Advertisement

‘KHK mağrurları’ sahneden sesleniyor: İnsanlık Timsah’ın midesinde

‘KHK mağrurları’ sahneden sesleniyor: İnsanlık Timsah’ın midesinde

Türkiye Yayıncılar Birliği’nin son İfade Özgürlüğü Raporu’na göre, OHAL ilanının ardından yayımlanan 5 KHK ile yaklaşık 100 bin kamu çalışanı ihraç edildi, bunların 4800’ünün akademisyenler oluşturuyor. Bir anlamda açlığa/ölüme mahkûm edilen akademisyenler farklı yöntemlerle zulmü duyurmaya çalışıyor. Kimi bunu en acı yolla yaptı, intihar etti. Kimi realiteyi eyleme dönüştürüp açlık grevine başladı. Şimdi bir grup akademisyen mücadele aracı olarak sanatı seçiyor.

Dostoyevski’nin 1860’da yazdığı öykü, yazılışından yüz yıl sonra, üniversiteden atılan Haldun Taner tarafından tiyatro oyununa dönüştürüldü. Haldun Taner, tarihe “147’ler” olarak geçen akademisyen kıyımının mağrurlarından biriydi ve Dostoyevski’nin anlattığı trajikomik gerçeklik Türkiye’de hüküm sürüyordu.

Toplumun hali

Öyküde/oyunda, memur İvan İvanoviç’in dev bir timsah tarafından yutulmasının ardından yaşananlar anlatılır: Timsahın karnında nasılsa hayatını sürdüren yüksek memur İvanoviç, bulunduğu yerden toplumun halini apaçık görür: Öncesinde yalakalıkta yarışanlar, artık yarar sağlamadığından, onu kurtarmayı aklına getirmez. Çalıştığı dairenin yöneticisi “her şeye burnunu sokuyordu, böyle olacağı belliydi, yerini doldurmak bir kararnameye bakar” der. Ailesi onu hemen gözden çıkarır. “Konuşabilen timsah” bir sirk canlısına dönüştürülür ve nihayetinde İvan İvanoviç ajanlıkla bile suçlanır. 

Haldun Taner bu oyunu yarattığında, sahneleme fırsatı bulamamış, oyun o dönem radyo tiyatrosu olarak seslendirilmişti. Türkiye halen aynı gerçekliğin pençesindeyken, İvan İvanoviç bir kez daha, KHK ile ihraç edilen akademisyenlerce, bu kez sahneden insanlığa seslenecek.

“Timsah”, babası 147’lerden olan İstanbul Tabip Odası Başkanı Selçuk Erez’in çabasıyla, 12 Eylül’ün 1402’liklerinden Orhan Alkaya’nın yönetmenliğinde, bu akşam saat 20.00’de (27 Mayıs’ın yıldönümünde) İstanbul Şişli Kent Cemil Candaş Kültürü Merkezi’nde, okuma tiyatronu olarak sahnelenecek.  

'Protestonun tek bir dili yok'

Oyunun yönetmeni Orhan Alkaya, “Protestonun, itirazın, yurttaşlık hakkını savunmanın tek bir dili yok. Biz bugün başka bir dil deneyeceğiz” diyor: 

“Oyunun tarihsel bir izdüşümü var. Şimdi en kötü dönem ama biliyoruz ki bu ülke hiçbir zaman güllük gülistanlık olmadı. 60’lardan, ilk ihtilalden şimdiye uzanıp hem Haldun Taner’e selam gönderecek, hem bugün olanları anlatacak hem de gelecekle ilgili kaygılara dikkat çekeceğiz. Çünkü KHK ihraçları akademik hayatın, insanların hayatının yanında toplumun geleceğini de etkiliyor.”

Göreve iade için önce...

Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden 1 Eylül’de ihraç edilen Prof.Dr. Onur Hamzaoğlu, oyunda İvan rolünde. 

Hamzaoğlu, “1 Kasım sürecini hep birlikte yaşadık. Korku duvarı oluşmuştu, herkes kendinden ve sözünden korkuyordu ama bir yandan da insanlar katlediliyordu. Akademisyenler olarak Bu Suça Ortak Olmayacağız metnini hazırlayıp imzaladık ve yeni bir dönem başlamış oldu” diyerek yaşadıklarını anlatıyor. 

