Advertisement

Feleknas Uca: Clara Zetkin ödülünü mücadele eden kadınlar adına aldım

Feleknas Uca: Clara Zetkin ödülünü mücadele eden kadınlar adına aldım

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Diyarbakır Milletvekili Feleknas Uca, Alman Sol Parti (Die Linke) tarafından verilen Clara Zetkin Onursal Kadın Ödülü’ne değer görüldü. Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nün fikir annesi ve Alman kadın hakları savunucusu Clara Zetkin’in adıyla anılan ödül, 2007’den beri iki yılda bir, kadın hakları alanında mücadele yürütenleri onurlandırmak amacıyla sunuluyor. Ayrıca bu yolla 8 Mart’ın politik yönüne de vurgu yapılıyor.  

3 Mart’ta Berlin’de yapılan törenle ödülünü alan Feleknas Uca ile Türkiye’deki kadın özgürlüğü mücadelesini ve ödülün onun için anlamını konuşmak üzere HDP Diyarbakır il binasında buluştuk. Sabah saatlerinde “8 Mart ve Kadın Direnişi” paneline katılan Uca, bir yandan 8 Mart için ilçelerde yapılacak şölenleri planlarken bir yandan susmayan telefonlara ve sorularımıza yanıt verdi.

Bayrağı devraldık

Feleknas Uca, ilk olarak, dünya emekçi kadınlarının, Clara Zetkin ve Rosa Luxemburg’un bayrağını devraldığını hatırlattı, bu ödüle değer görüldüğünü için duyduğu memnuniyeti dile getirdi. 

“Clara Zetkin, 1923’ten sonra parlamentoda kadına yönelik şiddete karşı, kadın özgürlüğü için büyük bir mücadele verdi. Biz de bu mücadeleci kadınların yolunda, kadın özgürlüğü bayrağını devralarak, aynı felsefeyle hareket ediyoruz.”

“Özellikle Almanya parti çalışmaları ve Avrupa Parlamentosu’ndaki görevim süresince sürekli olarak Ortadoğu ve Türkiye’deki kadınlarla ilgili sorunları gündeme getirdim. Ortadoğu, Afrika, hatta birçok dünya ülkesinde kadınlara yönelik çalışmalar içerisinde yer aldım. Ödül bu nedenle verildi.”

Uca da bu ödülü zulme karşı mücadele eden tüm kadınlar adına aldığını aktardı:

“Ödül töreni sırasında bu ödülü özellikle Kürt kadınlara ve mücadeleci kadınlara armağan ettim. Bugün cezaevlerinde zulme karşı mücadele eden kadınlar var. Şengal ve Rojava’da DAİŞ çetelerine karşı mevzilerde mücadele edenler var. Milletvekilliği elinden alınarak tutuklanan Eşbaşkanımız Figen Yüksekdağ gibi tutuklu olan kadın milletvekili arkadaşlarımız var. Tutuklu birçok kadın belediye başkanımız var. Ben bu ödülü onlar adına aldım.”

Feleknas Uca, kadına yönelik şiddetin tırmandığı, Kürt halkına ve seçilmişlerine yönelik baskıların arttığı bir dönemde ödülün kendisine verilmesinin ayrıca önemli olduğunu söyledi. Avrupa’daki kadın örgütü ve kurumlarının bu ödülle diktaya karşı, Kürt halkına dayanışma mesajı gönderdiğini, törende de ödülü takdim eden parlamenterlerin bu mesajı ön plana çıkardığını anlattı.    

Ortadoğu’daki kadınlar için rol model

8 Mart’tan önce bu ödülü almanın onu daha da sevindirdiğini belirten Uca şöyle dedi: 

“Çünkü 8 Mart’ın kurucusu kabul edilen Clara Zetkin’in ödülünü almak onun yolunda yürüdüğümüzün kabulü olduğu için heyecan veriyor. Önümüzde uzun bir yol var ve birçok engeli aşmamız gerekiyor. Bu yüzden çalışmalarıma çok daha fazla güç katmam ve daha sağlam durmam gerektiğini biliyorum. Sadece Kürt kadınların öncüsü değiliz. Türkiye’deki tüm demokratik mücadele yürüten kadınlar için çalışmalı; kadın özgürlüğü manifestosu için önümüze bir yol haritası koyarak, ona göre hareket etmemiz gerekiyor.”

“Şu an Avrupa’dan heyetler 8 Mart kutlamalarını izlemek için geliyor. Kürt kadınının özgürlük felsefesi Ortadoğu’daki kadınlar için de öncü rol model oluyor ve Avrupa’da herkes bunu görüp takdir ediyor. Bu yüzden de çok mutluyuz.”

