Hadi

Hadi

“Haydi haydi izciiii”deki coşkulu haydi değil. Kırık ama kararlı, kısa ama vurucu bir hadi. Sanki en çok bu sözcüğe ihtiyaç var hayatlarda. Birbirimize hadi demeye. Hayır zaten hep baki.

Ne olacaktı sahi? Hukuk, muhalif cezalandırma ve gözdağı niyetine keyfi gözaltıyla sistematik tutuklamaya dönüşmüşken, adil, şaibesiz seçim mi olacaktı? OHAL şartları altında, hapiste rehin tutulan HDP ve DBP’li eş genel başkanlar ve parti çalışanları, siyasi tutukluların ölüm sınırına dayanmış açlık grevleri, akıllara ziyan iftiralar ve iddianameler eşliğinde hapiste gün sayan gazeteciler, avukatlar varken, referandumun Evet ve Hayır seçeneklerinde her Allah’ın günü hayır diyenler vatan hani, terörist ilan edilmişken zaten seçim sandığı hilelerine varmadan başlamış ve bitmemiş bir hak hukuk yoksunluğu yok muydu? Filmin devamını gördük.

Bunca hukuksuz, çapsız uygulama sonunda gelen o kılpayı evet üzerine bir tek adam sistemi inşa edilecek şimdi. Daha doğrusu çoktan gökdelen olmuş bir yapıya yasal kılıfı geçirilecek. Hayatını hükümsüz ilan edilmeye çalışılan erdemler, insan onuru, eşitliği ve özgürlüğü üzerine inşa edenler içinse Hayır bugün, yarın, daima en kıymetli kelime olarak kalmaya devam edecek.

Hayır demenin sorumluluğu

Ama Hayır demenin, ödetilmeye çalışılan bedel dışında bir de söyleyene yüklediği sorumluluk var. Evet derken onaylar, razıyım her şeye der, geçersin. Oysa Hayır, bütün gücünü eylemden alır. Dile pelesenk olup geçiştirilecek bir şey değildir o; hayatın her anında sağlamasını ister. Birilerine kanıtlayasın diye de değil, sen kendi sözüne sadık yaşayabilesin diye. Yoksa bir bakarsın ki kendi sözünü yutmuşun. Hapı da beraber.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın olgun devlet adamı sesiyle sunduğu basın toplantısını ve bir dakika sonrasında kitlelerle karşılıklı vites büyüten Türkiye olarak ‘ilk iş’ istediği/istettiği idam cezalı balkon konuşmasını izlerken haliyle mıh gibi kalıyorum. Bazı şeylerin alışması olmuyor, her gün her an maruz kalsan da böyle bu. Hadi demek işte bu yüzden elzem. Kendi içine kaçmış kalmaman için. Devam etmek için. Yeni başlayan güne layık olmak için. Doğan her güneş hakkını ister ne de olsa.

Öyle “Hadi direnişe geçelim” gibi değil. Tevazulu ama ayakları sağlam basan bir hadi. Günlük hayata lazım gelen cinsten. Çünkü buralarda zaten günlük hayatın bekası ne zamandır zaten direnişin ta kendisi. Hadi kalk bakalım, demek kendine. Camı aç, sokağa bak. Mutfağı, dolabı, çekmeceyi, bunlarla birlikte tel tel olmuş aklını, lime lime kalbini bir toparla. Hadi kalk yürüyelim, demek birine. Konuşamasanız da, suskunluğu paylaşarak adımlamak hayatı. Hadi gel bir film izleyelim, biraz dağıtalım kafayı demek. Hadi hadi demek. El vermek birbirine.

‘Doğru bulmuyoruz’

YSK’nin emrivaki usulsüzlüğüne karşı ana muhalefet partisi CHP’nin lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun basın toplantısındaki üslubuna bakıyorum. En hafif tabiriyle kesmiyor beni. “Yüksek Seçim Kurulu, üzülerek ifade edeyim, bu referandumu tartışmalı hale getirdi. Alınan yasalara aykırı karar, referandumu tartışmalı hale getiriyor. Bunu asla doğru bulmuyoruz ve bunu sonuna kadar takip edeceğiz.”

Doğru bulmuyoruz da ne yapıyoruz? Doğru ne kalmış şu her tarafı elimizde kalan düzende? Hoş, HDP’li vekillerin dokunulmazlığının kaldırılmasına onay vererek eşlik edilmiş yanlışta, neyin tepkisini beklemek mümkün ana muhalefetten, o da ayrı hikâye.

Ortasından yarılmış bir toplum, ayağının altına zemin olacak bir anayasada uzlaşacak, e mi? Atı alan Üsküdar’ı geçti diyen bir Cumhurbaşkanı eşliğinde. Referandumu gözlemlemek üzere Türkiye’de bulunan uluslararası gözlemcilerden oluşan AGİT üyeleri başka bir dünyadan bildiriyor: “Anayasa referandumunda anayasanın 72 maddesinin değişikliği tek bir paket olarak uygulandı. Bu durum uluslararası uygulamaya çok uygun değil. Seçmenlerin tek tek maddeleri ele alarak oy kullanması gerekiyordu ve oy pusulalarında tercih yer almadı. Aynı zamanda devlet seçmenlere ‘tarafsız bilgi’ sağlanması konusunda bir adım atmadı. Seçmenlerin ‘seçim özgürlüğü’ kısıtlandı.” Yaşama özgürlüğüne kastedilirken, ne büyük beklenti değil mi normal koşulların anımsatılması?..

Dolayısıyla bir de Hadi ordan demek, önemli. Yalan dolanla çevrelendiğimiz her an Hadi ordan, diye tekrarlayıp devam etmek. İşimize bakmak. Oradaki Hadi de lazım bize bol miktarda. Doğrumuzdan şaşmamak, aklımıza mukayyet; irademize, kimselerin vermediği içimizden çıkarıp korumaya çalıştığımız umudumuza sahip çıkmak. 

Gerisini yaşayıp göreceğiz. 

;

Yorum Yazın

Email adresiniz yayınlanmayacaktır.

Henüz yorum yazılmamış