Advertisement

Meksika’da Ölüler Günü

Meksika’da Ölüler Günü

Dünyayı karış karış gezmeye meraklı mısınız bilemem ama insan şu dünyadan geçerken bir ara Meksika ‘ya uğrayıp Ölüler Günü festivalini tecrübe etmelidir diyebilirim. 

2014 yılında yaptığım ve 2.5 ay süren Latin Amerika yolculuğumun son durağı Meksika’ydı. Latin Amerika’da buralara tekrar gelirim umuduyla ayrıldığım tek ülkeydi Meksika.

Ne mutlu bana ki 2015 Ekim sonunda ikinci ziyaretim gerçekleşti. Bu kez doğrudan hedefim Meksika Yucatan Yarımadası ve özellikle şu meşhur Ölüler Günü’nün en görkemli kutlamalarının olduğu Merida şehri. Yucatan özellikle Maya kültürünün ve mirasının yoğun olarak görülebildiği, Meksika’nın Atlantik yakınında olan bölgesi.

Merida şehrini merkez alıp ikinci geziyi planlamam, ilk ziyaretimde Mexico City’de evinde kaldığım arkadaşım Michael’in tavsiyesiyle oldu. Son yıllarda bu keşif gezilerimin çoğunu “home exchange - ev değişimi” modeliyle yapmanın, gittiğim yerlerin kültürünü bu kadar yakından tanımama büyük katkısı var. Ev değişimi modelinde beklenen olağan yol, evi tatil için gelen misafire tahsis etmek ve iadei ziyarette de benzer bir şekilde aynı ailenin ya da kişinin evinde tatil geçirmekten ibarettir. Ancak bazı durumlarda ev sahibi de evde kalırken misafir olarak konaklamak mümkün. Böylece ben de Michael’le daha home exchange yazışmaları sırasında arkadaş olduğum için konuk ve arkadaş kontenjanından, üstelik Michael gibi üniversitede Latin edebiyatı hocası bir kişiden derin bilgi ve fikir alarak muhteşem bir gezi yapmış oldum. 

Evinin bana tahsis ettiği bölümünde bazı ilginç heykeller biblolar gördüm, kontes kılığında bir kadın heykeli, yüzü ise iskelet biçiminde ve daha nice nice iskelet yüzlü heykeller. Pek eğlenceli görünüyorlar da neden? O da bana Ölüler Günü’nü anlattı: 30 Ekim-1 Kasım arasında üç günlük bir festival, muhteşem bir şenlik. “Annem bu işin pek meraklısıdır her yıl bu festivali görmek üzere Kuzey Amerika’dan gelir” dedi. Annesi 76 yaşında ve her yıl bu amaçla geliyor, heykeller de onun merakı. 

Yaşayanların ruhlarla buluşması

Meksika’nın hâkim yerel kültürlerinden biri olan Aztek inanışlarına göre ölüm de doğum ve yaşam gibi kutlanarak ve kutsanarak karşılanmalıdır. Nasıl ki dünyanın pek çok yerinde yaygın olarak doğum günü kutluyoruz; onlar ölüm gününü de kutluyor ki, o gün tüm toplum için ortak bir kutlama zamanı. İnanış o ki, o gece, yani 31 Ekim gecesi her ailenin ölen yakınının ruhu dünyaya ziyarete geliyor. Yaşayanlar da ölenlerinin ruhunu şenlendirecek hazırlıklar yapıyor. Sevdiği yemekler, sevdiği çiçekler, giysiler, eşyalar vs. Bunlar evlerin önünde sergileniyor, gelenlere ikram ediliyor; büyük sofralar kurulup şenlik başlıyor. 

Merida’ya 30 Ekim akşamı varıyorum. Müthiş bir nem ve 36 derece sıcaklık. Otelimin yerini beğenmiyorum, birtakım ufak tefek sorunlar vs. Ama gelin görün ki şenlik başlıyor ve dertler bir kenara atılıyor. Kadınlı erkekli, genç yaşlı, çoluk çocuk gruplar kortejler halinde; yüzlerinde beyaz maskeler veya boyalar - bu boyalar ruhları temsil ediyor- çiçekler, şarkılar ve ölü taklidi yaparak eğlenen insanlar...  Herkes ölüsünü temsil ediyor kostümü ve konseptiyle. Hani 15 yaşında ölmüş bir çocuksa ailenin yakını, o çocuk temsil ediliyor müsamere kıyafeti ve de hal tavır ile. İlginç tabii ölümü bu kadar serinkanlı ele alabilmek. İnsan önce pek yadırgıyor ama diğer yandan da düşünmeden edemiyorum, sevgili Jose Saramago’nun “Ölüm Bir Varmış Bir Yokmuş” romanını. Hani ölüm ya hiç olmasaydı bu dünyada, nice olurdu halimiz diye tatlı tatlı düşündürdüğü o şahane romanı… 

