reklam

Kitabevleri kapanırken, ucuz kitap nerede bulunur?

Kitabevleri kapanırken, ucuz kitap nerede bulunur?

“Ne yapalım? Dolaşıyoruz” yazı dizisinin dördüncü bölümü

Alışveriş merkezleri içindeki, çok kalabalık caddelerdeki kitabevlerine okuyucu niçin uğramaz oldu? Etiket fiyatı üzerinden zerre aşağı düşmeyen butik/kafe kitapevleri niye kapanmak zorunda kalıyor? Okuyucu, indirimli kitaplara nasıl ulaşır? 

Kimisinin adresi pasajlar. Kimisinin adresi ise Cağaloğlu. Şimdilerde çoğu yayınevi, Kadıköy-Beyoğlu’na kaymış olsa da hâlâ azımsanmayacak kadar yayınevinin adresi burası. Adımlarınıza kuvvet; sokaklarda zikzaklar çizerek, bazısı aynı sokakta, bazısı aynı binada birden fazla yayınevine çat kapı girip listenizdeki kitapları sorabilirsiniz.

Misal, Cağaloğlu Anadolu Lisesi’nin karşı sokağındaki, Ana Kitabevi’ne girdiniz. Bütün kitaplarda yüzde 25, yüzde 35 arası indirim var. Aşağıda gördüğünüz kitaplar toplamda 75 lira tuttu. İndirimsiz 95 lira civarında tutacaklardı. Tercihe göre değişir. Maksat öneri vermek olsun. Kalan 20 lirayla, Caferağa Medresesi’nde çay/ kahve/ gazoz içilebilir.

‘Popüler kitaplar markette’

Dergah Yayınevi’nin çalışanı Yavuz Bey, “müşteri” olarak görmediğinin altını çizerek gelen  “okuyucuların”, alakalı olduğu alanla ya da mesleğiyle ilgili zaten ön bilgiye vakıf olduklarını söylüyor. “Popüler kitaplar benzin istasyonlarında, markette bile satılıyor. Gerçekten kitap okuyan ya da işte mesleği, işi gereği ilgilenenler buraya gelenler.”

Adım başı kitapçı yok memlekette. Olanlar da kapanıyor. Sokak arasındaki kitapçılar ne yer, ne içerler? 

“Kitap satışları, Türkiye şartlarında, kâr marjı olarak düşünürseniz, diğer sektörlere göre daha düşük bir sektör. Kitap satışının merkeziydi Cağaloğlu. Hepsi İstanbul içine taşındı. Buralar hotel yerlerine dönüştürülüyor. Binaların sahipleri bundan daha çok para kazanacağını düşünüyor. Bu yüzden, Beyoğlu’nda birçok kitabevi kapandı.”

Suçlu okuyucu mu? Kasa başları niye boş bırakıldı?

“D&R’lar mesele. İnternet sitelerinde, kendi yayınları da dahil olmak üzere indirimle satıyorlar ama mağazada indirimsiz. Bunun da nedenleri var. Alışveriş merkezlerinin kiraları yüksek.”

Bazen aldığınız kitabın arkasında ikinci bir etiket olur. Kazındıktan sonra altta çıkan fiyat, kazıklandığımızın mı göstergesidir?

“Kitabın üzerindeki etiket neyse odur fiyat. Bazı yayınevleri kitabın arkasına etiket basmaz. Bazı yayınevleri de basar. Mesela, 19 lira yazdınız. Büyük ihtimal yılbaşında zam gelecek. Her sene zam gelir. Atıyorum 20 lira olacak. Böyle bir durumda bu fiyatı değiştirmeniz nasıl olacak? Üzerine yeni etiket koyacaksınız. O yüzden bazı yayınevleri boş bırakır. Etiket konulup, koparıldığı zaman kitap deforme oluyor. Bu yüzden tercih edilmediği de olabiliyor.” 

Ana Kitabevi’nin, Beyoğlu, İpek Sokak’ta, Metis Yayınevi’nin iki bina solunda da şubesi var. Uygun gelmişse, bakılabilir.

Ya ölüm, ya tutuklanma

Ayrıntı Yayınevi’nin nadir yoğun olduğu zamanlardan birine denk geldim. Sebep? Yayınevinin yıllardır bildiğim yüzü olan Hakan Kirik’in yanıtı: “Vedat Türkali’nin yayıneviyiz.” Ülkenin edebiyatla ilişkisi, hasbelkader, popülizm çemberine dahil olduktan sonraki süreç. “Fatmagül’ün Suçu Ne”nin ismini TV dizisiyle duymuştu “izleyici”. Şimdi ölümüyle ise birkaç haftalığına, kitabevlerinde en çok sorulan isim olacak. Ona hazırlık var. İlgiye mazhar olabilmek için ya ölmek, ya tutuklanmak gerek. Sonrası hazin seyirlik. 

Okuyucu, niçin Cağaloğlu’na gelsin? “Kitabevlerinde tüm kitapların bulunabilme fiziki şartı yok. Yayınevinin bin başlığı vardır ama her kitabevinin, bu bin başlığı rafına koyabilme şansı yok. Yaklaşık 3 bin yayıncı var. Düşünebiliyor musunuz, hepsinden 1000 tane, yaklaşık 30 milyon kitap. Belli başlı kitaplar, ‘kütüphanede olması gerekir’ denilen kitaplar var. O yüzden buraya gelmeli. İkinci sebep ise indirim.” 