Kadın, yaşam, özgürlük

Feleknas Uca, Berlin’e gitmeden önce, Diyarbakır’daki kadınların kendisine törene Kürt ulusal kıyafetleri giymesini önerdiğini söyledi: 

“Kiras fistan ve ‘jin, jiyan, azadi’ sloganlarıyla bu ödülü aldık. Ödül töreninde hazır bulunan herkes bu sloganın ne anlama geldiğini merakla sordu. Almanca bunun kadın, yaşam ve özgürlük anlamına geldiğini anlattım. Sonra oradaki tüm kadınlar Almanca olarak bu sloganı attılar.”

Canı pahasına şiddetin önünde

Uca’ya Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi’ne kayyım atandığı gün,  belediye önünde yapılan protesto sırasında kadınların gözaltına alınmasına engel olmak için polislerin önünde durarak, kendisini siper eden fotoğrafını anımsatıyorum: 

“Uzun bir süredir kadınlara karşı bir düşmanlık siyaseti yürütülüyor. Özellikle Kürt illerinde kadınlara karşı şiddet çok arttı ve kadın özgürlüğüne karşı saygısız, kin ve nefret dolu, hoyratça bir yaklaşım içindeler. Birçok kez yaşadık bunu. Ben törende yaptığım konuşmada da şunu ifade ettim: O kadınlara yönelik saldırı sırasında bir parlamenter ya da bir kadın olmamın önemi yok. Canıma mâl olacağını bilsem dahi mücadele ederim.”

“Özellikle belediye önünde gerçekleşen eylemler sırasında kadınlara yönelik nasıl büyük bir şiddetle yürüdüklerini gördük. Orada herhangi bir şey yapmadan sadece durup bekleyen bir kadına nasıl bir şekilde davranıldığını gördüm. Öncesinde bana da kalkan ve coplarla saldırdılar. Kollarıma ve sırtıma vurdular. Yere düşerek başımı vurdum. Her yerim acı içindeydi. Tam o sırada yığınla polisin o kadının etrafını sardığını gördüm, o acıya rağmen nasıl kalkıp büyük bir hışımla araya girdiğimi hatırlamıyorum. İçgüdüsel olarak kendimi oraya attım.” 

“O normal bir fotoğraf değil. Sadece polisin bir kadına saldırması değil, yüzyıldır biriken kin ve nefretin, yok sayılan bir halkın, bir kimliğin, kadına karşı biriken nefretin fotoğrafıydı. Aslında orada erkek egemen gücün sembolü olan silahla ‘ben büyüğüm, ben gücüm, egemenim ve her şeyi yaparım’ mesajı vardı. O manzarayı görünce oraya nasıl koştum, nasıl fırladım, hatırlamıyorum. Kadının üzerine yürüyen o egemen erkeğe ve şiddetine karşı durmam gerekiyordu. O tablo o gün beni çok öfkelendirdi. Çünkü birçok kadını saçlarından tutup yerlerde sürüklediler, hırpaladılar, hakaret ettiler. Yani sadece bir kadının değil; bütün o şiddetin önünde durmak istedim.” 

“O arkadaşı kurtardım, önünde durabildim ama ne yazık ki kardeşi gözaltına alındı. 20 yıldır çeşitli platformlarda kadın hakları için çalışıyorum ancak o gün yaşadıklarım ve gösterdiğim direniş bundan sonrası için bizi daha çok motive ediyor. Güleceksiniz ama ben bile o fotoğrafa baktığımda ‘Bu ben miyim?’ diye gülümsedim. Bu kadar cesur çıkış yapacağımı tahmin etmiyordum. Baskının arttığı yerde ister istemez siz de karşı duruyorsunuz.”

Kadının mücadelesinden korkuyorlar

Feleknas Usa, bundan sonra da kadın öncüler olarak devletin bu kadar kolayca şehirlerin sokaklarında kadınlara yönelik şiddetini kabul etmeyeceklerini vurguladı:

“Artık ne buna tahammülümüz var ne de kabul edebiliriz. Kadının mücadele ve duruşundan çok korkuyorlar ve bu nedenle bilinçli olarak en fazla kadına saldırıyorlar. 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Günü’nde bile Koşuyolu parkında yapacağımız açıklamaya izin vermediler. 1 Mart’ta Sur’da esnaf ziyareti yapmak istedik. Tomalar ve silahların kuşatması altında kadınlara karanfil dağıttık. Aslında bu duruş da bir direniş.”

“Kayyımlardan sonra bütün kadın daire başkanları görevden alınarak yerine erkek daire başkanı atandı, kadın dernek ve kuruluşları kapatıldı. Burada sistemin kadın özgürlüğü mücadelesine nasıl büyük bir düşmanlıkla gittiğini görüyoruz. Kadınları korumak ve toplumu savunmak için, zulme karşı sessizliği bozmak için mücadeleye devam edeceğiz.” 

;

Yorum Yazın

Email adresiniz yayınlanmayacaktır.

Henüz yorum yazılmamış