reklam

Ne istediniz Büyükada’daki Keçi Mehmet’in yerinden?

Ne istediniz Büyükada’daki Keçi Mehmet’in yerinden?

Büyükada halkı, ada sakini olarak bugünlerde biraz daha dertliyiz olağan dertli halimizden. Nedenini anlatırken insan elbette biraz utanıp sıkılabiliyor; memleketin bunca ağır sorunu varken, mikro dertlerimizi gündeme taşımaktan gurur duymuyoruz ancak bahsetmeden de geçemiyoruz işte. 

Büyükada’nın kumsal tarafında adalıların denize girdiği ancak “beach” olmayan, çay bahçesi düzeninde bir burun vardır; yaklaşık 250-300 metrekarelik bir alan bu mekânı işletenlerin özeniyle yıllardır bozulmadan yaşıyor. Minik mekân Keçi Mehmet’in yeri diye bilinir. 16 yıldır bu işletme burada hizmet vermekte; dün mekânın işletmecisiyle konuşup öğrendiğim kadarıyla bu yer mülkiyet olarak Milli Emlak kontrolünde ve işletmeci buraya 16 yıldır kira ödüyor. Geçen hafta sonu bir baktık İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kaymakamlık el ele vermiş bu mekânı kapatmış. Nedeni ise OHAL döneminde kamu idaresi olarak kaymakamlığın halkın kullanımını kısıtlayan bu tür özel işletmeleri ortadan kaldırma kararıymış. Vah ki vah bizim çay bahçesi formatındaki plaj da halkın kullanımına engel teşkil ediyormuş! Yani dizi dizi dizilmiş onca kıyı lokantası ve eğlence mekânı halkın kullanımına engel değil de biz ada halkının en mutlu mekânlarında biri olan Keçi’nin yeri mi engel oluyormuş o kutsal halk kullanımı kavramına! 

Adalılar burada gün geçirir, denize girilir, masalar etrafında hoş sohbetler şen kahkahalar yükselir, yan masayla iki kelam edilir, biraz atıştırılır çay tost falan. Efendim burası, çiçeklerle çevrili denize nazır, ada içinde bir minik ada. Hani ayrıcalıklı sınıfın “elitlerin” mekânı ondan kıydılar deseniz öyle de değil, daha çok orta sınıf bir mütevazılık hâkimdir. Güzelliklerinden bir tanesi de her masa anadilinde dedikodunun dibine vurur ama bir anda Tükçeye geçilir, her kültür hem içine dönük hem dışa dönük yan yana dostça yaşar gider. Bu mutluluk sonsuza kadar süremezdi elbette. Son verilmeliydi bu huzura! 

Diğer yandan işin içinde ekonomi ve çıkar ilişkilerinin olmadığını düşünmek elbette saflık olur: Mekânın hemen arkasında yer alan su ürünleri kooperatifi diyor ki bu mekânın yeri aslında bizim bunlar burada kaçaktır. Peki bunca yıldır bir uzlaşma bulamadınız mı? 

Gerekçe muhtelif: Ruhsat yokmuş, yıllardır neredeydi aklınız diyesi gelse de insanın, yeni bir gerekçe beliriyor; efendim sahiller halkınmış, böyle ayrı çevrilmiş yer olmazmış vs vs. Halk dediğimiz sadece turistler ise doğru tabii. Ada halkı diye bir grubunda var olduğunu, onların da dinlenmeye ve huzur bulmaya ihtiyacı olabileceğini düşünmeye ne gerek var! 

Onu bunu bilmem ama bu minimal mutluluk tablosuna gözünü dikmiş son vermek isteyen açgözlerin varlığını biliyorduk bir süredir. Nerede ve nasıl doyacaklar bilmiyorum ama bildiğim bir şey var bunlar hayata düşman; neşeye, keyfe, huzura, sevgiye, dostluğa, bir arada farklı ve çeşitli olabilmeye düşman.

Sahilin bu kısmını tümüyle marina alanı yapma isteği de bu kıyımın sebebi olabilir deniyor adalılar arasında. Bir sezon sonra burada inşaat görürsek sormak isteriz hani halkın kullanım hakkı ne oldu diye!?

Bu yazıyı kaleme almama sebep olan en büyük motivasyon mini plajın ve denize girebilme imkânlarının kısıtlanmasından öte, ada kültürünün önemli bir simgesi olan bir mekânın, bir kültürel buluşma ortamının yok edilmesi. Belki birkaç yıl sonra bu insanların yan yana gelebilecekleri ortamlar tamamen ortadan kalmış olacak. Umarım öyle olmaz ama ne yazık ki göstergeler hiç olumlu değil. 

Biz yine de öyle kolay teslim etmeyelim diyoruz, her gün yemek tarifleri, gelin damat dedikodularıyla dolu muhabbetler bugünlerde imza kampanyası çalışmasına evrildi. Dilekçelerimizi teslim ederken sevgili kaymakamın başını şişirmeyi özenle yapacak anneler teyzeler de görev üstlendi. İşte onların sayesinde bayram sonuna kadar Keçi’nin yeri için geçici izin çıktı. Ama işte, adı üstünde “geçici”. Bu yüzden biz elimizden geldiğince savunmaya devam edeceğiz yaşam alanımızı.

;

Yorum Yazın

Email adresiniz yayınlanmayacaktır.

Henüz yorum yazılmamış