Ferit Edgü yazdı: Celâl Üster için

Ferit Edgü yazdı: Celâl Üster için

Ferit Edgü’nün bu yazısı “Celâl Üster İçin - Çeviri Uğraşında 50 Yıl” kitabında yer almaktadır. 

Kimi zaman çevirmenler olmasaydı ne yapardık, diye düşünürüm.
Bırakın yanıtlamayı, soruyu sormak bile korkunç.
Evrensel kültürün, çevirmen diye adlandırılan bu karıncalarına, arılarına neler borçluyuz?
Benim yanıtım tek sözcük: Her şeyimi.
Çeviri olmasaydı, kuşkusuz bir yazar olamazdım.
Yazarlığımın tümünü değilse bile, yakın bir bölümünü çevirmenlere borçluyum. Bu genellikle küçümsenen, hor görülen, (“traduttore traditore”) uğraşın erlerinden kaçı yaptıkları işin bilincinde? Onun öneminin, yarattığı etkinin, açtığı ufukların?
Celâl Üster, benim tanıdığım bu ender çevirmenlerden biridir.
Seçtiği yapıt, onlara verdiği emek bunun kanıtı.
Tüm çevirmenleri terleten yazarlar vardır.
Peki, kimi çevirmenler, niçin bir ayda kolaylıkla çevirebileceği bir kitabı değil de üç yılda, zar zor çevirebileceğini seçer, onca ter döker?
Bunu Celâl Üster’e sormak isterdim, vereceği yanıtı biliyorum:
Çevirirken insan, boş bulunup önündeki metni kendisinin yazdığı yanılgısına kapılabilir. Bunun zevki için.
Benim buna ekleyeceğim küçük bir şey var: Bir yanılgı değil bu, gerçeğin ta kendisi.
Düşünün bir, Kalbimi Vatanıma Gömün’ü ya da o eşsiz Kızgın Ova’yı çevirirken, insan nasıl olur da, bir cümlesinin (kendi dilinde, kendi sözcükleriyle yazdığı bir cümlesinin) kendi “malı” olduğu duygusuna kapılmaz?
Ben, Borges’in, Orwell’in, Stevenson’un, hele hele Hašek’in de (Arslan Asker Şvayk) öykülerini, romanlarını Celâl Üster’in Türkçesinden okudum. Dolayısıyla sevgili dostuma, nasıl ödeneceğini bilmediğim bir borcum var. 

 
 
;

Yorum Yazın

Email adresiniz yayınlanmayacaktır.

Henüz yorum yazılmamış