Baron Seropyan’lı sevda masalları: Aşiq û Maşûq

Baron Seropyan’lı sevda masalları: Aşiq û Maşûq

Ölümün kolayı yok. Sevdiklerini göremez, yaşayamaz olmanın katlanılır bir hali de. Zamanla geçen bir şey yok. Zaman kendi kendine geçerken, sen duramadığını fark edersin sadece. Devam etmen gerekir. Ölümün kolayı yok. Bazı ölümlerin ilave zorluğu var. Ölenle kaybettiğin sadece bir can değil, bir dünyaysa mesela. Ama tabii, şöyle düşünmek de mümkün; hayatta sana dünya olmuş kaç insan vardır ki… Önce varlıklarına, onlarla kesişen yollarına minnetle başlarsın hikâyene. Gülümseten bir acıyla.

Bana dünya olmuş iki insanı kaybettim şu hayatta. İkisini de aynı yerde, bu gazetede tanıyıp yitirerek. Biri Hrant Dink’ti, diğeri Sarkis Seropyan. Onlarla birlikte bir zaman ve mekân da örtüldü üzerime. 

İki yıl önce kaybettiğimiz Agos’un kurucularından, Ermenice sayfaları editörü, gazeteci, çevirmen, temel direğimiz Baron Seropyan’ımız için doğum gününün arifesinde özel bir etkinlik düzenlendi. Biz Baron Seropyan derdik ona. Ermenicede “Beyefendi” şeklindeki o saygı hitabıyla. Varlığı saygıyı çağrıştırırdı zira. 

Ölümle başa çıkamazsan doğum günlerine, onlardan aldığın umuda ve ışığa sığınırsın. 8 Nisan Cumartesi günü Anarad Hığutyun binasını hıca hınç doluran kalabalığın yaptığı da tam da buydu. Üstelik kendi hediyesini de getirmişti beraberinde. Sarkis Seropyan’ın derleyerek çevirdiği son kitabı “Aşiq û Maşûq - Ermenice kaynaklardan Kürt-Ermeni aşk masalları” Aras Yayıncılık’tan tazecik çıkmıştı. Mehmet Said Aydın ve Yetvart Tovmasyanla kitabın Ermeni ve Kürt halkları, kültürleri için ifade ettiklerini, coğrafi paydaşlığın etnik kimliğe galebe çaldığı bir ruh halini konuştuk dilimiz döndüğünce. Erhan Arık ve Erhan Yeşildağ’ın “Baron” başlıklı video filmi ve Kardeş Türküler’in mini konseriyle yâd ettik Baron’umuzu.  

Coğrafyanın sesi

Bu toprakların sadece büyük gerilimlere, kıyımlara değil unutulmaz ortak sevdalara da kaynaklık ettiğini gösteren “Aşiq û Maşûq - Ermenice kaynaklardan Kürt-Ermeni aşk masalları”; sözlü edebiyatın parçası, dilden dile, kuşaktan kuşağa aktarılmış üç unutulmaz masalı buluşturuyor. Masalların ortak noktasıysa imkânsız aşkların yanı sıra Anadolu, Mezopotamya ve her şeyiyle özel Dersim coğrafyasının sesini bize ilk elden duyurmaları.

Baştan sona Zeynep Özatalay’ın büyüleyici resim ve desenleriyle renklenen “Aşiq û Maşûq”un özenli tasarımıysa Hulusi Nusih Tütüncü’ye ait. Kitaptaki ilk iki masal olan büyük derlemeci Karekin Episkopos Srvantzdyants’ın yazıya döktüğü “Sare Sipane veya Siyamanto ile Xıçezare” (1884) ve tarihçi, yazar Vırtanes Papazyan’ın ‘Lur da Lur’ (1904) metinleri kayıtlara Kürt masalı olarak geçerken, etnolog Sarkis Hayguni’nin yayımladığı ‘Kral Lusig ve Sedev Hovig’ (1900) ise Dersim’den derlenmiş ve Seropyan’ın, “Ne Kürt, ne Ermeni, ne Alevi masalları kategorisine dahil edebildim” diye andığı, anlatıcının ağzında Ermenilere özgü öğelerle bezenmiş olsa da muhtemelen ortak kültüre ait bir masal. 

