Erdoğan: ‘AKM yeni dönemin sembol eserlerinden biri olacak’

Erdoğan: ‘AKM yeni dönemin sembol eserlerinden biri olacak’

Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, yeni Atatürk Kültür Merkezi’nin tanıtım toplantısında konuştu. Bugüne dek varlık gösteren kültür-sanat alanına ilişkin eleştirilerini dile getiren Erdoğan hedeflerini açıkladı ve “AKM yeni dönemin sembol eserlerinden biri olacak” dedi. Erdoğan, AKM’nin kapatılmasının ardından, yıkımına karşı çıkanları da “terörle mücadeleye karşı çıkanlarla” bir tuttu. 

Tören, AKM’nin ilk mimarı Hayati Tabanlıoğlu’nun oğlu, yeni AKM’nin mimarı Murat Tabanlıoğlu’nun konuşmasıyla açıldı. Yeni binayı anlatan Tabanlıoğlu, şöyle dedi:

“İlk opera binası olarak yapılırken daha sonra kültür binası olması istenmişti. İçinde konser tiyatro sahneleri vardı. Yeni yapılan binanın içindeki opera binası 2 bin 500 kişilik olacak, dünyanın en büyük operaları arasına girecek. Aynı zamanda 800 kişilik konser salonu, tiyatro salonu, oda tiyatrosu, kütüphaneler, kafeler ve restoranlar olacak. Bizim 365 gün kullanabileceğimiz bir bina olacak.”

Tabanlıoğlu, konuşmasının devamında “Operalar genellikle zengin ailelerin gittiği bir yerdi. Ama artık operalar hepimizin gittiği, baleler hepimizin gittiği yer olmalı” dedi ve ekledi: “Tüm cepheyi aynı zamanda içeride temsiller yapılırken burada çeşitli balelerin, operaların dışarda gösterilmesi için büyük bir dev ekran haline getireceğiz. Bunun dünyada uygulamaları var ama bu en güzeli olacak.”

Ardından Kültür ve Turizm Bakanı Numan Kurtulmuş söz aldı. Kurtulmuş, özetle şunları söyledi:

“Ben hiç kimsenin AKM konusunda ideolojik şartlı ve yanlı yaklaşmamasını tavsiye ederim. İçerisinde son derece güzel etkinlikleri takip edeceğimiz, türkiye’nin medarı iftiharı bir proje olacak. Az evvel de ifade edildiği gibi bu yapının birkaç tane temel özelliği var. bunlardan birisi, şehirle ve önündeki Taksim Meydanı ile uyumlu bütünleşmiş olan halidir. Hem meydanın değerini artıracak hem de meydanın varlığı AKM’ye önemli özellik kazandıracak. Burası sadece bir operası binası değil, bir kültür merkezi. Tabiri caizse bir kültür vahası olacaktır. Yine bu binanın en temel özelliklerinden birisi hem estetik olması hem de fonksiyonel olmasıdır. Estetik değeri çok yüksek olacak ama aynı zamanda çeşitli salonlarıyla farklı sanatsal etkinlikleri eş zamanlı olarak yapabilecek çok fonksiyonel binaya sahip olacağız. Mimarisinden kullanılan en detaylı malzemelere kadar, hepsinin yerli ve milli olmasıdır. Bina bu özelliğiyle yerli ve milli olacaktır.”

Törenin devamında Tayyip Erdoğan konuştu ve sadece AKM ile ilgili değil, kültür yaşamıyla ilgili önemli açıklamalarda bulundu. Cumhuriyet’in kuruluş aşamasındaki “muasır medeniyet seviyesine ulaşmak” idealine sahip çıktıklarını söyleyen Erdoğan, “ama biz farklı yöntemler izliyoruz” dedi. Erdoğan, daha önce kerelerce söylediği gibi “kültür iktidarı” meselesine de değindi ve “kültür sanat kimsenin tekelinde değildir” dedi. İste Erdoğan’ın konuşması: 

2019’un ilk çeyreğinde bitecek

2019'un ilk çeyreğinde inşallah, nasip olursa tamamlanıp hizmete girdiğinde Atatürk Kültür Merkezi ve İstanbulumuz için ülkemiz için yüz akı, gerçekten sembol bir mekân haline gelecektir. Sevgili dostlar, gerek mimarımız Murat Bey, gerekse diğer arkadaşlarımız Atatürk Kültür Merkezi'ndeki değişim sürecini yakından takip etti. İlk gündeme geldiği 1930'larda başlayan macerası, ancak 1969 yılında sonuçlanabilmiştir. Açılışının üzerinden bir yıl geçtikten sonra da bu sefer yangın nedeniyle kapılarını kapatmak zorunda kaldı. 1977 yılındaki açılışının ardından depreme dayanıksız olduğunun ortaya çıkmasına kadar verdiği hizmet önemlidir. 2007 yılından bu yana yapılan incelemeler, bu binanın artık kullanılamayacağını göstermiştir.

