'Cizre yolunda annemi arayıp helallik aldım'

'Cizre yolunda annemi arayıp helallik aldım'

Yazar Aslı Erdoğan, önce, çatışmaların yoğun olarak yaşandığı, sokağa çıkma yasağı uygulanan Diyarbakır’ın Silvan ilçesine gitti. Ardından, 20’yi aşkın kişinin hayatını kaybettiği; günlerce sokağa çıkmanın yasaklandığı, ilçeyle tüm ilişkinin kesildiği Şırnak’ın Cizre ilçesine, HDP heyeti ile girmeyi denedi. Aslı Erdoğan, “savaş alanı” diye özetlediği, Güneydoğu izlenimlerini Kültür Servisi’ne anlattı. Görüşmemizi araya girmeden aktarıyoruz.

Seçim dönemi öncesinden beri, yaklaşık üç aydır yurtdışında, Polonya’daydım. Oradaki bir gazete benimle özellikle Kürt meselesi üzerine söyleşi yapmak istedi. Uzaktan izlediğimi, gidip görmem gerektiğini söyledim. Bu arada, orada, bize ulaşan haberleri de gazeteye iletiyorduk.

Önce Urfa’ya gittim. Urfa sakindi ama bir gerilim vardı, hissediliyordu bu. Orada, özellikle IŞİD’in eylem yapacağı korkusu yaşanıyordu. En dikkat çekici yan, turistlerin olmamasıydı. Halfeti’de bile turist yoktu.

Diyarbakır’a vardığımızda bomba sesleriyle karşılaştık. Her gece, hiç abartmıyorum, üç dört bomba sesi duyuyorduk. Sesin kaynağını kestirmek güç. Silahları kim kullanıyor, bilmek mümkün değil. Ama bazıları çok güçlüydü. Dumanları görülüyordu. 

Psikolojik baskı

Havada sürekli helikopterler dolaşıyor. Anlıyoruz ki büyük bir operasyon var. Bir de, hava üssünden sürekli jetler kalkıyor, onların sesleri. Ürkütücü bir atmosfer. Çatışmanın içinde kalmasanız bile, psikolojik baskı ortamı; yılgınlık duyuyorsunuz. Saatte üç dört jet havalanıyor. 

Geceleri uyumak mümkün değil. Savaşın içindesiniz. Birkaç kilometre ötende bombalar patlıyor, ne yaşandığını bilmiyorsun. Ancak Twitter üzerinden bilgi geliyor. Ama o da sık sık kesiliyor.

Silvan’a vardığımda çatışmalar durmuştu. Ama bir saat diğerine uymuyor. Orada insanlarla yaşadıklarını konuştum. “Günlerdir evden çıkamıyoruz, her yerde keskin nişancılar, ağır silahlar... Evlerin içinde çoluk çocuk korku içinde..”

Silvan epey yoksul bir yer. Kırık dökük evler, daracık bir alan. O dar alanda ateş etmek demek zaten katliamı göze almak demek...

‘Bitsin bu zulüm’

Sokaklarda barikat izleri gördüm. Duvarlardaki silahların izleri ise felaketti. Evlerin duvarlarında çok büyük delikler var. O büyüklükte delikleri hangi mermi açabilir? Operasyonlarda sadece uzun namlulu silahlar değil, ağır silahlar kullanılmış. Bunlar sivillerin evlerini yerle bir etmiş. Bazıları kullanılamaz halde.

Yolda adamın biri durdurdu bizi. Yaşlı, yoksul bir adam. Başladı konuşmaya:  “Bu ne zulümdür, nedir bu çektiğimiz...” Kürtçe konuşuyor ama anlıyorum, sürekli zulüm, zulüm diyor. Gözleri dolmuş, bağırıyor. “Yeter, çocuklarımız sokağa çıkamıyor” diyor. 

Zaten kaçabilenler ilçeden kaçmış, sadece maddi durumu elvermeyenler kalmış. Göç yaşanıyor. 

Silvan ölü şehir gibi. Sokaklar bomboş; neredeyse hiç kadın yok, çocuklar çok az. Garip bir sessizlik hâkim. İnsanlar ya acıklı acıklı bakıyor ya da “yeter artık bu zulüm” diye patlıyorlar. 

Suriçi kuşatma altında

Oradan Suriçi’ne gittik. Orası daha mı iyi, daha mı kötü kıyaslayamam. Halen çatışmalar sürüyor. Silvan’da yaşananın daha küçük boyutu. Silvan’da çatışma mahallelere yayılmış, burada tek bir mahallede çatışma var.

Suriçi her gün panzerlerle kuşatılıyor. Her gece bomba patlıyor. Duvarlarda kurşun izleri, yıkık dökük binalar. 