Hamzaoğlu, şu anki uğraşlarının “göreve iade mücadelesi” olmadığını belirtiyor. Ona göre, ilk olarak “imzaladıkları metinde var olan, yaşam hakları ihlallerinin son bulması, Kürt sorununun demokratik yollarla çözülmesi, Türkiye’nin normalleşmesi” gibi talepler sağlanmalı: “Ancak ondan sonra hep birlikte akademik özgürlüğü, ifade özgürlüğünü, emek haklarını savunabiliriz. Şimdi böyle bir ortamdan yoksunuz. Bizim işe iademizle ilgili süreç ancak bu ortam sağlandığında mümkün olabilir.”

Onur Hamzaoğlu, oyunda yer alma amacının da “Saray iktidarının gerçek yüzünü herkese göstermek” olduğunu söylüyor. 

Yalnızlığa mahkûm edilenlerin sesi

Prof.Dr. Şebnem Korur Fincancı, oyunda İvan’ın eşi rolünde. Sanatın topluma sorunları anlatmak için iyi bir araç olduğunu söyleyen Fincancı, bu uğraşın onlara da iyi geldiğini anlatıyor: 

“Mücadeleyi bırakma olanağına sahip değiliz. Adaletsizlik sonlanana kadar sürdüreceğiz. Her kanaldan, her alandaki mücadele yöntemlerini deneyerek bu sürecin ilerlemesi gerektiğini düşünüyorum. Şimdi biz bunu sanatla yapıyoruz ve sanatın onarıcı yanını yaşama olanağı buluyoruz.”

Şebnem Korur Fincancı, “Timsah” oyununun KHK’lerle yalnızlığa itilenlerin de sesi olduğunu vurguluyor: 

“Ne şanslıyız ki bizler dayanışma içindeyiz, mücadeleyi birlikte yürütüyoruz. Bir de mücadele geleneğinden gelmeyen, kendini yalnız hissedenler var. Bu oyun biraz da onların sesi. Ben kocasını düşünmeyen, rahatına düşkün bir kadın rolündeyim. Bir KHK’linin böyle bir eşi olabilir. Ya da oyundaki Aleksiyeviç gibi, gözü karısında, fırsat kollayan bir arkadaşı olabilir. Tabii bu dramatize hali ama gerçekte insanlar sadece işsizliğe değil, yalnızlığa da mahkûm edildi.”

'Hiçbir şeyden pişman değilim'

Oyununun en sonunda İvan İvanoviç, bir şekilde timsahın karnından çıkarılır ve orada, insanlarıyla birlikte tüm ülkeyi tanıdığını söyler. Son sözü ise “Çok iyi bilinsin ki! Pişman olmadım yaptığım hiçbir şeyden!” olur.

Dileriz “Timsah” sadece bu akşam İstanbul’da değil, Türkiye’nin her yerinde sahnelenir ve bu final cümlesi tüm İvan’ların, KHK mağrurların sesi olup, tekrar tekrar yankılanır. 

Oyuncu Kadrosu: 

Prof.Dr.A.Özdemir Aktan, Uz.Dr.Nazmi Algan, As.Dr. Ersin Baltacı, Uz.Dr.Melahat Cengiz, Uz.Dr.Sadık Çayan, Doç.Dr.Haydar Durak, Prof.Dr.Rukiye Eker, Prof.Dr.Cengiz Erçin, Prof.Dr.Şebnem Korur Fincanci, Prof.Dr.M.Taner Gören, Prof.Dr.Onur Hamzaoğlu, Dr.Hüseyin Keskin, Uz.Dr.Samet Mengüç, Yrd. Doç.Dr.Özgür Müftüoğlu, Doç.Dr.Özlem Özkan, Uz.Dr.Ali Özyurt, Dr.Mustafa Sülkü.

;

Yorum Yazın

Email adresiniz yayınlanmayacaktır.

Henüz yorum yazılmamış