5 Nolu’nun kadın yüzü...

5 Nolu’nun kadın yüzü...

12 Eylül 80 darbesinin hemen sonrasından ‘90’lı yılların başına kadar, on yıllık zaman dilimi içindeki Diyarbakır 5 Nolu Cezaevi üzerine geriye dönüp baktığımda epeyce kitap yazıldığını bir kez daha yeniden hatırladım. 

Sadece kitaplar mı? 

Değil tabii ki...

Belgeseller, konu bazlı sergiler, dizi filmler ve bir iki sinema filmi üzerinden yeniden hatırlatmaları da mutlaka dillendirmek gerektiği kanısındayım.

Diyarbakır 5 Nolu her defasında yeniden gündem tuttuğunda en çok insan aklının tıkandığı, kendine insanım diyenin o zulme hem de zulmün en katmerlisine günün gecenin bütün zaman dilimince nasıl dayanabildiğini düşünürüm.

Düşünün işin başında oranın adeta kralı, padişahı, imparatoru olduğunu varsayan, bu “özel görev”e sınırsız yetkiyle geldiğini / getirildiğini her fırsatta dillendiren bir “hasta ruh”...

Öylesine bir “hasta ruh” ki, sadece işkence etmenin zevkini yaşamayı değil, işkenceye tabi tuttuğu politik tutsakları bir gün istediği düşünsel şekle de sokacağına yürekten inanmış ve orayı bir ıslahat okulu gibi düşünen biri!

İşte, adına “Diyarbakır 5 Nolu Zindanı” da denen ve kötülüğüyle bütün zamanların en namlı on hapishanesinden biri olan bir zulüm / ölüm mekânından söz ediyoruz...

Bu anlatı ve izahatı istediğiniz kadar yazarak uzatmak mümkün.

Ama iyisi mi, sadede gelmek!

Bir ilk kitap, bir başlangıç

Bugüne kadar 5 Nolu üzerine genellikle erkekler konuştu ve yazdı. 

Nedense 5 Nolu’nun kadın tutsakları hemen hiç yazmadı. Çok az konuştular.

Halbuki yaşanan onca zulümden bugünlere kalanlara baktığımızda 5 Nolunun kadın tutsaklarının hayli kararlı ve direngen bir tavır gösterdiğini biliyoruz.

Kimi belgesellerdeki konuşmalardan, zaman zaman basına röportaj veren kimi eski kadın tutsakların söylediklerinden bunları biliyoruz tabii ki!

5 Nolu’nun en acımasız günlerinin gencecik kadın tutsaklarından biri olan Rahime Kesici Karakaş, benim bildiğim kadarıyla ilk kez 5 Nolu’nun kadın koğuşu / koğuşları üzerinden kadın gözüyle 5 Nolu’yu yazıyor, anlatmış oluyor.

Gündelik hayat, arkadaşlık ilişkileri, görüş günleri, kadın olmanın hapislikteki zorlukları, ölümü hep yakınında hissetmek ve daha neler...

Umuyor ve diliyorum ki, Rahime Kesici Karakaş'ın bu cesur yol açıcılığı diğer kadın tutsakların da yazma dürtüsünü kamçılar.

Gelecekte bir “insan hakları, yüzleşme ve hafıza müzesi olacaksa Diyarbakır 5 Nolu mahpusu; bunda Rahime Kesici Karakaşın ve arkadaşlarının eminim payı büyük olacak.

Bu vesileyle bir ilk kitap “5 Noluda Kadın Olmak kitabı iyi bir başlangıç...

Haziran 2017 Diyarbekir 

;

Yorum Yazın

Email adresiniz yayınlanmayacaktır.

Henüz yorum yazılmamış