Advertisement

‘Kurtlu’ bir Borges çevirisi

‘Kurtlu’ bir Borges çevirisi

Siz siz olun, daha önce çevrilmiş bir kitabı yeniden çevirmeye kalkmayın. Neden derseniz, ister istemez  o kitabın daha önce yapılmış çevirisini edinip bir göz atıyorsunuz; göz atınca da bazen öyle yanlışlarla göz göze geliyorsunuz ki, gözleriniz yuvalarından uğruyor.

Efendim, bundan bir süre önce, İletişim Yayınları’ndan sevgili dostum Nihat Tuna aradı ve Jorge Luis Borges’in “Düşsel Varlıklar Kitabı”nı çevirmemi istedi.

Borges’in İletişim’deki Toplu Yapıtları bu kitapla tamamlanacaktı. Daha önce “Alçaklığın Evrensel Tarihi”, “Yedi Gece” ve “Atlas” adlı kitapları da bu dizi için çevirmiştim. O yüzden, uzun yıllardır Borges’in hayran safları arasında yer alan bir çevirmen olarak, “Düşsel Varlıklar Kitabı”nın daha önce çevrilmiş olduğunu bilmeme karşın, Nihat Tuna’nın önerisini kabul ettim.

Ama hemen belirtmeliyim ki, “Düşsel Varlıklar Kitabı”nın yeni bir çevirisini yapmaya kalkmamda, Bora Komçez’in Türkçesiyle daha önce Mitos Yayınları’ndan yayımlanmış olan çeviriye göz attığımda uğradığım şaşkınlığın da payı olmadı değil.

“Düşsel Varlıklar Kitabı”nın bu eski çevirisinin artık yayında olmamasına karşın kitaptaki çeviri sürçmelerinden söz etmek istememin nedeni, genç çevirmenler için uyarıcı olabileceğini düşünmem. Yoksa, çevirideki daha pek çok yanlışı gözler önüne seren uzunca bir eleştiri de yazabilirdim.

Kurtların Eleazarı!?

Sadede gelelim. 

“Düşsel Varlıklar Kitabı”nın “Golem” bölümünün Komçez çevirisinde, “Kurtların Eleazar, bir Golem yaratmanın gizli formülünü sakladı” diye bir tümce çıkıyor karşınıza. “Kurtların Eleazar” da kim diye merak ediyor insan elbette. Üstelik, metnin devamında “kurtlar”la ilgili başka hiçbir şey geçmiyor.

Bakıyorsunuz, Borges, “Eleazar of Worms” demiş. Evet, “worm”, “kurt, solucan, kurtçuk” anlamına geliyor; oysa burada Almanya’nın en eski kentlerinden Worms’dan söz ediliyor!.. Worms, katedraliyle ünlü olduğu kadar Aşkenaz Yahudilerinin sinagoguyla da tanınan bir kent. 1176-1238 yılları arasında yaşamış olan Elazar da bu sinagogun hahamlığını yapmış bir Talmud âlimi ve mistik.

Diyeceğim, adamın kurtlarla, solucanlarla bir ilgisi yok. Bir dönem Worms kentinde yaşadığı ve oradaki sinagogun hahamlığını yaptığı için “Worms’lu Elazar” olarak tanınıyor.

Kanımca, çeviri yaparken, karşına ikircikli bir söz, sözcük ya da tümce çıktığında, aklına gelen ilk karşılıktan “kuşkulanmak” çok önemli. Hemen ardından da “merak” girmeli devreye. Çevirmen, “Kurtların Eleazar”ının kim olduğunu, “kurtlar”ın burada ne aradığını merak etmeli ve biraz araştırmalı.

Komçez çevirisinin “Behemot”la ilgili bölümünde ise, bir “Fray Luis de Léon”dan söz ediliyor. Oysa, 1527-1591 yılları arasında İspanya’nın altın çağında yaşamış bu lirik şair ve ilahiyatçının “Fray” diye bir adı yok. “Fray”, “rahip” demek. Yani, Borges, “Rahip Luis de Léon”dan söz ediyor!..