Diyarbakır’da hayat

Silvan’da gördüğüm en önemli yer sağlık ocağıydı. Sağlık ocağı, üst katlarına kadar delik deşik. Polis taramış. Söylenene göre, burada bir sağlık görevlisi de polis tarafından öldürülmüş. 

Suriçi’nde, 16. yüzyıldan kalma bir cami de taranmış. Bütün ön duvarı, ağır silah izleriyle dolu. Müslüman olduğunu söyleyen, İsrail’e sövüp sayan iktidar bir camiyi ağır silahlarla taramış. 

Oralarda normal hayat akışından söz etmek mümkün değil. Hele Silvan gibi gece gündüz çatışmaların sürdüğü bir yerde... Sokağa çıkmak için deli olmak lazım. Polis sürekli izliyor, mimlenmekten de korkuyorsun. Gündüz mimlenirsen gece evin kurşun yağmuruna tutulur. Halkın üzerinde korkunç bir baskı var. Cizre’de olanlar, izlediğim kadarıyla, bunun on misli. HDP heyetiyle birlikte orayı görmek için yola çıktık ama bildiğiniz gibi girmek mümkün olmadı. 

'Namluları bize dönük'

Kupkuru bir coğrafyada gidiyorsun, sonra karşına bir barikat çıkıyor: TOMA, panzer, yanlarında özel harekât timi -kafalarını sağa sola çevirmeyen, uzun namlulu silahlı adamlar-, onun yanında bir cip dolusu asker, barikatta tanımadığım bir sürü zırhlı araç. 200 sivile karşı, polis ve asker, namlularını size doğrultmuş bekliyor. İstanbul’da hiç rastlamadığım, görmediğim bir manzara. Annemi arayıp manevi anlamda onunla helalleştim. Burada şu an her şey olabilir, buradan sağ çıkıp çıkamayacağımı bilmiyorum, dedim.  Polis bize hiçbir zaman iyi bakmadı, Gezi’de de bize gül atmadılar ama buradaki durum çok farklıydı. Sinirim bozuldu. Bir komiser, HDP’li kadın milletvekiline “hadi bize saldırın” diyor. Bize, sömürgeci gibi bakıyorlar. Tehditkâr, aşağılayıcı, nefretle... Fransızlar, Cezayirlilere nasıl bakıyorsa öyle... “Olay çıksa da şunların canına okusak, intikam alsak” isteğindeler, ya da bize yansıyan hava o. Oysa karşılarında barış çağrısı için yola çıkmış bir ekip var.

HDP’lilerin tavrı 

HDP’liler son derece sakindi. Zarif, kararlı, provokasyona gelmiyorlar. HDP’nin hep bu çizgide olduğunu düşünüyorum, resmi, ciddi ama bir yandan da kucaklayıcı... Konvoyun geçişine izin verilmeyince, Selahattin Demirtaş otobüsün üzerine çıktı, yürüyeceğiz dedi. Bu çok uzun ve zorlu bir yürüyüş olacak, dedi. 

Ben kararsız kaldım, sağlık sorunlarım var, yol uzun, hava çok sıcak. Onlar tarlalara girip yürümeye başladılar. Müthiş bir görüntüydü. Kaldığım için utandım, onları kıskandım ve ağlamaya başladım. 4-4.5 saat kadar yolda, barikatın orada bekledik. Bu arada yan yollardan, tarla yollarından araçlarla geçmeye çalıştık ama polis yine izin vermedi. Mecburen, hava kararmadan geri döndüm.

‘Devlet geliyor’

Ulaşım çok zor. Şehirler arası araçlar çalışmıyor. Bir minibüsle geri dönebildim. Araç önce yarısı boş halde yola koyuldu, sonra muavin “Arkaya devlet geliyor” dedi. Kürtçe şarkılar sustu. 8-9 adam bildi araca. Devlet dedikleri kim? Ben iyice tedirgin oldum ve Diyarbakır’a epey gergin döndüm. 

O gece de, saat 2’ye kadar, Suriçi’nde patlamalar oldu. O arada öğrendik ki batı da karışmış. HDP binalarına saldırılar, yakılan yerler... 1938’deki, bütün Yahudi dükkânlarına, evlerine saldırıldığı, sinagoglarının yakıldığı “Kırık Camlar Gecesi”nin aynısı... O gecenin, Türkiye için utanç gecesi olduğunu düşünüyorum. Henüz ne yaptıklarının farkında değiller ama... Bir anlamda, 6-7 Eylül’ü yeniden yaşadık.

Kürtler nereye gitsin?

