İki yıldır #ŞiirSokakta

İki yıldır #ŞiirSokakta

Hareket ilk kez, 3 Eylül 2013’te Facebook’taki İkinci Yeni adlı sayfadan duyurulmuş.  Şiir Sokakta, şiirin sokağa taşınması ve daha sonra fotoğraflanıp sosyal medyada paylaşılmasıyla oluştu.

Bugün, “Şiir Sokakta’nın başlangıç noktası” olan hesabın arşivinde üç bine yakın fotoğraf bulunuyor. Yanı sıra, Instagram, Facebook ve Twitter gibi sosyal paylaşım platformlarında birçok Şiir Sokakta hesabı yer alıyor.

Fikir ve eylemin öncüsü kendini “sade bir edebiyat okuru” olarak tanımlayan bir “faili meçhul”; hareket de ona göre “faili meçhul bir kıyak”. O, “bu olağanüstü şiir hareketinin kendisine ihtiyacı olmadığını” söylüyor. 

“Defteri kapat, şiir sokakta” diyen hareket dahilinde, sokağa önce İkinci Yeni şairleri çıkmış. Ardından Nâzım Hikmet’in, Ahmed Arif’in, Sabahattin Ali’in, günümüz şairleri ve amatör şairlerin dizeleri katılmış onlara. 

Şiir Sokakta hareketinin öncüsü “faili meçhul”e sokaklarımıza yaptığı “kıyağı” sorduk. Söyleşimiz, “başsız ve itaatsiz” olarak tanımladığı hareketin “yaş değiştirme töreni”ne denk geldi. 

‘Biz şiire çay içiriyoruz’

-Nasıl bir hareket Şiir Sokakta; edebiyata ne katar, edebiyattan ne alır? Dizeleri popülerleştiren sosyal medya platformları şiire zarar verir mi? 

- Şiir Sokakta, sokağı ve insanı hedef alır. Şiirin, sokağın bir parçası olmasını hedefler, sokağın ve insanın özgürlüğünden yanadır. Şiiri araç olarak kullanmaktan ziyade amaç edinmiştir. Şiirin öznesinin sokakla ve sokaktaki insanla buluşmasını, şiiri evlerden ve kitaplardan ait olduğu yer olan insan içine çıkarmayı, sokakları şiirle güzelleştirmeyi, sokaklara temiz bir nefes olmayı hedefler. Sokakta görüldüğü an insan yüzünde oluşacak minik bir tebessüm için var #ŞiirSokakta. Herkes kendi şairini sokaklara çıkarsın ve sokakta başka şairlerle de tanışsınlar diyedir.

Hani Cemal Süreya, Orhan Veli için diyor ya, ‘’şiire kasket giydirdi, sivilleştirdi onu.’’ Biz de şiire çay içiriyoruz. Şiir Sokakta’yı şiir-mekân ilişkisi bağlamından değerlendirmek de mümkün tabii. Şiir Sokakta, şiirin tekrardan havalandırılması hareketidir.

- Duvara yazılama yapılmasını “kamu malına zarar vermek” olarak algılayan bir toplumda, bu hareket bir başkaldırı mıdır, dolayısıyla Şiir Sokakta kamu malına zarar verir mi?

- Şiir Sokakta zamanla daha çok kişiye ulaştı ve popülerleşti. Popülerlikle birlikte belli bir yozlaşmanın ve anti-estetik olanın da hedefi oldu. Bilinçli olarak ve defalarca kalem vurgusunu özellikle yaptık. Sprey boya ve benzer materyallerle koca koca harflerle “şiirleme” yapılmaması gerektiğini her zaman söyledik. Deftere yazar gibi ve estetik bir kaygıyla sokağa çıktık biz. İçinde bir başkaldırı barındırsa da, yıkıcı ve zarar verici bir başkaldırı değildir #şiirsokakta. Zaten şiire de yakışmazdı, dizelerle de olsa sokağı kirletmek. Şiirle kirlilik olur mu? Bence olur. Eğer kötü bir yazı ile imla kurallarına dikkat etmeden ve insanların gözünün içine sokar gibi yazmışsan şiirini sokağa, evet bu bir kirliliktir bence. 

