Advertisement

sadece katili değil yazarı da yargılamak

sadece katili değil yazarı da yargılamak

üç hafta bile olmadı; duvarlar, vitrinler, sokaklar, kafeler, her yer, pembe balon, kırmızı kalp, dantel, fiyonk doluydu. evde bekleyenleri, akşam yemeğini, taşan kirli çamaşır sepetini unutamayarak, iyice uzayan iş saatlerine dayanmaya çalışan, evde bitmek bilmeyen bir çileyi hayat niyetine yaşayan milyonlarca kadının sırtına yeni bir yük daha yüklenmişti bir kere daha; “hatırlayacak mı”, “hediye alacak mı”. 

bir düşünelim, bir çift tatlı söz, bir armağan, bazen plastik olan bir gül, bir ömre değer mi? 

bir haftadır her yeri kaplayan mor balonlar, mor kurdeleler, mor indirimler, mor sözler, mor basın açıklamaları, mor vaatler, –binlerce yıldır morartılmış gözleri, yüzleri zaten iyileştirmez de– o milyonların çelimsiz ruhlarına, hep biraz eksik, hep biraz karartılmış hayatlarına güç verebilir mi? bunun için senede bir gün, yeter mi? aşkın tahribatını mücadele onarabilir mi? sanatın da bununla ilgili söyleyeceği bir söz yok mu?

malum, derdini bir biçimde anlatabilme şansına, ayrıcalığına erişmiş ve bunun sayesinde benlikleri serpilmiş bunca erkeğin sırtlarını topluma dayayarak, imkân olduğunda devlet ve sermayeden de güç alarak kadınlarla ilgili gözlem, tahlil, tespit, şaka –artık allah ne verdiyse– yapmalarını kültür ve sanat başlıkları altında ele alıyoruz. çok zeki, çok acımasız, çok cesur, çok eleştirel, çok yaratıcı, çok merhametli, çok akıllı, çok ince düşünceli, bir ergencesine öfkeli, bir anne anlayışında ve şefkatinde, çok erkek kafası dolaşıyor aramızda, binyıllardır. şefkatleri, anlayışları erkeklere, öfkeleri, eleştirileri, cesaretleri kadınlara. evet, sanat bal gibi taraf tutuyor ve artık ezenin, sömürenin, sömürgecinin, egemenin tarafını tutana saygımız yok. pipiler, çükler kendilerine ve başkalarına keyif de verebilir. ama fallus artık sadece can sıkıyor, evet sanatta, kültürde ve edebiyatta da. 

büyüyünce “koçum benim” olması beklenirken öküz olmuş anasının kuzuları, anasının gözleri git gide daha fazla çürük kokuyor. o kokunun kaynağını kurutmak, hayatımızı, edebiyatı, kültürü ve sanatı havalandırmak herkese iyi gelecek. 

şükür, yüzyılı aşkındır, keskin zekâ ve kalem sahibi birçok kadın, kan da dökmeden bunu yapmayı başarıyor. ve esas olarak onların cesareti, eleştirisi, çabası sayesinde kadınların da kendilerini bulabileceği kültür ve sanat üretiliyor. o eleştiri ve cesaret zaman zaman, eylemlerin, açıklamaların, yürüyüşlerin bile ötesinde bir etki yapıyor hayatımıza. 

bu taze nefesten hepimize bir fırsat, bir imkân, belki başka bir hayat ve sanat. 

 
;

Yorum Yazın

Email adresiniz yayınlanmayacaktır.

Henüz yorum yazılmamış