‘Kurumsallaşmış lobi karşı çıktı’

Bilimsel verilere rağmen yıkımına karşı yürütülen direnişin ideolojik saplantılardan kaynaklandığını biliyoruz. Protestolar, davalar, kampanyalar ve onca kavga gürültünün ardından nihayet bilimin, mantığın yoluna girilmiştir. Bugün tanıtımı yapılacak projeyle Atatürk Kültür Merkezi'nin yeniden inşa süreci başlamış bulunuyor. Türkiye, 10 yıl önce yapması gereken işe ancak bugün başlayabiliyor. Çok üzgünüm, bu işi çoktan bitirmiş olabilirdik. Şimdi ben, ekranları başında bizi izleyen milletime sesleniyorum. Ülkemizin kaybettiği bu 10 yılın hesabını kim verecek? Bu engellemeyi yapanların sırtlarında yumurta küfesi yok, kaybettikleri hiçbir şey. Bu zihniyet bizim karşımıza her alanda çıkıyor. Ülkemizde taş üstüne taş koydurmamayı maharet sanan, sistemin tüm açıklarını kullanan ve dışarıdan destek alan adeta kurumsallaşmış bir lobi bulunuyor. Biz ta İstanbul Büyükşehir Başkanı olduğum gün bu lobiyi tespit etmiştik. Başbakan olduk, bu lobinin her yerde aynı faaliyeti gösterdiğini gördük. Cumhurbaşkanı olduk, dünyanın dört bir yanında aynı lobinin uzantılarıyla karşılaştık. AKM’nin yeniden inşasına karşı çıkan zihniyetle, terörle mücadeleyi engellemeye çalışan anlayış aynıdır. Yeni havalimanı ve diğer projelerimizi engellemek isteyen güçlerle, operasyonumuzu engellemeye çalışan eller de aynıdır. İstanbul'da inşa ettiğimiz yeni havalimanı ve diğer işlerimizle uğraşan güçlerle Irak ve Suriye'deki operasyonlarımızı engellemeye çalışan güçler aynıdır. Bedeli milyonlarca insanın hayatına mal olan alçakça bir oyun her gün yeniden sergilenmektedir. 

‘En çok karşı çıkanlar yararlanacak’

AKM’nin yeniden inşası konusunda sabırlı bir tutum sergiledik. Dikleşmedik, ama dik durduk. Hedeflerimizden de taviz vermeden işte bugüne geldik. Yeniden ama daha büyük, daha işlevsel, modern şekilde inşa edilecek yeni Atatürk Kültür Merkezi’nden en çok, yıllardır bu projeden sabote etmek için uğraşanların yararlanacağını da biliyorum.

Fakat onların yanlış yolda gidiyor olmaları, bizi doğru işler yapmaktan alı koyamazdı, alıkoyamaz. Benzer görüntüleri Marmaray’dan Avrasya Tüneli’ne Yavuz Sultan Köprüsü’nden Osman Gazi Köprüsü’ne kadar nice projelerde gördük. Milletimizin engel olanları da gördüğüne inanıyoruz. Şimdi AKM inşallah 2019 ilk çeyreğinde Murat beyden sözünü aldım; bitireceğiz. Zaten mermerlerine varıncaya kadar her şeyleri geldiler sundular, beraberce bakanımla şu uygundur – şu değildir vesaire şimdiden bütün hazırlıklarını yaptık. Adım adım takip edeceğiz. çünkü eğer işimize sahip çıkmazsak bunun sonucunu yakalamak da mümkün değildir. Bu bizim için olmazsa olmaz, adeta bir süreç nasıl ki Harbiye Kongre Merkezi’ni 17 ayda yerin dibine girerek bitirdiysek, inşallah bunu da kısa zamanda bitireceğiz.

‘Taksim tamamen yayalaştırılacak’

Taksim Meydanı’ndan inşallah araçları da görmeyeceğiz. Gümüşsuyu’ndan geliş ve araçlar oradan yerin altından Mete Caddesi’nden Taşkışla’ya doğru devam edecek. Dolayısıyla Atatürk Kültür Merkezi’nin önünde bir araç trafiğini görmeyeceksiniz. Aynı şekilde Marmara Oteli’nin önünde de bir araç trafiği görmeyeceksiniz. Tamamen yayalaştırılmış bir Taksim Meydanı’nı göreceksiniz. Taksim Meydanı’nın bu yayalaştırma süreci, yeni peyzaj düzenlemeleriyle birlikte farklılık kazandıracak. Az önce dev ekranda malum bayrağımızın o ekrana yayılışını gördünüz. İnşallah 2500 kişi içerde programları izleyecek ama bunun dışında da dışarda dev ekrandan inşallah halkımız meydanda gelecek, icabında çimlerin üzerinde bankların üzerinde ekrandan orayı izleme imkanı bulacak. Dünyada gelişmiş ülkeler meydanlarıyla anılır. Hepsinin kendilerine has dev meydanları vardır. Bizim maalesef bu tür meydanlarımız hep yok edildi, yok oldu. İnşallah Taksim yeniden o özelliğine kavuşacak ve bu trafiğin tamamen yer altına alınmasıyla Taksim Meydanı inşallah ortaya çıkacak.

‘Dünya çapında opera sanatçımız var mı?’

