Advertisement

Gezi’nin gençleri, Adalet için yürüyenlerle buluşursa...

  • Gezi’nin gençleri, Adalet için yürüyenlerle buluşursa...
  • Gezi’nin gençleri, Adalet için yürüyenlerle buluşursa...
  • Gezi’nin gençleri, Adalet için yürüyenlerle buluşursa...
  • Gezi’nin gençleri, Adalet için yürüyenlerle buluşursa...
  • Gezi’nin gençleri, Adalet için yürüyenlerle buluşursa...
  • Gezi’nin gençleri, Adalet için yürüyenlerle buluşursa...

AKP’yi 15 yıllık iktidarında en rahatsız eden kalkışma Gezi Direnişi olsa gerek. Bundan 4 yıl evvel, “birkaç ağaç için” başlayan protesto gösterileri hükümetin baskıcı tutumuna karşı bir haykırışa dönüşmüştü. 90 kuşağı sahneye çıktı ve sanatla, keskin zekâları ve ondan mütevellit mizah anlayışlarıyla iktidara kafa tuttu. Bu umutlu “hayalet” Türkiye’nin dört bir yanında dolaşmaya devam ediyor. 

Gezi’den bu yana, iktidarın artık faşizme evrilen yönetim tavrına karşı en büyük direniş ise –bana sorarsanız– Adalet Yürüyüşü. Günlerdir haberlerden izlediğim yürüyüşe dün katılma ve neler yaşandığını görme fırsatı buldum. Türkiye Yayıncılar Birliği Başkanı Kenan Kocatürk’le birlikte, üzerimizde “Turhan Günay için adalet” yazılı tişörtlerle Adalet Yürüyüşü’ndeydik ve CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu önderliğinde, binlerce kişiyle birlikte, Tavşancıl’dan Gebze’ye, yaklaşık 14 kilometre yürüdük. 

‘Turhan Günay için adalet’

Kenan Kocatürk, neden orada olduğunu şöyle açıkladı:

Son yıllarda ülkemizde bana göre adalet duygusunu zedeleyen çok önemli olaylar oldu. İnsanların hak ve hürriyetleriyle ilgili kısıtlamalar bizim için kabul edilebilir değil. Turhan Günay benim ağabeyim, dostum. 250 gündür yargılanmayı bekliyor.  OHAL’le beraber 20 Temmuz’dan itibaren kapatılan yayınevleri, kitaplarla ilgili çıkan yasaklama kararları da var. 

İnsanlar ‘hak, hukuk, adalet’ sloganıyla yürüyor. Bu kadar insanın bir araya gelip ülkedeki bütün olumsuzluklara dur diyebilme adına yürümeleri hepimizin umutlu olmasını sağlamalı. Bu sıcağın altında, her türlü tahrike karşı insanların sakin kalıp yürümeleri beni çok etkiledi.

Farklı düşünceden insanların barış ve huzur içinde yaşayabileceğine inanıyorum ve çocuklarımın bu ülkede mutlu mesut, türkülerini söyleyerek, rahatça fikirlerini dile getirerek yaşamalarını istiyorum. Adaletin yerine gelmesi için mücadele ediyoruz. Bu mücadele de hak yerini bulana kadar, adalet yerine gelene kadar sürmeli.”

‘Yollar bizi unutmayın!’

Yürüyüşte her yaştan kişi gördüm ama orta yaş ve üstü katılım çok daha yüksekti. Tavşancıllı 62 yaşındaki Fatma Taş, yürüyüşe kızlarıyla gelmişti. Üzerinde Tavşancılın yöresel kıyafetleri vardı “adalet için geldim yavrum” dedi: “Çocuklarımın, torunlarımın geleceği için geldim.”

Hemen sonra, kollarını dua eder gibi gökyüzüne açmış “Yollar bizi unutmayın! Dağlar tepeler bizi unutmayın! Adalet için yürüyoruz!” diye seslenen Sevim Ünal’a rastladım. Yürüyüşe Beşiktaş’tan katılmıştı. “Üstelik de Beşiktaş’ta misafirim” diye anlatmaya başladı: “Gelinim doğum yaptı. Bebeğimiz daha 3 günlük. Onları evde bırakıp geldim.”