Hep yarım hep geç

Kitabı çalıştığı zamanları hatırlıyorum. Havada yaz rehaveti. Baron Seropyan geniş balkonu hortumla bir güzel sulamış. Taşlardan anında serinlik yükseliyor. Her yıl birkaç kez yaptığım üzere ben de Kınalıada’nın tepelerindeki bu eve gelmişim. Balkondaki, daha doğrusu bu ferahfeza taraçadaki salıncaklı kanepedeyim. Baron Seropyan sağımdaki masada oturmuş, bir tomar kâğıdın arasında çiziktiriyor her zamanki gibi. Güvendeyim.

O son olduğunu bilmediğim yaz, o kâğıt tomarları üzerinde, işte bu sevda masallarını tercüme ediyordu Sarkis Seropyan. Bense daha kaç yaz böyle yanında oturup salıncağımda sallanacağıma dair tuhaf bir özgüven içindeydim. İnsan, alışan bir varlık.

Sonra elimde o çevirileriyle tek başıma çalışırken buldum kendimi. Gidenler ve arkalarından hazırlanan kitaplar başlıklı oyunun yeni bir perdesinde. Çünkü bu gidenler hayat içerisinde kendi egolarının değil işin gücün, paylaşmanın derdindeydi hep. Sıra haklarını teslim etmeye geldiğinde hep çok geçti. Hep çok geç.

Direnci selamlamak

Kitabın yaratıcısı Sarkis Seropyan, sunuş yazısında “Bir Ermeni masalını iki Kürt masalıyla harmanlayarak ‘Kardeş Masallar’ diye kaydettiğim bu dosyayı Kürt edebiyatı dostlarına, Dersimli Ermenilere ve halkların bir arada yaşaması için mücadele edenlere armağan ediyorum” diyordu.

Kitabı yayına hazırlayan Rober Koptaş da aynı yaklaşımla sevdada buluşan bu masalların yarattığı heyecanı şöyle paylaşıyor: “Üzerinde bulunduğumuz topraklarda yaşayan Türkler, Kürtler, Ermeniler, Rumlar, Süryaniler, Yahudiler, Lazlar, Çerkesler, Aleviler, Araplar ve daha pek çok topluluk da, müşterek veya özgül anlatılarıyla ortak kültürümüzün harmanına kendi paylarını getirdiler. Zaman zaman, özellikle devletçi ve milliyetçi bakış ve pratiklerin sonucu olarak tektipleştirilmeye çalışılsa ve sesi kesilmeye çalışılsa da, bu ortak kültür ve onun kolları, varolmayı, yaşayıp nefes almayı, dönüşüp gelişmeyi bildi, kuruyup yok olmadı. İşte ‘Aşiq û Maşûq: Ermenice Kaynaklardan Kürt-Ermeni Aşk Masalları’, hem bu direnci selamlamak hem de halklar arası ortaklıklara, dayanışma duygularına vurgu yapmak amacıyla hazırlandı.”

Sarkis Seropyan, türlü katliamlarla ve nihayet 1915 Ermeni Soykırımı’yla son verilen bir eski hayatı, siyasi söylemlerden bağımsız, taşıyla, toprağıyla, mitolojisi, masalı ve ille de halkların belleğine kazılı hakikatle ve özellikle de sevgiyle, aşkla anlatmayı tercih etti. Bu da bize son mirası. Emeği ve varlığı için sonsuz şükranla…

Fotoğraf: Berge Arabian

;

Yorum Yazın

Email adresiniz yayınlanmayacaktır.

Henüz yorum yazılmamış