‘Her yer arena, hepimiz gladyatörüz artık!’

‘Her yer arena, hepimiz gladyatörüz artık!’

Ayrıntı Yayınları’nın 1000. kitabı olarak yayımlanan “Zamanın İzinde” çok emek verilmiş, kıymetli bir eser. Enis Rıza’nın seçtiği fotoğraflara Ercan Kesal metinler yazmış. Kitapta 20. yüzyıldan 21. yüzyıla bu topraklardan geçen hayatlar, hikayeler, yüzler, izler var zamanın tozunu silkeleyen. Eduardo Galeano’nun takvim yapraklarına hikâyeler, notlar düştüğü “Ve Günler Yürümeye Başladı” kitabını çağrıştırıyor. Galeano ile Ercan Kesal’ın vardır vicdan, hayal yoldaşlıkları...

Kitabın sayfalarını çevirirken bazen bir fotoğrafa kilitlenip kalıyorsunuz, bazen Ercan Kesal’ın kelimeleri bir yumru olup tıkıyor boğazınızı. Ne çok ölüm, ne çok katliam, ne çok yoksulluk, ne çok acı izi var bu topraklarda! Göç yolları, 6-7 Eylül olayları, Çanakkale Savaşı’na giden askerlerin ölümden önceki son fotoğrafları, 1 Mayıs 1977 katliamı, Kızıldere, “asılan üç abi”, “caddede yatan adam”, Ali İsmail Korkmaz... Ve yürüyen “birtakım insanlar”.  Sait Faik’e selamla.

Kitaptaki fotoğraflardan biri, 17 Eylül 1967’de Kayseri’de oynanan 40 kişinin öldüğü, yüzlerce kişinin yaralandığı maçtan bir kare. Ortalık karışmış, birileri birilerine taş atıyor. Gerisini Ercan Kesal anlatıyor, “Arena neresi?...” başlıklı yazıda.

‘Futbol borsada değil, arsada güzel!’

Roma arenasına adını veren kum, savaşan gladyatörlerin kanını emermiş ve onların kaymadan kavgaya devam etmelerini sağlarmış. Arenan altında barakalarda bekleyen savaşçı köleler, arkadaşlarının kumların arasından yüzlerine ve vücutlarına sızan kanlarına bulanmış, birazdan çıkacakları meydandaki akıbetlerini düşünürmüş. “Günümüzde tüm stadlar modern arenalardır. Şimdilerde işin gizlisi saklısı kalmadı. Stadlar ‘Arena’ ismiyle açılıyor daha en baştan. Yeni gladyatörlerimiz artık futbolcularımız” diye not düşmüş Ercan Kesal. Ne de olsa, “Futbol borsada değil, arsada güzel” diyen Metin Kurt ve benzerlerinin izi çoktan silinmiştir. Yazısını şu sözlerle noktalıyor:

“17 Eylül 1967’de Kayseri-Sivas maçının oynandığı stad, futbolun hâlâ arsada oynanabileceğine dair inanç taşıyanların son hesabının kesildiği yerdir. Arena, sadece gladyatörlerin alanda futbol oynadıkları mekânı da aşarak tüm stada yayılmıştır. Karşılıklı sahaya çıkan 22 kişinin yerini, stadı dolduran on binler almıştır.

Kayseri’de yaşananlarla birlikte maç yapma, oyun oynama duygusunun son masumiyet kırıntıları da sofradan silkelenmiştir. O gün onlarca Sivaslıyı öldürerek zafer duygusunu yaşayan zihniyet, onların çocuklarını da 26 yıl sonra, 2 Temmuz 1993 günü bir otele kıstırıp yakmıştır.

Arenada, stadın altında beklerken, yukarıda savaşan arkadaşlarının tepelerine sızan kanıyla boyanan savaşçıların yerini, komşusunun, hemşehrisinin kanıyla boyanan bir güruh aldı.

Her yer arena ve hepimiz gladyatörüz artık!”

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, bir konuşmasında “Artık, ‘arena’ denmeyecek, ‘stadyum’ denecek” talimatı verdi. Gereğinin hemen yerine getirildiğini “Erdoğan istedi, ‘Arena’ kelimesi tarihe karıştı” başlıklı haberlerde okuduk. Tüm “arena”lar “stadyum” olur arka arkaya... Olsun... Peki “arena zihniyeti” değişir mi? Gladyatörler de tarihe karışır mı?

“Zamanın İzinde” öyle bir kez okunup, kitaplığa kaldırılacak kitaplardan değil. Bazı fotoğraflar, bazı metinler sık sık, yeniden çağıracaktır okuru. Metinleri okurken, fotoğraflara dönüp dönüp bakarken; 16 Nisan’dan bu yana bu kitaba girebilecek ne çok “iz” bırakan fotoğraf olduğunu düşündüm. 75 gündür açlık grevinde olan Nuriye Gülmen ve Semih Özakça’nın evlerine yapılan gece baskının fotoğrafı... “Hayata Dönüş” operasyonlarında kolunu kaybeden, daha sonra KHK’yle görevinden ihraç edilen sosyolog Veli Saçılık’ın annesi Kezban Saçılık’ın yerlerde sürüklendiği fotoğraf… Silopi’de evlerine giren polis panzerinin öldürdüğü Furkan ile Muhammed’in fotoğrafı… Sonra, memleketin başkentinden "İnsan Hakları Anıtı gözaltında” fotoğrafı!...

“Arena” sözü yasaklansa, her yer “stadyum” olsa bu fotoğraflar biter mi?

;

Yorum Yazın

Email adresiniz yayınlanmayacaktır.

1 Yorum

  •  
    Nilgün Pirler
    30.05.2017

    Yazdıklarını okurken içim çok acıdı, çok yandı...Kitabı hemen satın alacağım. Kalemine sağlık arkadaşım.