Aslında şiirin sokağa yansımasında çoğu zaman bir problem olmuyor. Bahsettiğim yozluk, asıl olarak sosyal medyada ürüyor ve yaygınlaşıyor. İnsanlar sınırsız ve hesapsız paylaşma özgürlüğünü sonuna kadar kullanıyor sosyal paylaşım platformlarında. Önemli olan sokak bizim için, orada bir problem görmedim hiçbir zaman.

‘Bazısı şiiri paraya çevirdi’

- Hareket nasıl bir değişim ve gelişim gösterdi ilk günden bu yana?

- Hareketin başsız ve sahipsiz olmasını istedim ilk günden itibaren. Çünkü bana ihtiyacı yoktu bu olağanüstü şiir hareketinin. Faili meçhul bir kıyak olarak kalmasını istedim. Her sokağın bir adı, bir şairi vardı artık. Aynı bankta Cahit Zarifoğlu ve Hasan Hüseyin Korkmazgil’i yan yana okuyabiliyorduk mesela. Köşeyi dönerken Cemal Süreya’yı, az ilerde Edip Cansever’i, soluklandığımız bankta İlhan Berk‘i ve girdiğimiz telefon kulübesinde Turgut Uyar’ı okuyabiliyorduk. 

Farklı sosyal paylaşım alanlarında yüzlerce #siirsokakta temalı sayfa ve hesaplar açıldı zamanla. Kiminin takipçi sayısı bizi de geçti. Bir başkasına maddi bir bedelle sattılar, reklamlar aldılar #siirsokakta adına açtıkları sayfalarda. Kısacası şiiri paraya çevirdi bazısı. Zaten bu mantıktaki insanlar yozlaştırdı hareketi. Edebiyat ve şiirle ilgilenen neredeyse herkesin hareketten haberi var. Şairler yazılarında bahsediyor, kimi övgüyle kimi yergiyle, ama çoğunlukla güzel şeyler söyleniyor. Bir tartışmaya da pencere açmış olduk aslında.

‘Sokakta seçkinler, seçiciler, piyasa yok’

- Şiir Sokakta, “Gezi’nin duvar yazıları”ndan ne ölçüde etkilendi peki?

- Gezi sürecinde meydanlara sprey boyalarla işlenen şiirler de ciddi anlamda ilham oldu bize, fakat kendini ifade ediş tarzı ve amacı bambaşkaydı. Biz bu söylediklerimin ışığında herkesin sahipleneceği ve sokaklarımızı şiirle güzelleştirecek bir şiir olayı hedefledik ve başardık sanırım. Her gün biraz daha büyüdük ve çoğaldık.  Artık Şiir Sokakta. Sokakta yayınevi yok, editör yok, seçiciler ve seçkinler yok, şiir yıllıkları yok, jüri yok, piyasa yok. Şiir Sokakta, itaatsiz ve çıplak!

İsmini 68 Fransa’sından alıyor: İsim kökeni olarak 1968 Fransa’sına kadar uzanıyor aslında #siirsokakta ifadesi. Onun dışında içerik olarak bağımsız bir şiir olayıdır diyebilirim. İlk, orada ve o zaman kullanılmış bu tabir. Özgürlüğün sokakta ve sokaklar olduğu vurgusuyla. Şiir Sokaktadır diyerek insanlar sokağa çağrılmış. Daha sonra Gezi’de gördük aynı sloganı, Fransız Kültür’ün ahşap kapısında ve Fransızca olarak.

 

;

Yorum Yazın

Email adresiniz yayınlanmayacaktır.

Henüz yorum yazılmamış