Cezaevindeki yasağa karşı tüm kitabı elle yazıp yolladı

Cezaevindeki yasağa karşı tüm kitabı elle yazıp yolladı

Akdeniz Üniversitesi gazetecilik son sınıf öğrencisi Dilara Çelik, tecritte bulunan beş arkadaşına iletişim ve kitaba erişim yasağı gelmesinin üzerine çözümü kitapları elle yazıp mektup olarak göndermekte buldu.

Gazete Karınca'dan Ezgi Gül, Çelik ile cezaevindeki tutuklu arkadaşlarının tecrit koşullarını ve el yazısıyla yazdığı kitabı konuştu.

Çelik, “koşullar değişene dek tutukluların isteğine göre roman, şiir kitapları yazdırmayı sürdüreceğini” söyledi.

Dilara Çelik’in öğrenci ve gazeteci arkadaşları Mehmet Devrim Zongur, Süleyman Ay, Yasin Karasulu, Furkan İnce ve manevi babası Mehmet Ali Uğurlu 3 Nisan günü şafak operasyonuyla gözaltına alındı. 15 gün gözaltında tutulan beş isim, tutuklanarak Antalya L Tipi Cezaevi’ne gönderildi.

‘Tutukluluk sürecinin başından beri tecritteler’

Dosyada gizlilik olması sebebiyle ne yakınlarına ne de avukatlarına konu ile ilgili bilgi verilmedi.

Mahkûmlar 15 günlük gözaltı süresinin ardından direkt tecride gönderildi. Televizyon, radyo, kitap, dergi erişimleri yasak olan tutuklular, arkadaşları ve hatta aileleri ile de görüştürülmüyor. 5 tutuklu da tecrit koşulları dolayısıyla açlık grevine girdi.

Tutukluların arkadaşı Dilara Çelik, tecrit koşulları hakkında şunları söylüyor:

“5 Mayıs görüş günleriydi, tecrit yüzünden açlık grevine girdikleri için bize de ailelerine de arkadaşlarımızı göstermediler. Zaten OHAL koşullarında annesi babası olmadığınız sürece iletişim yollarınız hızla kapanıyor, görüştürmüyorlar. Kitap, gazete, dergi yasak. Havalandırmaları var günde yarım saat, yazdıkları mektupta balkon gibi üç metrekare bir yere götürüldüklerini söylüyorlar. Tecrit şartlarının duyurulmasını ve değiştirilmesini talep ediyoruz.”

Birhan Keskin’in kitabını elle yazıp yolladı

Gazetecilik öğrencisi Dilara Çelik de çözümü kitapları elleriyle yazıp mektup olarak göndermekte buldu.

Birhan Keskin’den “Kim Bağışlayacak Beni” isimli 188 sayfalık kitabı eliyle yazdı. Tutukluların kitap erişimine engel olunmasına çözüm bulduğu sorusuna Çelik şunları söyledi:

“Arkadaşlarım kitap değil, gazeteye dahi erişemiyor, günlük gündemi de mektupla yazıyoruz. E tabii onlara gidene kadar artık günlük olmamış oluyor.  Önce kitabı fotokopi çekip yolladım. ‘Bu da kitap’ deyip geri gönderdiler. Tecritte ikişerli üçerli kaldıklarını biliyoruz. Bu sefer kitabı iki gecede elle yazıp üçe bölerek mektup halinde gönderdim.”

Dilara Çelik, kitapları elleriyle yazmaya devam edeceğini söyledi. Kitabı yazarken ne hissettiği, hangi kitaplarla devam edeceği sorularına ise verdiği cevaplar şöyle:

“Normalde şiirden çok tat alan bir insan olmama rağmen yazarken iki gece boyunca ağladım. Onları görememek, tecrit altında ve açlık grevinde olmaları bizim için çok zor. Mektubumda roman isteyip istemediklerini sordum. Eğer isterlerse gocunmam kocaman romanları da yazarım. Şu anda Ahmet Arif ve Hasan Hüseyin Korkmazgil yazıyorum parça parça. Radyo, televizyon hiçbir şeyleri yok; canları sıkılmasın diye tabii ki devam edeceğim.”

 
;

Yorum Yazın

Email adresiniz yayınlanmayacaktır.

Henüz yorum yazılmamış