Advertisement

O kadar mı umutsuzdun ülkenden Barış?

O kadar mı umutsuzdun ülkenden Barış?

Bir düş, öyle bir düş ki kemanın ruhuna inmek. Bedeninin ince detaylarını tanıyıp sonra içindeki ruha karışmak… Çene altı ve omuz arasında hafif sıkıştırarak tutarken gövdesini ne sıkmak ne de gevşek bırakmak. Böyle tutunca iki nefes de birbirine karışıp bir bütün olur.   Tellerine yayla dokunurken, incitip küstürmemeli de… İnce ve hassas ruhludur. Daha yay tellerin üzerinde notalara dokunurken duygularını belli eder keman. Kırılır, küser ya da sevinir, coşar…  Kemanı ancak keman gibi ince ve hassas bir ruh eline alıp yüreğinde taşıyabilir, Barış gibi, âşık bir genç.

Kemanın yayına dokunmak, notaları müziğe dönüştürmek yetmiyor Barış’a. Onu daha iyi keşfetmek için, kendi ülkesinde bulamadığı imkânları aramak için yolculuğa çıkacak. Önce gece gündüz çalışıp para kazanacak.  Hayat sigortası, iş güvencesi umursamıyor bunları.  Yeter ki kemanıyla daha yakın olabilsin onu anlayabilsin. Onun istediği eserleri ya da yapacağı besteleri kemanın ruhuna katıp aşkla erisin… İşin sırrını bir usta ona öğretsin, gerisi kolay, kendi özgünlüğünü zaten bulacak, o zaman kemanını uçuracak güneşe, aya, yıldızlara… O ustayla ülkesinde buluşamayacak, biliyor Barış. Yaşadığı coğrafyanın Yazgı’sına yazgılı olmak da istemiyor. Daha birkaç hafta önce, müzik bölümünde okuyan yaşıtı Kemal Kurkut’un sırtından vuruluş anlarının fotoğraf karelerini, muhakkak anımsıyor sıkça. Fotoğraflarda ölü doğan çocukları, fotoğrafçının öldürmediğinin de farkında. Kendi ismine dönüyor, boş bir hayali, ‘Barış’ı öylece askıdan indiriyor. Belki de bu yüzden kemanıyla birlikte kaçış planlarını hızlandırıyor.

Çıktığı tüm yollar Hades’in duvarlarıyla örülü oysa. Barış bunu çok iyi biliyor. Ayetlerin neden tozlu raflardan indirilip ortaya döküldüğünü de. Poseidon’un o duvarları büyük dalgalarla her seferinde patlatarak, Hades’e taze ölüler sunmak için can attığını da. Öldürmenin övücü olduğunu da… Öldürülenlere yerin altının vaat edildiğini, yakıp yıkanlara, gözünü kan bürümüşlere, cennetin anahtarının sunulduğunu da. Biliyor. Yazgıya inat mülteci umudu taşıyor, kemanıyla…  

Mülteci olan kim, Barış?  Kemanın mı? Kaçarak kimin yazgısını değiştireceksin? Yoksa kemanın böyle bir yazgısı olmasın diye mi bütün çaban?  

Poseidon aç gözlüdür, Barış! Kabarıyor kabarıyor sonra kocaman açık ağzıyla çoluk çocuk ne varsa yutuyor. Önce diplerine çekiyor insan bedenini. İçini tuzlu suyla şişirip suyun yüzüne atıyor. Doymak bilmiyor.  Kimi kıyıya vuruyor, kimi de balıkçıların ağlarına takılıyor. Ya da balıklar üşüşüyor üzerlerine. Tenlerini yem niyetine didikliyorlar. Sanki o bedenler hiç var olmamışlar Barış.  Sanki düş kurup düşlerinin peşine hiç takılmamışlar…

Sıkıca sarılmışsınız kemanla birbirinize, Poseidon bile ayıramamış sizi. Etrafınız şişmiş insanlarla doluymuş, onları şişmiş plastik sanmışlar denizden toplayanlar. Atıvermişler teknelerin içine. Onlar için ağlayan yokmuş. Neden şiştiler diye soran da yokmuş. Yazgı, deyivermişler sadece, arkalarını dönmüşler. Alışmışlar, kolay olana. Zor olanı unutmuşlar, insanı yaşatmayı. Sonra senin ve kemanın ruhunun denizin üzerinde birleştiğini görmüşler.  Notalar akıyormuş, mültecinin yazgısı bu değil diye diye…

Tarih dönüp dönüp hey aynı yerden, coğrafyandan, Barış’ı vuruyor. Bir türlü barışılamıyor, Barış. Yaşam plastik botların içinde umuda koşup aynı akşam içinde son buluyor. Söyle şimdi o kadar mı umutsuzdun ülkenden Barış?

Suçlu olan kim, onu söyle?

Vize vermeyenler mi?

Söyle, yoksa sana yaşadığın coğrafyada kemanınla istediğin yaşam ve eğitim hakkını vermeyenler mi?

Mutfak/26.04.2017

 
;

Yorum Yazın

Email adresiniz yayınlanmayacaktır.

3 Yorum

  •  
    zafer
    07.05.2017

    Sulandırıp ağdalamak ifadesi densiz bir ifade. Tekgül Arı kalemine sağlık.

  •  
    Ecem
    02.05.2017

    Edebiyatın gücünü ortaya çıkaran, vicdanlara dokunan bir yazı. Bir haber olarak silinip gidecek unutulacaktı Barış. Tekgül Arı'nın yazısıyla bir öykü olmuş. Teşekkür ederim yazarına ve Kültür Servisine...

  •  
    atila
    28.04.2017

    öyle sulandırıp ağdalamışsın böyle yazı mı olur ya...