak olanların rant kapısıdır. Hayatın bu kapıların önünde geçecek.

Koruyacağın ailen senin sevginin eseri olmayacak. Muktedirinin sana ezberlettiği ahlak kurallarında debelenip duracaksın, eşini döveceksin bunun için. Hocanın ihbar ettiğin gün senin sırtını sıvazlayanlar, kadının o şiddeti hak ettiğine seni inandırdı bile.

İş hayatın olacak ama iş arkadaşların olmayacak senin. Gammazlayacakların olacak, onların omuzlarına basarak patronunun omuz başına çıkacaksın.

Bilmediğin bir şey daha var. Senin için, ihbar ettiğin düşüncenin ne olduğunun hiçbir önemi yok. Değer diye takındığın ne varsa, hiçbiri sana ait değil. Bütün muhbirlerin ortak kimliğidir, bu.

Ama bir gün, şu an senin bilemediğin Son Kullanma Tarihi'n gelecek. Seni içine aldıkları dünyanın sert ve acımasız gerçeğidir. Kapağını açmadan seni atacaklar.

Belki o gün dönüp hocanın büyük bir iştah ve görev duygusuyla kaydettiğin dersini dinlersin. Dinlememiştin çünkü.

Ona bu gün bir şey olmadı.

Sen bugün çok şey açtın başına. 

;

Yorum Yazın

Email adresiniz yayınlanmayacaktır.

Henüz yorum yazılmamış