Advertisement

Diyarbakır Şehir Tiyatrosu’na ‘PAYDOS’

Diyarbakır Şehir Tiyatrosu’na ‘PAYDOS’

Yukarıdaki fotoğrafta tiyatronun son’ ekibi görülüyor.

Cevat Fehmi Başkut’un üç perdelik “Paydos” oyunu içerik olarak “hikâye”mize uymasa da, oyunun adı olan “Paydos” mevzuya karşılık gelebilir.

Medyaya yansıdığı kadarıyla haberdar olmalısınız! 

İçişleri Bakanlığı’nca görevden alınan ve tutuklanan Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi’nin seçilmiş Eş Başkanları Fırat Anlı ile Gültan Kışanak’ın yerlerine kayyım olarak atanan Ankara Etimesgut Kaymakamı Cumali Atilla tarihe geçecek bir kararın altına imza attı.

Her yıl kasım ayı itibarıyla perdelerini açan Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatrosu, 2016-17 tiyatro sezonunu yaklaşık üç aydır açamıyordu. 2017’ye merhaba dediğimiz ilk hafta içinde “kayyım başkan” şehir tiyatrosuna “paydos” dedi.

Sosyal Demokrat Halkçı Parti’den (SODEP) Belediye Başkanı olarak seçilen Turgut Atalay döneminden (90’lı yılların başı) bu yana yaklaşık 26 yıldır amatör ruhla tiyatro yapan sahne bu vesileyle kapatılmış oldu.

Diyarbakır Şehir Tiyatrosu son birkaç yıldır sadece Kürtçe oyunlar oynuyordu. Son birkaç yılın en ses getiren oyunlarından olan Shakespeare’in “Hamlet”inin Kürtçe versiyonunu, 2012 yılında ekiple birlikte İzmir’e giderek fuar alanındaki bin kişilik salonda İzmir ve Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanları Aziz Kocaoğlu ve Osman Baydemir’in katılımıyla izlemiştim.

2013 yılında Kültür Bakanlığı’nca Londra Kitap Fuarı’na bir söyleşi için davet edildiğimde oradakilere “Biliyorsunuz 2016 Şekspir’in ölümünün 400. yılı. Diyarbakır Şehir Tiyatrosu’nu davet etseniz Şekspir’in Hamlet’ini Londra’da Kürtçe olarak oynasalar, hatta Kültür Bakanlığı bu işe önayak olsa, ne iyi olur” demiştim…

Hepsi anılar manzumesi olarak geride kaldı mı demeliyiz şimdi…

Değil sanki!

Tiyatroyu kapatırsanız tarih unutmaz

Doksanlı yılları anımsıyorum. 1994 yılında Diyarbakır’da işbaşına gelen Refah Partili Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Bilgin de yirmi yıl evvel aynen “kayyım başkan”ın yaptığını yaparak tiyatroyu kapatmış oyuncuları hangi kadro ile belediyeye girmişse ilgili birimine yollatmıştı. Tiyatro oyuncularına yönelik sınavla belediye tiyatrosuna alınan kimi oyuncular büyükşehirden Sur Belediyesi’ne yollanmış, orada da zabıta kadrosuna verilmiş, sözleşmeleri bitince de geçici işçi statüsüne aktarılmışlardı. Amaç yıldırmaktı tabii ki...

Hatta o yıllarda yönetim kurulu üyesi olduğum ticaret ve sanayi odasına belediye başkanının bir ziyaret yapacağını duyunca oda başkanı rahmetli Felat Cemiloğlu’na konuyu açmış ve vazgeçmesini önermesini söylemiştim. Felat Bey’de “Bakın sayın başkan, dünyanın en kaliteli asfaltını yaparsınız o gün için takdir edilir. Ama sizden sonra gelen bir başka başkan daha iyisini yapar sizinki unutulup gider. Fakat bir kültür kurumu olan tiyatroyu kapatırsanız tarih boyunca unutulmaz, konuşulur. O sebeple bu sevdadan vazgeçin” demiş ama dinletememişti. 

O yıllarda adı “Orhan Asena Şehir Tiyatrosu” olan ve 1994’de Kültür Bakanlığı’nca rüştü ispatlanıp “Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatrosu” ismini alan tiyatro kapatılmıştı. Dört yıllık bir kapanış dönemi içinde kimileri belediyedeki kadrolarına rıza gösterip kalanlar dışındakiler çok zor koşullar altında daha önceki yıllarda Diyarbakır Sanat Tiyatrosu olarak çalışmalarını yürüten Cuma Boynukara tarzında zor ve zahmetli koşullarda tiyatro yapmakta ısrar ettiler.

1999’da belediye yönetiminin değişmesiyle şehir tiyatrosu yeniden seyircisiyle buluşarak merhaba demişti. 

Diyarbakır Şehir Tiyatrosu’nun ilk ekibi.

Aslında Diyarbakır Şehir Tiyatrosu’nun tarihi bu otuz yıllık zaman diliminin tiyatroya değen izdüşümü bir sözlü tarih çalışması yapılarak yazılmalı belki de. Neler yaşandı? Hangi oyunlar neler göze alınarak sahnelendi? 2001 yılında Murathan Mungan’ın “Taziye” oyunu sahnelenirken bir Kürtçe ezgi yüzünden oyunun oynanmasına izin verilmemişti. On yıl sonra baştan sona Kürtçe repertuvar ile oyunlar sahneleniyordu. Daha neler…

Bugüne dek sadece Diyarbakır’da değil! Yurt içinde ve yurt dışında da sayısız şehirlerde oyunlarını sahneleyen Diyarbakır Şehir Tiyatrosu artık fiilen yok. Oyuncularının sözleşmeleri 31 Aralık 2016 itibarıyla yenilenmedi. Yeni oyuncu alımı içinde herhangi bir duyuru yapılmadı. 

Şehir tiyatrosunun tarihi boyunca hemen bütün oyunlarını izledim. Oyuncuların hemen hepsini, yönetmenleri ve sahne gerisindekileri dahil tanıdım. Birebir sohbetlerim oldu. Çizginin üzerindeki oyunlarını ayakta alkışladım, yüz yüze kutladım. Performansları düşük beğenmediğim oyunlarını acımasızca eleştirerek, “Ne bu ya hu! Okul çocuklarının müsameresi gibi olmuş” dediğimde tahammülle karşıladılar.

Onlar doksanlı yılların kült kültür sanat edebiyat şahsiyeti Veysel Baba’nın, Veysel Öngören’in rahle-i tedrisinden geçmişlerdi. 

Sahne resmiyeten kapanır belki! Ama perde kapanmaz, alternatifini yaratır eminim.

Bakıyorum da birileri diyor; “şehir tiyatrosu tarih oldu”. Hiçbir şey nokta konuldu diye “tarih” olmaz! Sadece tarihin bir evresi miadını doldurur bir başka evre hikâyeye yeniden başlar.

Ahmet Tulgar’ın son kitabının adıyla bağlarsak şimdi trajedi evresindeyiz, “Trajik Nüans” aralığındayız. Yaşananın, yaşatılanın bizatihi kendisi “Tiyatro”…Aktörleri de sahnede! 

09 Ocak 2017 Diyarbekir

;

Yorum Yazın

Email adresiniz yayınlanmayacaktır.

Henüz yorum yazılmamış