Advertisement

Aile maile matitas

Aile maile matitas

Aile, anne, baba, çocuk kavramları tarih boyunca değişip durdu, duruyor…

Aile artık bir kadın, bir erkek, çocuk ya da çocuklardan oluşmuyor. Tek başına, kendilerinin olan ya da olmayan çocuk ya da çocuklarla yaşayan erkekler, özellikle de kadınlar var. Eşcinsel birliktelikler, evlilikler kabul görüyor. Eşcinsel evliliklerde de çocuk evlat edinmek, ya da gerektiğinde evliliğin dışındaki kişilerin rahimlerini, yumurtalarını ya da spermlerini kullanarak çocuk sahibi olmak olası. Araştırmalar eşcinsel evliliklerde büyüyen çocuklarla, bir erkek ve bir kadınla büyüyen çocuklar arasında kaygıya neden olacak bir ayrım göstermiyor.

İnsanlar değişik nedenlerle çocuk sahibi olmayı ya da olmamayı seçebiliyor. Çocuk sahibi olmamak denli olmanın da bencillik, benmerkezcillik olduğunu söyleyenler var. Çocukla ilişkimiz de sahip olmak üzerinden kuruluyorsa, birçoğunun dünyaya çocuk getirmemeyi seçmesi aslında pek de şaşılacak bir şey değil.

Çocukların, özellikle devletin kadınlara, ailelere destek olmadığı ülkelerde, özellikle çocuklar ekseninde belli bir tüketim, belli bir beklenti düzeyine mahkûm orta sınıflarda nasıl zamana, emeğe, paraya mal olduğu artık açıkça söz konusu ediliyor. Çocuklar yaşanan mekânla olan ilişkiyi, çevrelerindeki büyüklerin, anne babalarının, ebeveynlerinin ilişkilerini değiştiriyor. Kişiler, çiftler artık belki de çocuklar dolayısıyla değil, başka biçimlerde tüketmeyi, ilişkilerinin çocuk olmadığı zamanlarda nasıldıysa öyle sürmesini yeğleyebiliyor.

Öte yandan çocuk yapmayı hayatlarında bir şey yapmış olmanın, kendini sürdürmenin, belki ölümü yenmenin, insanlığa, ülkesine, topluma, milletine, ırkına, ailesine karşı yükümlülüğünü yerine getirmenin başlıca yolu, dahası gereği gibi görenler de var. Yaşlıların emekli maaşlarını çalışan genç nüfus ödüyor. Nüfusları yaşlanan batı ülkeleri daha doğudaki ya da güneydeki, nüfus artışı süren ülkelerden gelenlerle nüfuslarını ve üretimlerini desteklemeyi umuyor. Bu bir tür “istemem, yan cebime koy” hali sanki. Kimilerince de çocukların dünyaya illa da akılcı, mantıklı, açıklanabilir nedenlerle getirilmesi gerekmiyor. Âşık olmak gibi.

Bir çocuğun yumurtasını veren bir annesi, spermini veren bir babası, onu rahminde büyütüp doğuran bir annesi, bir de biri kadın, biri erkek ya da ikisi de kadın ya da erkek olabilecek yasal ebeveynleri olabiliyor. Böylece, bir çocuğun dünyaya gelmesinde beş kişinin katkıları söz konusu olabiliyor. Yasalar, yürütme bu duruma ayak uydurmaya çalışıyor.

Spermsiz çocuk yapılabileceğinden söz ediliyor. Böylece kadınlar isterlerse erkeklerle uğraşmadan (evlenmeden, birlikte olmadan, cinsel ilişkide bulunmadan) çocuk sahibi olabilecek. Belki kadın yumurtası olmadan da çocuk yapmanın bir yolu bulunacak. Erkekler ilk aşamada hiç olmazsa bir kadının rahmini ödünç almak durumunda kalacaklar. 

Sonuçta çocuk yetiştirmek, eğitmek, büyütmek için, artık aileye gereksinim duyulmuyor. Aile okul, ordu, hapishane gibi gitgide daha açık şeçik biçimde düzenin yeniden üretilmesinin (ideolojik) araçlarından olarak belirginleşiyor.

Irkın artık genetik yapıya değil, kişisel isteğe, eğilime bağlı olması gibi, kız ve erkek çocuklar dünyaya gelmelerine katkıda bulunan birinin ya da birilerinin soyunu yine isterlerse sürdürecekler. Soyun sürmesi, dölden, yumurtadan bağımsız olarak düşünülebilecek, özellikle erkeklerin tekelinden iyice çıkacak.

Ne olursa olsun, çocuk sahibi olmak isteyen, “biyolojik saati” tik-tak eden kadınlar, soyunu sürdürmek isteyen erkekler, “torun sevmek” isteyen büyükler istediklerini başka birilerine gereksinim duymadan, mahkûm olmadan, aynı zamanda da başkalarına dayatmadan gerçekleştirebilecekler.

Kadınlar ütopyasının ipuçları buralarda olabilir. Bunun ataerkil toplumlar için ne anlama geleceğini bir düşünün! Türkiye’de sperm bankalarının bile yasak olması boşuna değil. Ataerkil düzenlerin, özellikle de ataerkil erkeklerin kadınlara, çocuklara sahip olmaktan kolay kolay vazgeçmek istememesi hiç de şaşırtıcı değil.

 
;

Yorum Yazın

Email adresiniz yayınlanmayacaktır.

Henüz yorum yazılmamış