Oğlum Adam Olacak: Bir ustanın anıları

Oğlum Adam Olacak: Bir ustanın anıları

Hepimizin hafızasına kazınan jenerik müziğiyle, karakterleriyle, yayınlandığı Pazar akşamlarının vazgeçilmezi olan “Bizimkiler”in yaratıcısı ve yapımcısı Umur Bugay, belli bir yaşın üzerindeki tüm TV izleyicilerinin aşina olduğu bir isimdir. Yakın arkadaşları Zeki Ökten ve Kemal Sunal ile işbirliğinin eseri olan “Kapıcılar Kralı” da Yeşilçam’ın klasikleri arasında yer alır. Zeki Alasya-Metin Akpınar’ın canlandırdığı Devekuşu Kabare için yazdığı skeçleriyse tiyatro severlerin unutamadığı fenomenlerdendir. Kısacası Umur Bugay, hangi yaratıcı alana el atmışsa alnının akıyla çıkmanın ötesinde tarihe not düşülen işlerin de imzacısı olmuş bir usta. Bu büyük usta şimdi hayat hikayesinden derlediği keyifli anıların bir araya toplandığı “Oğlum Adam Olacak, Anılar-Öyküler” kitabıyla karşımızda. Kitapçıda görüp hemen alarak bir çırpıda okuduğum kitapta yok yok.

İstanbul Üniversitesi, Edebiyat Fakültesi Felsefe ve Sosyoloji bölümlerindeki lisans eğitiminin ardından tiyatroya gönlünü kaptıran ve uzun yıllar aktör olarak bir çok tiyatro grubunda çalışan Bugay’ın bu yıllara dair anıları, onu sadece Bizimkiler ile tanımış bir çokları için şaşırtıcı satırlarla dolu. “Pir Sultan Abdal” oyunuyla çıktıkları Elazığ-Dersim turnesinde insanların ölümüne neden olan acı olaylar, karakolda Ayberk Çölok, Tuncer Necmioğlu ve Âşık Nesimi Çimen ile bıyıklarının yolunmasına kadar varan türlü işkenceler. Türkiye İşçi Partisi üyesi olarak yaptığı çalışmalar ve diğerleri, Bugay’ın yaşamının farklı yönleriyle tanışacağı bir yolculuğa çıkarıyor okuyucusunu. 

Ağabeyi heykeltıraş ve akademisyen Saim Bugay’dan aldığı Paris mektuplarının bir kısmını da kitaba dahil eden Bugay, ailesindeki tek yetenekli ve sanatçı kişiliğin kendisi olmadığını fark etmemizi sağlıyor. Ekonomik zorluklarla geçen yılların, evlenip çoluk çocuğa karışınca ikiye katlanan geçim derdinin ve kirada geçen 30 yılın anlatıldığı satırlar Bugay’ın “Bizimkiler”e uzanan yolda anlattığı hikâyeleri nasıl yaşayarak biriktirdiğinin ipuçlarını verecek okuyucuya. 

Umur Bugay, mizah yazarı olduğunu, anılarını kaleme aldığı bu kitaptaki tarzıyla bir kez daha hatırlatıyor bizlere. En hüzünlü, acıklı anılar bile Bugay’ın kaleminde hayatın birer cilvesiymişcesine tebessümle anlatılıyor. Tiyatronun, edebiyatın, sinemanın en önemli isimlerinin tam ortasında yer aldığı anılar, 50’lerden 90’lara uzanan bir süreçte memleketin hallerine de tanıklık etmekte. Yaşar Kemal’den Ruhi Su’ya, Yılmaz Güney’den Tuncel Kurtiz’e, Özbekistan’dan Bulgaristan’a, Almanya’ya uzanan geniş bir insanlar ve mekanlar topluluğu ile çıkıyor karşımıza Umur Bugay. Üsküdar’ın artık olmayan eski sinemalarından, boğazdaki yalılara, 6-7 Eylül olaylarında babası Ömer Lütfü Bugay ve göğsündeki İstiklal Madalyası’nın oynadığı rolden, “Devr-i Süleyman” adlı tiyatro oyununun başına gelenlere kadar çok renkli anılar birbiri ardında sıralanıyor. Kitabın sonlarında ise efsane dizi Bizimkiler’in ilham kaynağı olan gerçek mekân ve kişileri ilk kez kamuoyuyla paylaşıyor Bugay.

Bu dolu dolu ve hikâye tadında anılar arasından bir tanesini, tadımlık niyetine paylaşalım:

Binbaşı, bir süre sonra film alma işini tamamen bana bıraktı. Onun jeep’iyle haftada iki gün Beyoğlu’na çıkıyor, Çiçek Pasajı, Krepen’e uğruyor, arkadaşlarımla buluşuyordum. Hafta arası Piyade Okulu öğrencilerine, hafta sonları da subay ve astsubaylara ailelerine, çocuklarıyla birlikte film gösterisi vardı. 1 liraya çoluk çocuk, meşrubat, mısır patlağı dahil, Kurtköy, Pendik, Soğanağa’daki evlerinden servislerle alınıyor, sezonun en yeni yerli filmlerini izliyor, servislerle tek tek evlerinin kapılarına kadar bırakılıyorlardı.  O günlerde Üstün Karabol ile Ülkü Tamer, film ithalatı işine girmişlerdi. İçlerinde İngmar Bergman’ın da olduğu İsveç Sinemasının ünlü yönetmenlerinin filmlerini getirdiler. Ben de o hafta Knut Hamsun’un “Açlık” romanından uyarlanan filmi aynı adlı filmi alıp gösterime girdim. Pazartesi okulun bahçesinde bir aşağı bir yukarı yürürken “Teğmeen, gel buraya bakiim” emriyle döndüm. Çatık kaşlı Albay, “o geçen akşam seyrettiğimiz film neydi öyle be?” diye başladı. “İçimize fenalık geldi, herif kendini oradan oraya atıyor, çöp tenekelerinden yiyecek topluyor...” “Getirecek başka film bulamadın mı, bize yazık değil mi be, uyuttunuz hepimizi.

Oğlum Adam Olacak, Anılar, Öyküler - Umur Bugay, Tarihçi Kitabevi, Ocak 2017, 288 sayfa

;

Yorum Yazın

Email adresiniz yayınlanmayacaktır.

Henüz yorum yazılmamış