Yuhanna’yla Yahya karışınca! 

Yine aynı çevirinin “Baldanders” ve “Batı Ejderi” başlıklı bölümlerinde “Aziz Yahya” ve “Yahya Peygamber” adları geçiyor. Oysa burada söz konusu olan, Yeni Ahit’teki “Yuhanna’nın Vahyi”nin yazarı Havari Aziz Yuhanna. Çevirmenin Aziz Yuhanna ile karıştırdığı Aziz Yahya ya da Yahya Peygamber ise, Hıristiyanlığın Hz. İsa’nın habercisi saydığı, “Vaftizci” sıfatıyla anılan Aziz Yahya!..

Kuşku ve merak eksikliğine burada “genel kültür” eksikliği de ekleniyor.

Ne ki, bu yanlışlıkların tüm suçunu çevirmene yüklememeli. Çevirinin yazara ve okura karşı sorumluluğunu kitabın editörü de üstlenmeli. Editör çeviriyi gözden geçirmedi mi? Gözden geçirdiyse, bunların ve benzeri başka hataların farkına varmadı mı?

Kitaba keyfi müdahale

Yeri gelmişken, Mitos Yayınları’ndan çıkmış olan “Düşsel Varlıklar Kitabı”nda takıldığım bir başka noktaya daha değinmek isterim.

Mitos Yayınları, Borges’in ilk kez 1967’de yayımlanmış olan “Düşsel Varlıklar Kitabı”nın çevirisinin sonuna, merhum dostum Hulki Aktunç’un bir “Zeyl”ini eklemiş: “Borges’in ‘Düşsel Varlıklar Kitabı’na Birinci Zeyl”.

Çağdaş edebiyatımızın en etkileyici yazar ve şairlerinden Aktunç, burada, Borges’in yapıtına nefis yorumlar getirmekle kalmamış, bizim kültürümüzün, Anadolu ve İslam kültürlerinin “düşsel varlıklar”ından, onlarla ilgili söylencelerden birkaç olağanüstü örnek de vermiş.

Keşke Aktunç bu çalışmayı genişletseydi, Mitos Yayınları da bunu ayrı bir kitap olarak yayımlasaydı diyeceği geliyor insanın. Çünkü bir yazarın —burada Borges’in— herhangi bir kitabına eklemeler yaparak, başka bir deyişle keyfince değiştirmek hiçbir yayıncının haddi olmamalı.

Bu, yalnızca bir yayıncılık densizliği değil, aynı zamanda yasa önünde yazarın telif haklarına karşı işlenmiş bir suç.

;

Yorum Yazın

Email adresiniz yayınlanmayacaktır.

1 Yorum

  •  
    Arzu Altınanıt
    17.09.2015

    Yazınızı okurken Herman Melville'in Veranda Öyküleri'ni çevirirken yaşadığım şaşkınlık geldi aklıma. Kitabın içindeki iki öykü daha önce çevrilmişti. Bartleby ve Benito Cereno. Bartleby'in önceki çevirilerine etkilenmemek için özellikle bakmadım. Ancak Benito Cereno'daki eski denizcilik terimleri konusunda hata yapma kaygısıyla diğer çevirmen nasıl çevirmiş diye bir göz atmak istedim ve sizin yaşadığınız şaşkınlığın bir benzerini yaşadım. Değil hatalı çeviri, ortada çeviri bile yoktu. Sanki sözlüğe bakılmış, kelimenin ilk anlamı alınmış ve sıralanmış gibiydi. Çevirmenin böyle çeviriyi nasıl aldığı, nasıl teslim ettiğinden öte yayınevinin bunu nasıl yayınladığını sorgulamadan edemedim. Sizin de belirttiğiniz gibi bu öncelikle yazara yapılmış çok büyük bir saygısızlık. Belki ilginizi çeker. :) https://bircevirmenindunyasi.wordpress.com/2013/10/30/yazmayayim-diyorum-ama-seytan-durtuyor/