Kürtler için ağır bir travma oldu. Türklerle Kürtler kardeştir deniliyor ama Kürtler artık çok iyi biliyor ki, Türkler onları kardeş gibi görmüyor. Kafaları attığı ilk anda dövecekleri, linç edecekleri bir halk gibi görüyorlar... Eşiti kabul etmiyor. Gerçekten sömürgeci bir zihniyetle bakıyor, Kürt halkına. Kürtlerin bunu unutacağını, unutabileceğini sanmıyorum. Zulme uğrayan, abluka altında tutulan, aç susuz bırakılan, öldürülen, tutuklanan onlar... Doğudan da kovuluyorlar, batıdan da. Nereye gidecek bu insanlar? 

Çatışmaların en yoğun olduğu günlerde Kürt bölgesindeydim. Orada tek bir kötü davranış görmedim, tek bir kötü söz duymadım. Son derece olgun karşılandım, bana kimse “Sen Türk’sün, memleketine git” demedi. Sanıyorum MHP’li bir adam, eşi ve kızıyla sokaklarda Türk bayrağıyla koştu, kimse ilişmedi. Onlar, etnik, ayrımcı bir tavır sergilemiyorlar. Barış istiyorlar. Tersi bir söylemle hiç karşılaşmadım. Kurşun yağmuru altında bile, “barış, çözüm, bitsin bu kan, bu onların oyunun, saray yüzünden neden ölelim, kimse ölmesin” diyorlar. Öldürülen polislerin, askerlerin ardından “oh iyi olmuş” diyene rastlamadım. 

Bundan sonra ne olacak?

Çok kritik bir eşik aşıldı ya da aşılmak üzere. Türkiye tarihinde kötü bir dönüm noktası. Halkın sağduyusuna inanıyorum ama korkum şu ki, organize bir saldırıyla, Kobane olaylarıyla başlayan, organize bir operasyonla karşı karşıyayız. Bu savaşı onlar başlattı, onlar istemeden de durmaz. Tayyip Erdoğan barış istemiyor, o istemedikçe bu savaş bitmez. Burada Türk halkı da Kürt halkı da mazlum konumunda.

AKP ateşle oynuyor. Halkların hareketi başladığında en büyük devlet gücü bile karşısında duramaz. Üstelik, PKK ile uğraşırken IŞİD’i umursamıyor ama asıl tehdit IŞİD. IŞİD Türkiye’de epey organize bir halde ve eyleme geçerlerse Türkiye o zaman teröristin ne olduğunu görür. 

;

Yorum Yazın

Email adresiniz yayınlanmayacaktır.

9 Yorum

  •  
    Hikmet Kiraclioglu
    23.05.2016

    Bu yazi kadar humanist bir dil kullanan ama bir o kadar da taraf olan bir yazi herhalde orgutun kendi dokumanlarinda vardir. Zulum diyorsunuz sehirlere bombalar doldurmak, cocuklarin kostugu sokaklara barikat kur, analarin ekmek pisirdigi ocaklara hendek kaz sonra devlet geldi camiye sikti, saglik ocagina ates acti. Saka mi bu, devlet 50 senedir suricinde ates etmemis simdi durduk yere mi suricine girmis tankla topla. Kimse cocuk degil aptal da degil. Oradaki tamamen orgutlu bir ayaklanmaydi. Kurt kurt dediginiz halki hice sayan oradaki insanlari kendilerine kalkan yapanlarin ayaklanmasi. Sonucta ne oldu, 1000 kere olsa yine bastirilacak o ayaklanma...

  •  
    Ferhat tokat
    24.04.2016

    Kurt ve Turk kardeştir bu bir gercektir ama sizin gibi hain ve iki yüzlü insanlar bu kardeşlikten rahatsız, biz Türkler ne ermeniden nede başka bir soydan rahatsız degilizdirbu vatan bölünmez bir bütündür aksini düşünen yada yada denemek isteyenlerin kafasını koparmak hakkıdır bu böyle biline...

  •  
    ad
    13.02.2016

    ne kadarda hümanist bir kürt sevici

  •  
    Hakan
    10.02.2016

    Asli Ulusahin. Siz de mi Ermenisiniz, hani bölücü olanlardan ? Söylemlerinizden ve adaletsiz terazinizden renginizi anlamamak imkansiz. Siz Türk oldugunu iddia eden ve bu sifatinizi öne sürerek Türklüge savas acmis en basit tabiri ile bir hainsiniz. Taraf bile olsa gercek bir Türk asla olaylara bu derece akilsiz vicdansiz ve adaletsiz bakmazdi. Böyle davranmanizda cok cesitli sebepler olabilir, isin O kismi sizin sorununuz. " Hepimiz ermeniyiz saklamiyoruz " diyen HDP liler ne zaman beri o topraklarda bir devlet kurdular da, düsman askeri olarak lanse ettiginiz serefli Türk ordusunun askerleri dagdan inmis kravatli eskiya ve teröristlerden toplama HDP`nin soysuz grubuna provakasyon ihtiyacinda olacak ?! sizi böyle konusturan Türkün sonsuz sabri ve demokrasiye bagliligi. Gercekten cok asagilikmissiniz. Umarim yakin tarihte karsilasmak mümkün olur da size gercek nezaketi anladiginiz dilden göstermek imkani bulurum. Bir Türk olarak...