Gözüme ilişen kitap, “Kurtlarla Koşan Kadınlar”. Bu kitabın fiyatı her yerde aynı mıdır? “Etiketin altında ya da üstünde bu kitabı başka fiyatla satamazlar” diyor Kirik.

Üzerinde yazan fiyat 42 lira. Ayrıntı Yayınevi’nden, yüzde 20 indirimle alırsanız, 33 lira oluyor. D&R’de internetteki satış fiyatı ise 31,92 TL. Telefon edip öğrendiğim, Beyoğlu Mağazası’ndaki fiyatı ise etikette yazan fiyatı, 42 lira. 

Asıl mesele kültür politikası

Yordam Kitap’ın Yayın Müdürü, Hayri Erdoğan, okuyucudan önce, yayıncının Cağaloğlu’na gelmesi gerektiğini düşünüyor. “Tarihe bakıldığında, her meslek grubu belli alanlarda toplanmıştır. Bunun da çok çeşitli yararları vardır. Gerek ihtiyaç duyduğu hammaddeyi temin etmek bakımından, gerek birtakım mesleki dayanışmalar bakımından gerekse de ürünü toptan dağıtmak ve satmak için. Bu bakımdan, yayınevlerinin tarihsel mekânı olan Cağaloğlu, tekrardan yayınevlerinin ortak mekânı olmalıdır. Cağaloğlu’nun fiziki şartları buna uygundur.”

Yordam Kitap, okuyucuyu yüzde 35 indirimle karşılıyor. Dağıtım sırasında hasar almış kitaplar ise yüzde 60 indirimle satılıyor. 

Hayri Erdoğan, yüz yüze gelmenin bir tanışma vesilesi olduğunu söylüyor. Diğer önemli olan, okuyucuların, görüş ve önerilerini alma imkânı sunması.

Kitaplar nasıl ucuzlar? Fiyatlar nasıl aşağı çekilir? 

“Kitap maliyetlerinin düşmesi lazım” diyor Erdoğan. Nasıl olur, çözüm nedir? “Bu bizim dışımızda bir şey. Bizim belirleyemediğimiz, hâkim olamadığımız birtakım koşullar var. Kitabı oluşturan malzeme ve emeğin, tabii ki bedelinin ödenmesi gerekiyor. İkincisi ise dağıtımcılara ve kitapçılara verilen bir pay var. O payda neredeyse fiyatın yarısı oluyor. Kitabın ucuzlaması için biz yayınevi olarak, kendi koşullarımız el verdiğince uygun bir şeyler yapmaya çalışıyoruz ama asıl mesele bir ülkenin veyahut genel olarak devletin, okuyucuyu gözeten bir kültür politikasına sahip olması. Bu çeşitli şekillerde olabilir. Kâğıdın daha ucuza temini sağlanabilir. Vergilendirmelerin azaltılması yoluyla olabilir. Kısaca, kitap maliyetinin düşürülmesine devletin katkıda bulunması gerekiyor.”

‘Hırsızlığın mazereti olmaz’

Cağaloğlu dışında, başka alternatif yok gibi. Kitap fuarlarını takip etmek dışında ama başka yönü de var buralara gelmenin.

“Buraya geliş bir tatlılıktır. İstanbul’da yaşayıp da zamanı olanlar için bir olanaktır ama bu genel kitap okuyucunun derdine deva olacak çözüm değildir” diyor Erdoğan.

Son olarak, her ne kadar bir yayıncıya bunu sormak abes kaçsa da, korsan kitaba karşı olup olmadığını soruyorum Erdoğan’a. Yayınevinin komünizm muhteviyatına sahip çokça kitabı olmasından mütevellit, belki farklı bir yanıt alırım: “Niye karşı olmayalım? Hırsızlığın mazereti olamaz. Bir şeyin yanlış yapılıyor olması hırsızlığı meşru gösteremez.”

Bu soruya, hoşgörüyle bakan yanıt büyük olasılık Kaos Yayınevi’nden gelirdi. Oraya da zaman yetmedi.

Say Yayınları’nda ayak üstü duyduğum yorumla bitireyim: “2000 adet kitabın var. 80 milyona satamıyorsun. İzmir Marşı gibi, 2 ileri, 1 geri.”  

Önümüzdeki kısa zamanda, kitapevlerine “sorulacak” yazarlar, bugün toprağa verilen, memleket edebiyatının biriciklerinden Vedat Türkali kitapları. Diğeri, tutuklu yazar Aslı Erdoğan. 

;

Yorum Yazın

Email adresiniz yayınlanmayacaktır.

1 Yorum

  •  
    Ömer Emre
    09.09.2016

    Kitap maliyetleri zaten pek de pahalı sayılmaz, TTK eski başkanı kitap başına 5 lira baskı maliyeti olduğunu ve o kitapların da 20 liranın üstünde satıldığını söylemişti. Bunu söyleyen kasasında milyonlarca lira parası bulunan bir kurumun eski başkanı. Cilt de 25 kuruşa mal oluyormuş. Kimse kusura bakmasın ve bahanelere başvurmasın, 5 liraya basılan kitabın 20 lira ve üstüne satılması açgözlülüktür. Haydi matbu kitabı geçelim, e-kitapların da matbu kitaplardan farkı yok. Olayın neresinden tutsan elinde kalıyor.