“Çok heyecanlıyım” diyordu sesi titreyerek: “Çok heyecanlıyım! Çok mutluyum! Bu yürüyüş 71 yaşındaki bana bile bu heyecanı, mutluluğu yaşattı.”

‘Allah’ın gücü sizlerle olsun’

Ardından, sanki bir davete gider gibi şık giyinmiş, hızlı hızlı yürüyen 72 yaşındaki Hidayet Güler’le sohbet ettik. “Bir ülkenin adalete, hakka ve hukuka ihtiyacı vardır. Onu yitirmemeli. Yitirmediği sürece devlettir, vatandır, millettir. Bunu askıya aldığı zaman eldeki tüm serveti kaybetmiş olur” dedi Hidayet amca:

“Bu yürüyüşe katılmayı kendi adıma, vicdani bir muhasebe olarak kabul ettim. Bu toplumda bu vicdanı taşıyan insanlara saygıyla aralarına katıldım. Yüce Allah’ın gücü, güzelliği, doğası buradaki insanlarla olsun!

Yol boyunca küfürlerle, Rabia işaretleriyle yürüyüşü protesto edenler vardı. Ancak destek çok daha güçlüydü. Yoldan geçen araçların kullanıcıları kornalara basarak, el sallayarak, “bozkurt” işareti yaparak desteğini gösterdi. Onlara aynı işaretle selam verenlerin hemen yanında barış işareti yapan, “Selo’ya özgürlük! Figen Başkan’a özgülük!” diye seslenen HDP’liler yürüyordu. Denebilir ki, bir partinin başlattığı yürüyüş, 22. gününde farklı kesimleri buluşturan bir büyük sele dönüşmüştü. 

Şimdi ‘eski topraklar’ sahnede

Yazıya Gezi Direnişi’yle başlamam nedensiz değil. Özellikle mola yerinde, katılımcıları yeşillikler içine yayılmış, davul zurna eşliğinde halay çeker, bando eşliğinde marşlar söylerken görünce, Gezi’yi ve parkta geçirdiğimiz o güzel günleri hatırladım. 

Gezi, 80, 90 kuşağının yarattığı bir tarihi direnişti. Dünya tarihine geçecek Adalet Yürüyüşü’nde ise sahnede ‘eski topraklar’ var. Bizler Gezi’de Duman’ın “Eyvallah” şarkısını söylüyorduk. “Tencere Tava Havası”yla eğleniyorduk. Onlar İzmir Marşı’yla, Gündoğdu Marşı’yla, “Bir Başkadır Benim Memleketim”le, “Bekle Bizi İstanbul’la” yolları adımlıyorlar. Gezi Direnişine halk desteği vardı. Adalet Yürüyüşü, sadece bir parti hareketi gibi gösterilmeye çalışılsana da, korna sesleriyle çınlayan kulaklarımız şahittir, bu yürüyüş de halk desteğini arkasına almış durumda. 

Elbette iki direniş arasında temel farklar sıralanabilir ancak duygu ayrılığı olduğunu hiç sanmıyorum. 

Adalet Yürüyüşü, pazar günü Maltepe’de yapılacak mitingle son bulacak. Gezi Direnişi’ndeki unutamadığım duvar yazılarından biri “parka giymiş bir neslin parka giden çocuklarıyız”dı. Umarım o gün Gezi’nin genç, dinamik eli, Adalet Yürüyüşü’ndekilerin deneyimli eliyle kenetlenir. “Parka gidenler” ile “parka giyenler”, “adalet için yürüyenler buluşur ve miting “sokaktan doğaniki direnişin yarattığı umudu büyüten bir şenliğe dönüşür.

;

Yorum Yazın

Email adresiniz yayınlanmayacaktır.

Henüz yorum yazılmamış