  •  
    zülfo ağa
    14.01.2016

    Müslümanmısın ki helallik alıyorsun? Herhalde annende seni doğuracağıma taş doğursaydım diyordur? Varsa o kadar gö...üz birazda pkk ya silahı bırakın defolun burdan deyin. İki yüzlü şeytanlar.

  •  
    BBS
    11.11.2015

    “yeter artık bu zulüm” Lütfen artık ülkeyi bölmeye çalışmayın Türk-Kürt demek bile saçma geliyor kulağa Neden Karadenizlilere 'Laz' diye hitap edilmiyor ? Neden birileri Kürt Kürt diye kafamıza işliyor.Bu ülkede insan olan herkes herkesi sever, PKK dan nefret eder ? Haydi sizde söyleyin PKK dan nefret ediyorum.Diyebiliyor musunuz?

  •  
    terhin
    23.10.2015

    Okuduklarim karşısında hayal kırıklığına uğradım. Benim kitaplarını hayranlıkla okuduğum bir yazarın düşünceleri nasıl bana bu kadar ters olabilir diye düşündüm. Doğudaki konular hakkında konuşurken bazı şeyleri tekrar düşünmek gerekir. Ben üniversiteyi okurken sinifimda Kürt olan arkadaşlarım vardı. Hiç kimse farklı bir davranışta bulunmadı. Etnik kimlik ayrımına gidilmedi ve gidilmeyecekte. Suriyeliler ile dolup taşan bir ülke olduğumuz günlerde yan yana yaşadığımız Kürt kardeslerimizi mi bir yerlere kovacagiz? Böyle bir şey yok ki buna hakkımızda yok. Bu konularda konuşurken biraz daha düşünmeliyiz. Emeklerle kurulan bu ülkenin birliğini bozmaya çalışanlara inat bir arada olmalıyız. Kürt' te askere gider Türk' te.Türk' te bu toprak üstünde yaşadı Kürt' te yaşadı ve yaayacakta. Farklı amaçları olan bazı insanlar Kürt sorunu diye olmayan bir şeyi bahane edip ülkeyi karıştırmaya çalışanlara prim vermemeliyiz. Bunun önüne gerektiğinde bir yazar gerektiğinde bir eğitimci geçmeli. Taraf değil birlik yolunu tutmalıyız. Düşüncelerinden dolayı sizi elestirmiyorum ya da yargilamiyorum. Ama temennim bu olaylara farklı bir pencereden de bakarsınız.

  •  
    Yorumcu
    29.09.2015

    Sizin acil olarak temel bir mantik kitabi okumaniz lazim. Yazinizdaki mantik orgusu felaket! Turkler ve Kurtler tabi ki kardes, gidip bakin bakalim anadoludaki evliliklerin etnik yapisina. Savasilan Kurt halki degil hain ve zalimlerin masasi olan zavalli yaratiklar. Ki siz de bu kervana katilmissiniz, belki hep icindeydiniz, kim bilir.

  •  
    Gül
    15.09.2015

    Yazınızı üzülerek okudum. Gezinizde tespit ettikleriniz gördükleriniz doğru ve gerçek ama bundan yaptığınız çıkarımlar yorumlarınız çok üzücü ve kesinlikle gerçek değil. Bir çatışma dan bahsediyorsunuz. Çatışmada en az 2 taraf vardır.Taraflardan biri; silahlı mücadele ve terör kullanarak kendini ifade eden PKK, diğer taraf buna cevap veren devlet güçleridir. Türklerle Kürtler kardeştir . Provakatif eylemler dışında hiç kimse Kürtlere veya Türklere karşı bir saldırıda bulunmaz bulunamaz. Bu tepki asla Kürtlere değil, PKK ve diğer silahlı güçlere karşıdır.Kürt ün de Türk ünde memleketi aynıdır ve kimse bir diğerini kovmaz. Hiç kimse hiçbiryerden kovulmuyor. Sadece PKK ve silahlı güçleri kovuluyor ya da silahı bırakması isteniyor. Ayrıca PKK sadece bir Kürt örgütü değildir. Her milletten insan PKK ya katılır. Bunca şeyi söyledikten sonra yazının sonunda "Burada Türk halkı da Kürt halkı da mazlum konumunda." demekle ne yapmak istediğinizi anlayamadım.