Aşk hiç biter mi?

Aşk hiç biter mi?

Müzik ve şiirin büyüsü, ilk karşılaşılan anın duygusunu içinde hep saklı tutması. Yıllar geçtikçe kimi şarkılara kimi şiirlere değişmiş hallerinizin izleri de siner. Katmanlaşır. Size şu hayattaki küçük hikâyenizi anlatır. Ne kadar değiştiğinizi. Ne kadar aynı kaldığınızı. Aşk gibi.

Aşk içimizde saklı hazine sandığımız. Kapağı bir insansan sebep açılamayagörsün, içinden çıkan güç dünyayı dönüştürmeye aday. Şu hayatta en büyük dönüşümlere vesile olanların ne yaparlarsa aşkla yapmış olmaları bundan. En çok aşktan korkulması, en çok onun aranması, bundan. Peki ya aşk biterse? Ezginin Günlüğü, sözü ve müziği Nadir Göktürk’e ait, o naif, o hiç eskimeyen “Aşk Bitti” isimli şarkısında bu durumu anlatır. Aslında aşkın nasıl bitimsiz olduğunu.

Aşk bitti
Elimden sanki minik bir balık kayıp gitti
Aşk bitti
İçimden sanki bir şeyler kopup gitti

Bir kandırılmışlık, bir buluttan düşme halidir bitiş. Elden bırakılış. Eli bırakış. Sonu gelmez bir düşmedir, sana çarpacağın ânı özleten. Çünkü düştükçe iç organların paralanır. Oysa yüzeyin nasıl da sakindir. Donuk ifadenle süzersin ölümlü dünyayı. Sana bir zaman ölümsüzlük yaşatılmıştı. 

Aşk hiç biter mi
Hiçbir şey olmamış gibi
Boşlukta kaybolup gider mi
Aşk hiç biter mi

O kudreti unutamazsın. Her şeye muktedir olma hissini. Hayatın damarının içinden geçişini. Ayakların lavlı mağma, başının gök kubbe oluşunu. Nasıl hayat ölümle sonlanmıyorsa, aşk da ayrılıkla noktalanmaz. Geceden kalma küle gömülen o son közler gibi aşk da yine kor keseceği sabahları bekler. Bir nargileyle sönmüşse, demlik ya da cezve altında alevlenir. İçimizde olan, varlığımızı tanımlayan şeydir. Nereye kaybolabilir ki?..

Kalır adımızla
Bir sokak duvarında
Bir ağaç kabuğunda
Bir takvim kenarında 

Kalır bir çiçekte
Bir defter arasında
Bir tırnak yarasında
Bir dolmuş sırasında

Aşk ayrıntılarda saklıdır, kendini küçük ve başkaları için önemsiz şeylerde var eder. Birlikte yenilmiş gofretin ambalaj kâğıdı, bir sinema, konser bileti, ille de kurutulmuş bir çiçek ilgisiz defter-kitapların, eski ansiklopedilerin, sözlüklerin arasına sıkıştırılır. İlk sayfasına yazılanlarla kıymetlenmiş kitaplar gözden ırak bir yerlere itelenir. Sonra, belki de yıllar sonra, bir taşınma, yerleşme faslında ya da işte boş bir günün orta yerinde sebepsizce girişilmiş temizlik faslında karşımıza çıkıverir. Her şeyiyle geri gelir. Kavgaları hatırlarız. Hani hırsımızdan başparmak kenarını kanatmış, kaşımızı, kirpiğimizi yolmuş, saçımızı kısacık kesmiştik. Hani gitmiştik, bir daha dönmemeye yemin etmiştik. Geçmemiş geçmiş, şimdiki zamanın orta yerine gelir yerleşir. Nefesimiz kesilir. 

Kalır bir odada
Bir yastık oyasında
Bir mum ışığında
Bir yer yatağında
Aşk hiç biter mi

İtiraf ederiz işte bitmediğini. Bizden geçmediğini. Her zerremizle nasıl birbirimize karıştığımızı, tanrılar tanrıçalar katına vardığımızı, unutmuş gibi yaptığımız her ayrıntıyı yeniden yaşarız. Birlikte uyuduğumuz, birbirimizin rüyasına karıştığımız günleri geceleri biliriz. Hani şu kendimize özgü takvimler yaptığımız, matruşka dünyalar kurduğumuz zamanları.  

Kalır bir kitapta
Bir masal perisinde
Bir hasta odasında
Bir gece yarısında

Hatırlarsın. Aşk emekti. Emek hakkını ister. Birlikte güldüğün, ağladığın, korktuğun, uçtuğun zamana ihanet etmemeni. Aşkı inkâr etmeye yeltensen, bütün bunları yaşayan kendinden de vazgeçeceksin çünkü. Aşk, buna izin veremez.

Kalır bir durakta
Yırtık bir afişte
Buruk bir gülüşte
Dağılmış yürüyüşte
Aşk hiç biter mi

Bir dönemin mutlulukları arı gibi sokar insanı. Her şey çağrışım sebebidir, unutmamak senin kendine ve hayata borcun. Aşk, yoldaşlıktır, mücadeledir çünkü birini sevmek, o sevginin hakkını vermek de doğrudan siyasi bir eylemdir. Göze alır, göze batar, gözden çıkarır eşlik edemeyenleri.

Kalır bir pazarda
Bir kahve kokusunda
Bir tavşan niyetinde
Bir çorap fiyatında

Eski zaman çarşıları, şehrin kuytu sokakları aşka tanık oldukça koku, tat, bakış, gülüş biriktirirsin. Aşk, cevizden, eski bir sandıktır. Dağılmış parçalarını orada toplar, birilerinde unuttuğun eksik yanlarını, senden çalınanları oradakilere bakıp anlarsın. Sandığın kapağını bir açtın mı, daha da kapatamazsın.

Kalır bir yosunda
Bir deniz kıyısında
Bir martı kanadında
Bir vapur bacasında
Aşk hiç biter mi

Hadi hazır daha fırsatın varken bir vapura atla şimdi. Hayattan kaçak zaman çalabildiğin, aşkın halinden anlayan vapura. Denizle gök arasında kal, yola çıktığın iskele ile varacağın durak arasında, geçmişle gelecek arasında. İçinde hissedebildiğin aşka şükret. Senden çalamadıkları şeye. Özüne. Yıkan ve yaratan sevişmelerine. Ezel ve ebed olan şu fani ömrüne… Şükür, aşk hiç bitmedi. 

;

Yorum Yazın

Email adresiniz yayınlanmayacaktır.

Henüz yorum yazılmamış