reklam

Alman Yayıncılar Birliği Başkanı: Erdoğan halkın fikirlerinden korkuyor

Alman Yayıncılar Birliği Başkanı: Erdoğan halkın fikirlerinden korkuyor

Alexander Skipis, Alman Dışişleri’nin Türkiyelilere siyasi iltica hakkı tanıdığını söyledi.

Türkiye hükümetinin şu sıra Almanya ile “sıkı dost” olduğu söylenemez ama aramızdaki diyaloğun sıklaştığı gerçek.

Şansölye Merkel’ın yıl ortasındaki sıralı ziyaretleri ve karşılıklı açıklamaların ardından, dün Alman Dışişleri Bakanı Frank-Walter Steinmeier, Türkiye Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu ile bir araya geldi. Onlar Ankara’da görüşürken, kültürel boyuttaki diğer buluşma İstanbul’da sürüyordu.

Malum, 20 Kasım’da sona erecek Uluslararası İstanbul Kitap Fuarı’nın bu yılki onur konuğu Almanya; ve onlar yalnızca yayınevleri, yazarları ve kitaplarıyla değil, ısrarlı bir “Aslı Erdoğan gündemi”yle geldiler. 

Bu kapsamda 13 Kasım Pazar günü, Almanya ve Türkiye Yayıncılar Birliği ortaklığında “Söz ve Özgürlük İçin” başlıklı panel düzenlendi. Ayrıca Alman yayıncılar, 14 Kasım Pazartesi günü, Cumhuriyet gazetesini ziyaret etti ve Aslı Erdoğan ile Necmiye Alpay’ın tutuklu bulunduğu Bakırköy Kadın Kapalı Cezaevi önünde özgürlük nöbetine katıldı.

Aralarındaki en dikkate değer kişi Alman Kitap Basım ve Yayıncıları Derneği Borsa Birliği Başkanı Alexander Skipis’di. 

Skipis panelde net ifadelerle, Aslı Erdoğan’la simgeleşen tüm tutuklu yazar ve gazetecilere desteğini iletti. Cezaevi önünde yaptığı açıklamada da “Her yerde, özellikle Almanya’da ve Avrupa Parlamentosu’nda ulaştıkları tüm güçleri harekete geçireceklerini, Aslı Erdoğan, Necmiye Alpay ve diğerleri serbest kalana kadar durmayacaklarını” aktardı. 

‘Endişeli, bunalmış, çaresiz insanlar gördüm’

Alexander Skipis ile panel sonrası görüşme fırsatı buldum ve ilk olarak, Türkiye’nin yakından nasıl göründüğünü sordum.

“Burada endişeli, bunalmış, korku içinde insanlar gördüm, sanki insanlar kendilerini çaresiz hissediyorlar,” diyerek söze başladı:

“Benim için önemli olan şu; önce burada ne olup bittiğini anlamam gerekiyor. Buna çabalıyoruz. Aynı zamanda bütün çalışmalarımızla kamuoyu oluşturmak istiyoruz. Oluşturalım ki Türkiye’deki meslektaşlarımıza destek verebilelim. Çünkü dayanışmaya ihtiyaçları var ve onları unutmadığımızı göstermek istiyoruz. Türkiye’de ifade özgürlüğünün durumu facia! Bütün bunlar da Türkiye’nin özgür bir devlet olmadığını gösteriyor.” 

Mevcut durumu anlayabildiniz mi, diye araya girdiğimde “Anlıyoruz” dedi: “Erdoğan halkın fikirlerinden korkuyor. Bu yüzden o fikirlerden kaçıyor.”

‘Cesaretinize hayranım’

Panel sonundaki soru-cevap bölümünde dinleyiciler Alman konuklara ardı ardına şunu sordu: Peki şimdi ne yapacaksınız? Dönünce başka neler yapacaksınız? Skipis’in dediği gibi, sanki iç dinamiklerden umut kesilmişti.

Görünen o ki çözümü sizden bekliyorlar, dedim: Bu size ne hissettiriyor? Uluslararası kamuoyunun bu tür durumlarda gerçekten yaptırım gücü var mı? 

“Uluslararası toplum burada olup bitenlerle ilgili kendi duruşunu açık açık ifade ederse yardımcı olabilir” dedi, ve ekledi:

“Öte yandan, Türkiye’deki meslektaşlarımızın cesaretine gerçekten hayranım. Her şeye rağmen, bütün baskılara rağmen konuşuyorlar. Düşüncelerini korkmadan ifade ediyorlar ve sanırım en doğru yol bu. Çünkü ancak böyle özgür bir Türkiye’ye kavuşabilirsiniz.”

‘Biz bu zor zamanları yaşadık’

Bilindik hikâyedir: Nazi döneminde akademisyenler, aydınlar Almanya’dan kaçıp Türkiye’ye sığınmıştı. Şimdi tersine bir göç söz konusu. (Öyle ki Almanya’da bir ‘elit diaspora’ oluşmaya başladığı konuşuluyor.) Panelde de Skipis, Almanya’nın Türkiyelilere siyasi iltica vermeye hazırlandığını söylemişti. Görüşmemizde bu sözüne açıklı getirdi: 

“Bizim Dışişleri Bakanımız Frank-Walter Steinmeier, sizlere siyasi iltica hakkı tanıdı. Alman tarihinde bu korkunç zamanı yaşadık biz. Onun için burada yaşananları, sizlerin neler hissettiğini çok iyi anlıyoruz.”

‘Düşünürler toplumla bağını kaybetti’

Skipis’in paneldeki konuşmasında vurgulardan biri “entelektüel elit”in halkın üzerinde artık söz sahibi olmamasıydı. 

Türkiye’de on yıllardır bu konuyu tartıştığımız aktardım. Aydınlar ile halk arasındaki uçurumun derinleştiğini söyledim. Acaba Almanya’da benzer bir durum yaşanıyor mu?

“Korkarım entelektüeller ile orta sınıf arasındaki ayrım her gün daha da büyüyor” dedi:

“Entelektüeller onlardan umut edileni yerine getiremiyor ve düşünürler toplumla bağını kaybetti. Bu bizler için çok tehlikeli bir gelişme ve maalesef birçok ülkede aynı değişimi görüyoruz.”

‘İlginç ikileme yanıtım yok’

Başta da aktardığım gibi Alexander Skipis, Alman Kitap Basım ve Yayıncıları Derneği Borsa Birliği Başkanı ve biz bu görüşmesi İstanbul Kitap Fuarı’nda yaptık. Etrafımız yayınevlerinin stantlar ve okurlarla çevreliydi. Türkiye’de yayıncılık pazarının sürekli büyüdüğü söyleniyor ve Almanya için de benzer bir durum söz konusu. Peki nasıl oluyor da kitaba bu kadar talep varken ifade özgürlüğünün alanı hiç genişlemiyor, aksine daralıyor?

Tek cümlelik bir yanıt verdi:

“Doğrusu bu ilginç ikileme ben de bir açıklama bulamıyorum.”

 
;

Yorum Yazın

Email adresiniz yayınlanmayacaktır.

Henüz yorum yazılmamış