‘Edebiyata devlet desteği’ tartışması sil baştan

‘Edebiyata devlet desteği’ tartışması sil baştan

Yazarın otosansürüne, yayıncının oto/sansürü eklenecek.

Kültür ve Turizm Bakanlığı, 25 Aralık 2013’te Resmi Gazete’de yayımlanan yönetmelikle “edebiyat eserlerine” ilk kez maddi destek vereceğini duyurmuş, fakat uygulamaya geçildiğinde, seçici kurulun, destek alacak kişilerin ve seçilen eserlerin açıklanmaması tartışma yaratmıştı. Tartışmalar ve oluşan büyük tepki sonrasında proje deyim yerindeyse ölü doğdu ve devam etmedi. Hatta 2014 yılında destek alan eserlerin bazıları –bugüne dek– yayımlanmadı.

Şimdi tüm bu tartışmalar yeniden başlayacak gibi görünüyor. Çünkü Numan Kurtulmuş yönetimindeki Kültür ve Turizm Bakanlığı’nca bugün yeni bir yönetmelik yayımlandı ve “edebiyat eserlerine” ikinci kez destek verileceği açıklandı.

İki yönetmelik arasında kimi farklar var, fakat tartışılan temel konular yerli yerinde duruyor:

Yenilikler

İlk yönetmelikte destek, herhangi bir eser için yazara veriliyordu. Yazar, eseriyle başvuruyor, kurul değerlendiriyor, olumlu yanıtlanırsa ödeme yapılıyordu.

Şimdiki yönetmeliğe göre, yazar değil, yayıncı destek için başvuruda bulunacak. Yani devlet, –eğer kurul onay verirse– yayıncıyı destekleyecek. Yayıncı da aldığı ücretin yüzde 35’ini yazara aktaracak. 

Ayrıca, eserin “ilk eser olması” şartı aranıyor. Herhalde böylece, yeni yazarlar teşvik edilirken, “ödeme almasına karşın eser üretmeyen” yazarların önüne geçilmek isteniyor. 

Tartışılan meseleler:

Kurulun özerkliği

Üç yıl önceki tartışmanın temelinde, seçici kurulun özerk olmaması sorunu vardı. Yeni yönetmelikte de aynı durum söz konusu. Metinde şöyle deniliyor:

Destek başvurularını değerlendirmek, desteklenecek projeleri ve destek miktarını saptamak ve destek sağlanan eserlerin kabulünü gerçekleştirmek üzere, Genel Müdürlüğün teklifi ve Bakan oluru ile Kurul oluşturulur.

(2) Kurul, Genel Müdür, Yayımlar Dairesi Başkanı ve Bakanlık dışından Bakan onayı ile belirlenecek yazarlık ve yayımcılık alanında tecrübe ve birikim sahibi kişiler arasından belirlenecek 5 kişi olmak üzere toplam 7 üyeden oluşur. Kurul başkanlığını Genel Müdür yürütür.

(3) Bakanlıkça belirlenen üyelerin görev süresi iki yıldır.

Yani, ikisi bakanlık görevlisi, 7 kişilik kurulun kimlerden oluşacağına bakan karar verecek. Bu da haliyle devletin başındaki iktidarın siyasi görüşüne uygun bulunmayan eserlerin destekten yoksun kalacağı endişesini yaratıyor.

Ayrıca eserlerin “edebiyata yeni bir boyut kazandırması” isteniyor ve bu da yeniden kurulun yetkinliği tartışmasını doğuruyor.

Uygulamaya geçilen 2014 yılında, her ne kadar Doğan Hızlan, Metin Celal, Münir Üstün, İskender Pala’nın adları basına yansımışsa da, resmi olarak kurulda kimlerin yer aldığı açıklanmamıştı. Yeni yönetmelikte de “yazarlık ve yayıncılık alanında tecrübe sahibi kişiler” demekle yetiniliyor.

Yazarın ve yayıncının özgürlüğü

İlk yönetmeliğe göre yazar, yazım aşamasındaki eserinin içeriğinde herhangi bir değişiklik yapmamakla, bakanlıkça istenilen bilgi ve belgeleri iletmekle yükümlüydü. Bu sebeple yazarın özgürlüğüne müdahale edileceği ve otosansüre neden olacağını tartışılmıştı.

Yeni yönetmelikte de aynı hükümler var. Bu kez yayıncıdan “Kurul tarafından istenmesi halinde eserin ön incelemesini Kurulca belirlenecek uzman kişilere yaptırması ve yapılan ön incelemeye dair raporu Kurula sunması” isteniyor. Yazarın otosansürüne bir de yayıncının uygulayacağı oto-sansür eklenecek. Ayrıca yayıncılar üzerinde “devlet baskısı” oluşmasının yolu açılacak.

Kimler desteklenecek?

2013 yılındaki uygulamada 40 kişinin desteklendiği duyurulmuş; tartışmalar sonrası bazı kişiler kendi isteğiyle destekten yararlandığını ifade ederken, bakanlık kimlerin, hangi eserleriyle desteklendiği konusunda bir açıklama yapmamıştı. Böylece “şeffaflık meselesi” bir kez daha gündeme gelmişti. 

İlk yönetmelikteki gibi, yeni yönetmelikte de “kurul kararlarının on beş gün içinde –bu kez bakanlığın sitesinden– açıklanacağı” belirtiliyor. Ancak bu açıklamanın kapsamı –hangi yayınevinden, hangi yazarın, hangi eserine, gibi– yine belirtilmiyor. 

Sadece Türkçeye destek

Her iki yönetmelikte de “Üretilecek eserin dilinin Türkçe olması” zorunluluğu var. Kürtçe, Ermenice gibi Türkiye coğrafyasının dilleri yeniden görmezden geliniyor.

;

Yorum Yazın

Email adresiniz yayınlanmayacaktır.

Henüz yorum yazılmamış