Fransa, savaş bölgelerinde kültürel mirasın korunması için harekete geçti

Fransa, savaş bölgelerinde kültürel mirasın korunması için harekete geçti

Fransa hükümeti, bundan 17 yıl önce Lahey’de kabul edilen ve savaş bölgelerindeki kültürel mirasın korunmasını güçlendirmeyi amaçlayan uluslararası anlaşmaya katılacak. Resmi duyuru dün (30 Kasım), Fransa ve Birleşik Arap Emirlikleri’nin Abu Dhabi’de düzenleyeceği, Arap dünyasındaki sanat eseri kaçakçılığına ve kültüre yönelik terörist saldırılara karşı mücadele yöntemlerinin tartışılacağı uluslararası konferansın hemen öncesinde yapıldı.    

Fransa, tıpkı ABD ve Birleşik Krallık gibi, 1999 yılında UNESCO’nun himayesinde oluşturulan ve topa tutulan 1954 Lahey Silahlı Çatışma Halinde Kültürel Varlığın Korunması Sözleşmesi’nin İkinci Protokol’ünü reddeden ülkeler arasındaydı. Protokol ilk oluşturulduğunda sadece 37 ülke tarafından imzalandı. Bu ülkeler arasında Almanya, İtalya, İspanya, Kamboçya, Suriye ve Yemen bulunuyor. Kanada, Japonya, Bosna Hersek, Guatemala, Honduras, İran, Libya, Mali ve Suudi Arabistan daha sonra imzacı ülkelere katıldı.

Fransa, IŞİD’li teröristlerin Musul Müzesi ve antik kent Nimrud’a saldırmasının ardından önceki pozisyonundan geri döndü. Başkan François Hollande, Mart 2015’te bu yıkımları kamusal olarak kınadı ve Louvre Müzesi yöneticisi Jean-Luc Martinez’i, yıkımın nasıl durdurulabileceğine dair bir rapor yazmakla görevlendirdi. İkinci Protokol’ün tasdiklenmesi, yaptığı önerilerden biriydi.

Bu ek protokol, Körfez ve Balkan savaşları sonrasında 1954 tarihli ve Türkiye’nin de imzacısı olduğu sözleşmenin sınırlarının ortaya çıkması sonrasında kabul edildi. Protokol, iç savaş durumlarında kültürel varlığın korunmasına dair genişlemeler yapıyor ve Windsor Sarayı, Louvre, Versailles Şatosu ya da Taj Mahal gibi bazı özel mekanlara verilen ayrıcalıkları genişletiyor. Protokol altındaki hükümler, sözleşmenin ve protokollerinin imzacılarının tüm kültürel bölgelerin korunmasına dair prensipleri geniş bir biçimde yaymalarını, askeri güçlerini eğitmelerini, tarihi yapıların korunması için acil bir biçimde plan yapmalarını ve çatışma durumunda koleksiyonların taşınmasını zorunlu kılıyor.

İkinci Protokol ayrıca, örneğin bir köprü ya da sur gibi tarihi bir yapı silahlı kuvvetler tarafından kullanılıyorsa, “mecburi askeri gereksinimler” sebebiyle korunmasından feragat edilmesini katı kurallarla sınırlandırıyor. Tarihi bir bölgeye saldırı kararı ancak “en yüksek merciler tarafından”,  “etkili bir ön uyarının” ardından alınabilir ve “karşı tarafın güçlerine bölgeyi terk etmeleri için makul bir süre” ayrılır. Bu hükümler hazırlandığı dönemde, özellikle suç isnadı oluşturulmasına yol açabilecek detaylı ihlal listesinden dolayı endişelenen Batılı askeri güçleri tarafından eleştirildi.

Orta Doğu’da yaşanan gelişmeler sonrası, 1954 Lahey Sözleşmesi her zamankinden daha büyük bir önem kazandı. Britanya Ordusu geçtiğimiz günlerde kültürel mirası korumak için uzmanlardan oluşan özel bir ekip kuracağını açıklamıştı.

Türkiye’nin imzacısı olduğu 1954 tarihli sözleşme buradan, imzacısı olmadığı İkinci Protokol ise buradan incelenebilir.

Kaynak: The Art Newspaper

 
;

Yorum Yazın

Email adresiniz yayınlanmayacaktır.

Henüz yorum yazılmamış