Bunun yanında yeni bazı adımlar inşallah Ankara’mızda da atacağız. Orada da bu tür meydanlara kavuşacağız. Bunlar çevre düzenlemeleriyle de örnek hale gelecektir. Tabii ki proje üretemeyenlerin milleti hedef alan, millete hakaret eden tavırları ise içinde bulundukları çaresizliğin ifadesidir. Halbuki çalışsalar, terleseler, ufuklarını genişletseler, kendi küçük dünyalarından kafalarını kaldırıp gerçek Türkiye’yi görseler tüm sorunlar çözülecek. Bunun yerine sen ben bizim oğlan mantığıyla hareket ederek ‘küçük olsun benim olsun’ kolaycılığına kaçtıkları sürece milletimiz onları yedek kulübesinde tutmayı sürdürecektik.

ülkemizde bir kesim eskiden beri belirli alanları kendi tekelinde görmekte, kimseyi buralara yaklaştırmamaya çalışmaktadır. Kültür sanat da bunun başında geliyor. Şu acı gerçeği tespit etmek durumundayız. Cumhuriyetin kuruluşundan sonra üç tarzlı siyasetten muasırlaşma yolunda kati bir tercih ortaya konmuştur. Ancak sorun bu tercihin altının doldurulamamış olmasıdır. Türkiye taklit seviyesinin gerisinde bir kültür üretimine mahkum edilmiştir.

Ağızlarını her açtıklarında batılılıktan, modernlikten, çağdaşlıktan söz edenlere soralım bakalım. Dünya çapında hangi eserleri ortaya koyabilmişler? örneğin dünya çapında bir opera sanatçısı, bir aktör, bir gitarist yetiştirebilmişler mi? nasıl bir uçak, telefon, işletim sistemi ortaya çıkartamamışsak, kültür ve sanat alanında aynı başarısızlığı ne yazık ki yaşadık. Bu bir ortam, iklim, zihniyet meseledir. İklim çorak olunca, bir taraf kavrulurken bir taraf yeşermiyor. Aslında hedef doğruydu, yöntemler yanlış olunca hedefe ulaşılamadı.

'Farklı yöntemler kullanıyoruz'

Sadece bu hedefe ulaşmak için daha farklı yöntemler kullanıyoruz. Geçtiğimiz 15 yılda Türkiye’yi üç kat büyütmüş olmamız, cumhuriyet tarihinin en büyük çağdaşlaşma hamlesidir. Sayın Bakan da onu tespit ettiler. Burada tüm halkımızın milletin gelip bu programları izlediği bir yer olacak. Eğer mazruf vasatsa, zarf istediği kadar şatafatlı olsun oradan bir şey çıkmaz. İkisi birbirini tamamlayacak ki, dünya çapında isimler yetiştirebilelim, eserler ortaya koyabilelim. Türk milleti olarak bizim kültür sanat kaynaklarımız geniştir, zengindir. Doğuya doğru gidin, Kafkasya kültürü, orta asya kültürü, bunlar bizim kültürümüzdür. Balkan kültürü, doğu Avrupa kültürü bizim kültürümüzdür. Kırım kültürü bizim kültürümüzdür. Mezopotamya kültürü, ecdadımızın ayak izlerini sürebileceğiniz kültürlerin hepsi de aslında bizim kültürümüzdür. Anadolu zaten başlı başına bir kültür vahasıdır. Sorun, aslında bizim sahip olduğumuz bu kıymetli hazinenin farkında olmayışımızdır.

Geçtiğimiz yüzyıldan beri hakim kültür haline gelen batı medeniyetinin yol açtığı sorunlar sadece bize mahsus sorunlar değildir. Açıkçası bugün artık devasa bir tüketim canavarı gibi önüne gelen her şeyi yutan batı kültürü denen olgunun kesin bir tarifini yapmak mümkün görünmüyor.

Biz teslimiyeti reddediyor, Türkiye’yi her alanda küresel düzeyde söz ve iddia sahibi ülke haline getirmenin mücadelesini veriyoruz. Ve Taksim meydanı inşallah çok daha farklı hale geliyor. Atatürk Kültür Merkezi, sadece 2 bin 500 kişilik salonda yapılan toplantılarla anılmayacak. Tüm içerdeki etkinliklere imkan hazırlayacak, gerek tiyatro noktasında gerek diğer kitap teşhir alanlarıyla, bütün oralardaki ben tabi kafe demeyeceğim. Oralardaki dinlenme noktalarında adeta kıraathaneleriyle çok daha farklı zenginliğe sahip olacak. En üst katındaki gerçekten hakikaten lokantası boğaza nazır, herhalde İstanbul’da benzeri olmayacak tabi tüm mesele oradaki takdim çok çok önemli. Türk mutfağının oradaki takdimi inşallah bir çekim alanını ayrıca oluşturacak. Sadece belli günlerde, akşamlarda değil her an hareket halinde olan bir mekan olarak tüm dünyaya hizmet verecek.

;

Yorum Yazın

Email adresiniz yayınlanmayacaktır.

Henüz yorum yazılmamış