Advertisement

Metin Aktaş’ın Yezda’sı…

Metin Aktaş’ın Yezda’sı…

Türkçede kısa adı IŞİD olarak bilinen ve kendilerine “Irak Şam İslam Devleti” adını yakıştıran eli kanlı şiddet örgütü 2004 yılında kurulmuş olmasına rağmen bugünkü yaygın hükümranlık alanı içinde varlık gösterisinde bulunmaya başlaması 2014 yılıyla birlikte oldu.

Ortadoğu coğrafyasının sadece siyasi iklimini değil, demografik yapısından tutun, ticari, kültürel, entelektüel; özetle insani yaşam biçimini derinden etkileyip adeta alabora eden bir cinayet şebekesi IŞİD…

Bir süredir üzerine araştırma-inceleme kitapları yazılıyor. Analiz yazıları, röportajlar ve eylemleri üzerinden sıkça da haberler yapılıyor.

IŞİD zulmünün edebiyatı henüz yapılmadı. Edebiyat kavramını geniş ölçekli kullanıyorum. Romanı, öyküleri, sinema filmleri, belgeselleri bu alana dahil edilmesi gereken…

Belki de edebi alanda sınırlı ilklerden (benim bildiğim) diyebileceğim bir roman okudum bugünlerde. Romancı Metin Aktaş’ın kaleme aldığı “Yezda”…

Metin Aktaş, Dersim-Ovacıklı ve Elazığ’da yaşıyor. Hayli zamandır edebiyatı kendine dert edinen bir yazar. Çok zor yaşam koşulları içinde sahici bir hayat-memat kavgası verirken iyi romanlara da imza atmış bir yazar.

Metin Aktaş’ın benim okuyabildiğim romanları içinde ilk ağızda sayabileceğim ve bende iz bırakanlar “Harput’taki Hayalet”, “Nişancı”, “Son Derviş”, “Rüzgâr Ateş Gibi Yakıyordu” ve son romanı “Yezda”. Tabii bu saydıklarımın dışında toplam 14 kitap yazmış Aktaş. Üretken bir edebiyat adamı…

“Yezda”; IŞİD çetelerinin, Ezidî Kürtlerin kutsal toprakları Şengal bölgesini işgaliyle başlayan süreçte bir Ezidî ailenin üzerinden tümüyle bir toplu katliamın romanı…

Ezidî inancı içinde üst kast sisteminden bir pir olan Casim, eşi ve çocuklarının hikâyesi. Yakın tarihin romanı. 

Aslında roman gündelik yazılı ve görsel basına da örneği sıkça yansıyan bildik birçok hikâyenin filmografik kolajı gibi. 

Ama bu durum okuru yanıltıp şaşırtmamalı. Gündelik hayatın içinde o çok bilinen ve cesedi Bodrum sahillerine vuran mülteci Alan Kurdî hikâyesi bile bakın tez zamanda unutulayazdı gibi neredeyse!

Bu sebeple IŞİD işgalinin ayak sesleri duyuluncaya kadar Sünni Araplarla birlikte yaşayan Ezidî Kürtlerin, nasıl en başta kendi yakın komşuları tarafından zulme, katliama, mallarının, mülklerinin talanına hem de kendi gözleri önünde ırz ve namuslarının paymal edilmesiyle başlıyor.

Ortadoğu edebiyatı örneği

Kitap daha çocuk denecek yaşta henüz 13’ündeki bir kız çocuğu Yezda üzerinden hikâyeyi okura sunuyor. 

IŞİD çetelerinin kadın pazarları, köle tacirleri, infazları, mal mülk talanları, gaspları üzerinden, olayları adeta bir belgesel film çekimi kodunda anlatmış yazar…

Ucu kaçak yollardan Türkiye sınırına ulaşan, Ege sahillerinde mülteciliğe varan uzun bir hikâye “Yezda”nın edebi trajedisi…

Aslında bütün bu işlerin en eski arka planı olan bundan neredeyse 1300 yıl evvelinin Emevi İslamı döneminin romanı olan ve çocuk yaşta hadım edilmiş Êzidî bir köle olan Arad ile yegâne çocukluk aşkı Habbabe üzerinden bir aşk ve tarihi dram olan yine bir Metin Aktaş romanı “Rüzgâr Ateş Gibi Yakıyordu” kitabıyla birlikte okumalı “Yezda”yı…

Belki önümüzdeki 20-30 yıl içinde 21. yüzyılın bu ilk çeyreğinde dünyanın üzerinde en çok konuştuğu, kafa yorduğu, politika ürettiği, uluslararası diplomasinin her türlü dek-dolap-düzenbazlığının cirit attığı Ortadoğu’ya ait edebiyat örnekleri çokça yapılacak.

İşte bunun ilk örneklerinden biri olmaya aday Metin Aktaş’ın “Yezda”sı…

Kitabı yakın günlerde okuyup bitirdiğimde adeta bir film şeridi gibi gözlerimin önüne geldi Yezda’ların yaşadıkları! Şengal coğrafyasının işgali ve sonrasında hayatları boyunca insan öldürmeyi bir yana bırakın, bir canlıya kıymayı insani vasıflarına hakaret sayan Kürt Êzidîlerin çaresizliği.

İşte o “çaresizlik” içinde çocukların kadınların gözleri önünde erkeklerin katledilmeleri. Köle pazarlarında insan ticareti. Kadınların, çocuk yaşta genç kadınların tecavüze uğramaları. Sonra kaçışları, kamplarda aileleriyle buluşmaları, buluşamamaları. Katı inanç ve gelenekleri nedeniyle ailelerin acımasızlığı üzerine tecavüze uğramış kadınların intiharları. Çareyi yaban ellerde mültecilikte deneyenlerin karşılarına çıkan insan tacirlerine kurtarıcı gibi sığınmaları…

Bundan yaklaşık bin yıl evvel Şeyh Adiyê bîn Musafır yolundan yürüyen Êzidî inanç felsefesinin mensuplarının bin yıllık zaman dilimi içinde 72 kez katliama uğrayışından sonra 73’ncüsüne mecbur kalışlarının trajik öyküsünün edebiyatını yapmış Metin Aktaş “Yezda”da…

Bazen bütün bir trajediyi birçok araştırma-inceleme-tarih kitabından daha vurucu bir sinema filmi ya da edebiyat eseri anlatır, anlatılabilir. Bu sebeple dönemsel/ tarihi arka plandan beslenerek yazılmış edebi metinlerin böyle bir şanslarının olduğuna inanıyorum.

Bu sebeple de Metin Aktaş’ın sadece bu yazıya konu olan “Yezda”sını tek başına değil, “Rüzgâr Ateş Gibi Yakıyordu”sunun da okunmasını öneriyorum.  

*Metin Aktaş, Yezda, Aram Yayınları, 2016 Diyarbakır

9 Nisan 2017 Diyarbekir

 
;

Yorum Yazın

Email adresiniz yayınlanmayacaktır.

Henüz yorum yazılmamış