‘Karşı koymak mı baskıdan kaçmak mı? Berlin’de Türk sanatçılar’

‘Karşı koymak mı baskıdan kaçmak mı? Berlin’de Türk sanatçılar’

Son dönemde Türkiye'den Almanya'ya yeni bir göç dalgası var. Türkiye'de baskılar hızla artarken, Almanya özellikle sanatçılara, gazetecilere, baskı altındaki tüm aydınlara kapılarını açıyor. Bu nedenle kısa sürede Almanya'da bir "Türkiyeli aydın diasporası" oluştu. Alman yayın organı Deutsche Welle, Berlin'deki üç sanatçıyla yaptığı görüşmelerden oluşan bir haber yayımladı. "Karşı koymak mı baskıdan kaçmak mı? Bu Türk sanatçılar Berlin’i seçiyor" başlıklı haber şöyle:

Buğra Erol geleceğini Berlin’de görüyor, İstanbul’da değil. O, baskıdan kaçan pek çok Türk sanatçıdan biri. Karşı karşıya geldikleri sorunlar neler? İltica etmek işlerini nasıl etkiledi?

Tabloları yıkıcı ve rahatsız edici. Bir tanesinde siyah bir kalp, aşağısında küçük kuru kafaların sarktığı ağlayan bir yüzü öne doğru tutuyor. Türk sanatçı Buğra Erol’un “Stone Heart” isimli işi, Berlin’de galeri BERLINARTPROJECTS’te 8 Temmuz’a kadar sürecek olan “Mind Your Wishes” sergisinden.

Buğra Erol

Tıpkı pek çok Türk sanatçı gibi, 1986 doğumlu Erol Almanya’nın başkentine sığındı. Erol, DW için galeride verdiği röportajda “Tek istediğim kaçmaktı” dedi. Türkiye’deki atmosfer onun için fazlasıyla baskıcıydı: “Sanatçılar olarak bizler çevremizdekilere tepki veririz. Ama çevremizi saran günlük felaketlere bir tepki olarak çoğumuz gerçeklikten uzak durma ihtiyacı hissediyoruz.” Ona göre çoğu genç insan da aynı şekilde hissediyor: “Bir taraftan karşı koyma isteği duyuyoruz. Ama diğer taraftan, fani olduğumuz gerçeğinin farkındayız ve mutlu olmak istiyoruz.”

Erol’un Türkiye’de katılımcısı olduğu bir sergi, dini duyguları incittiği gerekçesiyle iki kez saldırıya uğradı. “Hükümet bu insanları destekliyor” diyor Erol. “Berlin’de özgürlük var ve ben bu özgürlüğü kullanmak için buradayım”.

Baskı altındaki sanatçılar

Marie DuPasquier “Mind Your Wishes” sergisinin küratörü. BERLINARTPROJECT 2006 yılından beri başkaldıran sanatçıları destekliyor, bu sanatçıların çoğu da Türkiye’den. Galeri Türk ve uluslararası sanatçıların tanışabileceği bir zemin sunuyor.

DuPasquier, Temmuz 2016’daki darbe girişimi sonrası sanat fuarı “Contemporary Istanbul”un iptal edilmesinden beri Türk sanatçılara güçlü bir destek veriyor. DuPasquier “Dayanışma göstermek ve Türkiye’de sanatın muhakkak devam etmesi gerektiğine dair beyanda bulunmam istedik” diye açıklıyor.

Oyuncu ve performans sanatçısı Çağlar Yiğitoğulları, 15 yıl boyunca İstanbul Şehir Tiyatrosu’nda 15 yıl çalıştıktan sonra, bir ay önce Berlin’e geldi.

Şimdi üç yıllık bir vizesi var. “Sansür ve oto-sansür tiyatrolarda her zaman uygulanmıştır” diyor ve tiyatro bütçesinin kontrolünün belediye tarafından alınmasıyla işlerin daha da kötü gittiğini ekliyor. “O günden sonra her şeyi kurcalamaya başladılar, repertuvardan sahne dekorlarına.”

Tiyatro sanatçıları başlangıçta duruma uyum sağlamaya çalıştı. Ancak 2013 yılında gerçekleşen Gezi protestoları bir dönüm noktası oldu. “Türkiye demokratik bir ülke olmaktan o zamanlar vazgeçti. Herkes korku içerisindeydi. Üç yönetmen işinden oldu.”

Oyuncu Yiğitoğuları “O sistemin bir parçası olmak istemiyorum” diyor ve İstanbul’a da dönmek istemiyor.

Oyuncu, Petra Diehl, Yeşim Yalman ve Mürtüz Yolcu tarafından kurulan sanatçı inisiyatifi Tara tarafından destekleniyor. “Sanatın değerini kaybettiğini ve dansçıların saldırıya uğradığını gözlemledik” diyorlar, bu sebeple bir yandan evrak işleriyle uğraşan Türk sanatçılara yardımcı olurken bir yandan da Almanya’da konserler ve festivaller düzenliyorlar.

Karikatürist Serkan Altuniğne de birkaç ay önce Berlin’e taşındı. 2002 yılından beri ünlü Türk mizah dergisi “Penguen”de çalışıyordu, ta ki dergi kapanmak zorunda kalana kadar. Geçtiğimiz yıllarda dergi sosyal medyayla rekabet edemediği için, derginin satışları 80 binden 15 bine düştü. Üstüne üstlük, dergi açılan çok sayıda davanın sonucunda Yargıtay'a ya da avukatlara para ödemek zorunda kaldı. “Bir keresinde kültür bakanını uyurken çizdiğimiz için dava edildik ve bir başka sefer de Erdoğan’ın bir hayvan olduğu bir karikatür yüzünden.”Bir seferinde yazı işleri ofisi öfkeli bir dini grup tarafından ateşe verildi. Bunun üzerine çalışanlar, gizli bir yere taşındı.

Altuniğne “Bir yanıyla bu tür bir atmosfer sanatçılara ilham vermeye meyilli ama bir yandan da baskıya karşı koyma çok zor” diyor ve kendisinin ve eşinin darbe girişiminden tam olarak bir ay sonra Berlin’e taşındığını ekliyor. Sanatçı vizesi sona erdikten sonra ne olacağı belirsiz. Ancak Türkiye’ye geri dönmek istemediğini biliyor.

Kaynak: DW

 
;

Yorum Yazın

Email adresiniz yayınlanmayacaktır.

Henüz yorum yazılmamış