Cevat Çapan yazdı: Celâl Üster; yetmiş yaşında bir delikanlı

Cevat Çapan yazdı: Celâl Üster; yetmiş yaşında bir delikanlı

Cevat Çapan’ın bu yazısı “Celâl Üster İçin - Çeviri Uğraşında 50 Yıl” kitabında yer almaktadır.

Celâl Üster’i size belki Juan Rulfo tanıtmıştır, belki Jorge Luis Borges ya da George Orwell. Bu iki tanışıklıktan sonra yıllar geçmiş, onun George Thomson, Iris Murdoch, Paulo Coelho, Mario Vargas Llosa, Jaroslav Hasek ve daha nice seçkin dostları olduğunu öğrenmişsinizdir. Yazılarının, çevirilerinin yayımlandığı dergilerde, gazetelerde rastlamışsınızdır adına. Çalıştığı yayınevlerinde ve benzer kurumlardaki başarılarına tanık olmuşsunuzdur. 

Bizim dostluğumuz ise daha eski günlere, aynı konuların öğrencisi olduğumuz altmışlı yılların ortalarına kadar gidiyor. Paylaştığımız ortak merak o günden bugüne değişik yerlerde ve zamanlarda bizi sık sık bir araya getirdi ve bu yakınlığın bir çeşit kardeşliğe dönüşmesini sağladı. Birçok konuda bir dayanışma ve birbirini destekleme kardeşliğine.

İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi’nden sonra Cumhuriyet gazetesinde, Adam Yayınevi’nde onun ve benim yer aldığım birçok çalışma alanında yollarımız kesişti, yeniden aramızda yardımlaşma fırsatları doğdu. Bir yandan onun kendi çalışmalarındaki başarıyı izlerken, bir yandan da oldukça kalabalık bir dost çevresinde birlikte yaşamanın mutluluğuyla seviniyor, onların ortaya koydukları parlak işlerle göneniyor, aramızdan zamansız yitirdiklerimizin acılarını paylaşıyorduk.

Celâl Üster çoğunu kendi seçtiği çok önemli ve değerli yazarların çevirmeni olarak ün yapmasına karşın, yetmiş yaşındaki bu delikanlının özgün yazılarıyla da kültür ve sanat hayatımızda saygın bir yer kazandığını biliyoruz. Yeniyüzyıl, Radikal ve Cumhuriyet’te “Yeryüzü Kitaplığı” ve “Körün Taşı” başlıklı köşe yazılarında üzerinde durulması gereken kültür ve sanat konularında çarpıcı uyarıları ve değerlendirmeleriyle hem dünyada hem de kendi toplumumuzda es geçilmemesi gereken birçok sorunu ele alıyordu. Onun bu yazılarındaki eleştirel sağduyu kuşkusuz belli bir kültür birikimini yansıtıyordu.

Celâl Üster belki önce İngiliz edebiyatı alanında uzmanlaşmaya başlamıştı. Ama altmışlı ve yetmişli yılların sarsıntılı siyasi ortamı kendisinin yalnızca duygusal eğitimini tamamlamasını değil, aynı zamanda gündelik hayatın gerçekleriyle de haşır neşir olarak bir eylem insanının niteliklerini kazanmasını sağladı.

Bugün Celâl Üster’in yazdıklarına ve çevirdiği kitaplara baktığımızda, onun birtakım konulara duyduğu ilgi ve merakın nasıl köklü bir sevgiye dönüştüğünü, bilinçli bir seçimle ele aldığı işleri nasıl titizlikle sonuçlandırdığını hayranlıkla görürüz. Elbette bu hayranlığın içinde onunla dost olmanın gururunun ve mutluluğunun da büyük bir payı olduğunu hatırlayarak. 

;

Yorum Yazın

Email adresiniz yayınlanmayacaktır.

Henüz yorum yazılmamış