30 Ekim akşamı sadece küçük bir giriş, esas şenlik 31 Ekim gecesi. “Dia de los Muertos” diye bilinen günün akşamı yapılan etkinliklerin en görkemlisinin adı “Paseo de Anemas”, Türkçesi “Ruhların Yürüyüşü”.

Mezarlıkta şarkı

Biliyorum ki yürüyüş Santa Ana meydanından başlayacak ve yaklaşık 6 km, mezarlığa kadar sürecek. Santa Ana meydanında başlayan festivalde ilk bakışta görülenler: Yüzlere itinaya sürülen boyalar, çocukların şen kahkahaları, mini konserler, kortejlerin geçtiği yolların iki yanında kurulmuş masalar ve masalarda ölen kişilerin fotoğrafları, yanında sevdiği eşyalar, yemekler, tatlılar, süsler...

Yol uzun ama şenlik bitmek tükenmez bir sel gibi devam ediyor. Bir başka meydana varıyoruz orada görkemli bir kilise, efendim ciddi din büyükleri vakur edalarıyla kiliseye ayine doğru ilerliyor. Dışarıda ise konser var, dans gösterisi var. 

İşte Meksika’nın şahaneliği de budur dedirtiyor insana. Ne de olsa Ölüler Günü Meksika’da İspanyol işgali, dolayısıyla Hıristiyanlık gelmeden önce de var olan bir Aztek ve Maya geleneği. Hıristiyanlık kök salmaya çabalarken bu geleneği önce yok etmeye çalışmış; bakmış ki olamıyor baskın yerel kültürün belini bükmek kolay değil, o zaman dönüştürmeye çalışmış, şimdi onlar da bu günü Azizler Günü olarak kutluyor. 

Mezarlığa yaklaşırken görüyorum ki çiçeklerle donatılmış yolumuz pek dik bir yokuş, arkada şahane bir görüntü, rengarenk insan seli geliyor şarkılarla danslarla. Mezarlıkta da şarkılar söyleniyor tabii ve elbette ne gece korkusu ne mezarlık fobisi, olmaz böyle fobiler buralarda demek geliyor içimden. 

Yol boyu birkaç aile ile kaynaştım, adeta misafirleri oldum, benim de yüzümü boyadılar ve ikramlarda bulundular. Onlar için inanması zordu tabii; Türkiye “Ooo pek uzak” dediler durdular ama artık uzak değil benim için, ruhum hâlâ pek yakın oralara.

Dertler neşeyle karşılanıyor

1 Kasım da ise daha çok çocuklara yönelik eğlenceler düzenleniyor, bir de bisiklet turu. Merida beyaz şehir diye anılıyor. Tahmin edilebileceği üzere evler çoğunlukla beyaz ya da sarı ve tek katlı. Sokaklar ve şehir planı müthiş düzgün, her yol sanki cetvelle çizilmiş gibi özenli. Ancak böyle dedim diye sanmayın ki her şey o kadar da düzenli. Düzenli olan yerleşim ve şehir planı, fakat hayat hafif karmaşık, yollar kalabalık, hayat zor. Zor olmasına zor da kederden çok neşeyle karşılanıyor dertler. 

Unutmadan dünyanın en önemli ve büyük Maya mirası müzesi Merida’da.. Ayrıca civardaki Uxmal Piramit kalıntıları ve Izamal-Sarı Şehir de görülmeye değer görkemli ziyaret noktaları. 

Üç gün süren festivalin sonunda Michael ve arkadaşları da Merida’ya geliyor ve yolculuğun buradan sonrası yalnız gezginlikten ziyada, kalabalık bir arkadaş gezisine dönüşüp başka türlü şenleniyor.

Her bölgesi başka derin tarihsel kültürel mirasla dolu bu güzel coğrafyayla tanıştığıma çok memnun olarak ayrılıyorum.

Meksika, umarım yolumuz bir kez daha kesişir, diyerek...

 
;

Yorum Yazın

Email adresiniz yayınlanmayacaktır.

Henüz yorum yazılmamış